Geçmişte; "CHP'de Neler oluyor?" sorusuna öyle veya böyle bir cevap verilebiliyordu amaartık verilemiyor. Çünkü , eski klasik statükocu CHP bile değil. Bırakın Atatürk'ün partisi olmayı Baykal'ın çok eleştirilen CHP'si bile mumla aranıyor.

Çünkü CHP, siyaset üretmediği gibi sol marjinal siyasi aktörlere teslim olan, FETÖ ve arkasındaki güçlerin siyasi argümanlarını kullanan, PKK-HDP ilişkisini sorgulamadan makulleştiren bir parti olup çıktı.
Bu gerçek ne yazık bir günde oluşmadı. Koca bir sosyoloji "siyasi şizofreni"ye dönüştürülürkensusanlar, şimdi "İçimiz acıyor" diye gözyaşı dökseler de işe yaramıyor.
İş çığırından çıktığı için CHP'de tam bir siyasi çöküş yaşanıyor.
Eskiden CHP'de siyaseten birbirlerinden biraz farklılıkları olan ekipler, Ecevit'in deyimiyle "hizipler" vardı ve kimin kimi neden desteklediği az çok biliniyordu. Şimdi ise bırakın parti içi muhalefeti, hizipleşmeyi sadece bugünkü yönetim içinde bile neden muhalefet yaptıkları bilenmeyen, birbirlerine ağza alınmayacak hakaretler yapan, garanti belediyeleri kapmak için akıl almaz kumpaslar kuran çok sayıda siyasi aktör ve ekip var.
Başı "Beykoz Konakları" müdavimi Erdoğan Toprak çekiyor. Özellikle 'a Rıza Akpolat'ı aday yaparak örgütü bile ekarte etmeyi başardı.
İkinci güçlü ekibi, 10 Aralık'tan gelen Oğuz Kaan Salıcı ve İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu oluşturuyor. Daha önce de yazdım, bu ekibin öncelikli hesabı belediyelerde güç kazanıp 1 Nisan'a hazırlanmak. , Sarıyer, Esenyurt, Avcılar ve Sancaktepe gibi önemli ilçelerde bu ekip belirleyici oldu.
Üçüncü grup, Tekin Bingöl, Faik Öztrak, Onursal Adıgüzel ve Fethi Açıkel... Bunlara AkifHamza Çebi'yi de eklemek gerekiyor. İlginçtir bu grubun özel olarak bir ilçe almamaları etkili olmadıkları anlamına gelmiyor. Çünkü bu üç grup aynı zamanda birlikte hareket ediyor. Bu noktada ekibin içinde yer alan Fethi Açıkel'in iki kolu olmayan Avcılar adayı Turhan Hançerli için söylediği şu sözler utanç vericiydi: "İki kolu olmayan biri, insana nasıl dokunacak" Bu ekiplerin "Kime karşı?" hareket ettikleri sorusunun cevabı da 4'üncü grubu işaret ediyor. O grubun başını da Engin Altay çekiyor.
Bu ekip ağırlıkla Battal İlgezdi ve Bülent Kerimoğlu'na destek verdi. Ancak burada şu notu da düşmek gerekiyor; bu iki ismin arkasında bizzat Kemal Kılıçdaroğlu vardı.
Tablo gördüğünüz gibi bir hayli karışık ama bu grubun içinde olmasalar da onlarla birlikte hareket eden iki isim daha var: Gürsel Tekin ve Cemal Canpolat... Bir anlamda "düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığıyla hareket eden bu iki isim, belediye başkanlıklarından elleri boş dönse de Kaftancıoğlu'nun il başkanlığından gitmesi için yoğun çaba harcıyor.
Son iki grup ise kamuoyunda bilinen Muharrem İnce ve İlhan Cihaner'in başını çektikleri grup. Bu gruplar PM'de etkili olmadıkları için esamileri bile okunmadı. Onlar, 31 Mart gecesini bekliyor.
Gördüğünüz gibi CHP'de siyaset değil, çıkar savaşları var.
Yeni çekim merkezi DSP mi?
CHP içinde yaşanan kargaşa yeni bir siyasi çıkışı da motive ediyor. Bu nedenle gözler kısa süre önce CHP'den istifa eden Mustafa Sarıgül'e çevrilmiş durumda. Sarıgül kararını verdi ve 'ye başvurarak Şişli'den aday oldu. CHP içindeki hoşnutsuzluk, Sarıgül'ün gidişi DSP'yi öne çıkartıyor. Denilen şu; DSP İstanbul Büyükşehir'de Mehmet Sevigen'le birlikte 39 ilçede kendi adayını çıkartacak. DSP'lilere göre, Kadıköy'de Selami Öztürk, Beşiktaş'ta İsmail Ünal, Avcılar'da Mustafa Değirmenci, Kartal'da Altınok Öz gibi güçlü isimlerle çıkarsa, yeni bir çekim merkezi oluşabilir.
Durumu Mehmet Sevigen'e sordum. Cevabı kısaydı: "Benim böyle bir düşüncem yok. Ben daha çok CHP'nin durumuna üzülüyorum. CHP bu hale getirilmemeliydi. İnönü ismini bile taşıyamayan bir CHP olamaz."

  • Abone ol