Hocam hocam, diyorlar ki, "Son terör olayları karşısında çaresiz görünen hükümet meydanı boş bırakınca devletin kadim yüzü Cemil Çiçek sahneye çıktı". Mâlum, onbir maddelik bir mutabakat metni hazırlamış sayın Çiçek...

 

-İfade problemli Çekirge; hükümetin tamamen çaresiz göründüğü doğru değil bana göre, haksız; dolayısıyla ortalığın boş kaldığı tesbiti havada kalıyor ama şu ibâre doğru ama; ne diyor, "Devletin kadim yüzü"; evet, Sayın Çiçek, devlet dediğimiz şeyin adeta insan suretinde tecessüm ve teressüm etmiş şeklidir; düşünce tarzıyla, konuyu kavrayış üslûbuyla, temkiniyle, sorumluluğu paylaştırarak hafifletme alışkanlığı ile tam da devlet aklı dediğimiz şeydir ve işte görüyoruz, tecellî etti.

-Sizce bu mutabakat metnini, Başbakan'dan habersiz, kendi inisiyatifiyle hazırlamış olabilir mi?

-Mümkün mü Çekirge, böyle bir şey mümkün mü? Tv tartışmacılarını, gazete yazarlarını bile patronlarına şikayet ettirerek kontrol altında tutmayı isteyen bir Başbakan'ın haberi olmadan, Meclis'in başkanı böyle bir inisiyatif kullanabilir mi? Mümkün değil, fakat şu kadarının doğru olduğuna güvenebiliriz: Sayın Çiçek diyor ki, "Metni Cemil Çiçek olarak ben yazdım" diyor. Ben de aynı kanaatteyim. Başbakan'ın bilgisi dahilinde oturup kendisi kaleme almıştır. Zaten metinde, Cemil Çiçek'in şahsi edâsını taşıyan çok önemli edebî ve siyâsî özellikler var.

-Ne gibi meselâ hocam?

-Bir kere, şahsen ben bu metni tam anlamak için sâkin kafayla üç kere okumak zorunda kaldım. Tam bir bürokrat lisanıyla kaleme alınmış metin. Vuzuh yok. Kanun maddesi gibi, ancak uzman hukukçular ve avukatların anlayabileceği bir ifade karmaşası kurularak metne tumturaklı, ağırbaşlı ve gerçekten ciddi bir şeyden bahsedildiğini ihtar eden bir hava verilmiş. Evet, bu bir Cemil Çiçek klasiği, daha doğrusu devlet aklının kaleme aldığı metin, bunda şekk yok.

-Maddelere geçersek...

-Acele ediyorsun; evvelâ niçin 11 madde diye sormalıydın, notunu kırdım! Bir kere metnin onbir şıkta toparlanması kasdedilen mânânın yazanın zihninde net olmadığını ihsas ediyor. Bana göre bu metin tek maddeden ibaret olabilirdi ve denilirdi ki, "Muhalefet de elini taşın altına koysun- sorumluluğu paylaşsın ve bizi uluslararası platformlarda gammazlamasın!" Bana göre metnin ruhu bu cümledir. Geriye kalan maddeler dolgudan ibaret. Birinci şık, terör mazur görülemez, herkes kınamalı diyor; eh, günaydın; yeniden zikrine hacet var mı? İkinci madde birincinin genişletilmiş tekrarı. 3. madde, "Terörle hukuk içinde mücadele edeceğiz ama muhalefet politikalarımızı onaylasın, mızmızlanmasın" maddesi. 4. madde sivil toplumu mindere davet ediyor, sanki minder dışında imişler gibi... Beşinci madde ilginç, diyor ki, "Terörle mücadele ederken güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarını da hatırlayalım!" İyi de, bu masraflar için bütçe kesintisi mi söz konusudur ki, lüzum duyuldu; var bunun altında bir iş? Bir sonraki maddede, "Şu anayasayı çıkaralım artık, eşe-dosta ayıp oluyor" sitemi var ki haklıdır! 7. maddede hükümetin üniter yapıyı bozmadan mahallî yönetimleri güçlendirmeye niyetli olduğunu anlıyoruz ama daha fazlasına kapı aralanmıyor. Sekizincide "Yurt dışında, ecnebiler önünde tartışmayalım, elâleme koz vermeyelim" deniliyor ki tekrardır. 9. madde şehit ailelerinin durumunu daha da iyileştirmekten bahsediyor; garipsedim bunu ben. Şehit ailelerine verilen ve verilecek desteğe karşı çıkan var mı? 10. ve 11. madde "Kabultü veheptü" maddeleri, "biz bu metni kabul ediyoruz" deniliyor, ne gerek var bu iki maddeye. Metnin altına konulacak imza tasdiktir zaten.

-Hocam, bu ne şiddet, ne celâl?

-Ne şiddet, ne de celâl; sadece melâl ve biz melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. Sana peşinen söyleyim, bu metin, "kamuoyu biraz bunu tartışsın, dikkatler başka yöne dağılsın, bu arada muhalefet partilerini de manevi baskı altına almış oluruz" aklının ürünü. Bir de sağda-solda "Dört parti bir araya gelip konuşalım" diye söylenen CHP genel başkanına, "Hadi gel konuşak" davetiyesi...

-Bir şey çıkmaz diyorsunuz?

-Geçelim diyorum, geçelim!..

 

 

[email protected]  
http://twitter.com/ahmetturanalkan 

  • Abone ol