2012 yılı Türkiye değerlendirmesi amacı ile bir rapor hazırlasanız, durumu ifade etmek için Roboski tek başına yeter.

Roboski katliamını hukuki açıdan diğer olaylardan en önemli özellik sınır ötesi operasyon olmasıdır. Konunun bu boyutunu görmezlikten gelen hiçbir tartışma anlamlı değildir. Sınır ötesi operasyonların sorumlusu doğrudan hükümettir. Başbakan yargılanmadıkça bu katliamın soruşturulmasında  adil bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Ya başbakan kendi siyasi iradelerine rağmen böyle bir operasyonun yapıldığını kabul edecek ya da siyasi sorumluluğunun hukuki sonuçlarına katlanmayı göze alacaktır. Bu iki ihtimal dışında bir sonucu makul gören, içine sindiren herkes katliamın suç ortağıdır.

Bir yıl boyunca etkin bir idari soruşma söz konusu olmadığı gibi, tutuklu yargılanan kimse de yok. Aksine “Roboski ile yatıp Roboski ile kalkan” aile üyeleri her gittikleri şehirde gözaltına alınıyorlar. Hem bu konu “Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmayacak” deyip hem “kürtaj” benzetmesi yapmanın kendisi iktidarın ruh halini yansıtıyor.

Hiçbir hukuki bağlayıcılığı olmayan meclis komisyonu raporunun bile bir yıl içinde tamamlanamamış olması her şeyi ortaya koyuyor.

Bu tablo bir sistemin iflasının ilanı niteliğindedir. Toplumsal muhalefetin ne denli anlamlı ve etkin rol üstlenebildiği konusu ise Roboski vesilesi ile bir kez daha ve son derece açık biçimde sorgulanmalıdır. İktidar üzerinde caydırıcı bir baskı grubu olmadıkça bir ülkede demokratikleşme söz konusu olmayacaktır. Sendikaların, medyanın, siyasi partilerin toplumsal talep ve mücadelelere öncülük edebilmesi, taşıyıcı rol üstlenmesi beklenir. Bu sorumluluğu taşıyamayan  muhalefet dinamikleri güven kaybına muhatap olur, umut odağı olma imkanının tümüyle kaybeder.

2012 yılına damgasını vuran Anayasa yazımı süreci de aynı fotoğrafı görmemizi kolaylaştırmıştır. Toplumsal  beklentilere cevap veremeyen siyasetin, toplumun geleceğine dair söz söylemek hakkını tekelinde tutması asla kabul edilemez. Anayasa yazım sürecini sistem içi denge ve güç ilişkileri ile şekillendirme girişimi ciddi ve etkin bir toplumsal muhalefet ihtiyacını dayatmaktadır. Siyasetin dili, imkanları, siyasal karar süreçlerine toplumsal müdahale araçları masaya yatırılmadıkça, toplumsal çabaların karşılık bulması mümkün olmayacaktır.

Bu arayış ve tartışmaları daha sistematik biçimde yürütmek üzere yılın ilk hafta sonu,  5 Ocak cumartesi günü Ankara’da Maltepe Yılmaz Güney sahnesinde buluşacağız. 2013 yılının Türkiye ve bölge halkları için bir kazanım imkanı sağlaması bu tartışmayı yaygınlaştırmakla söz konusu olabilir. Bu arayışı somut çalışma platformlarına dönüştürmedikçe bırakın Roboski’nin sorumlularından hesap sorulmasını, yeni Roboskiler yaşanmasını bile önlemeye güç yetiremeyeceğiz.

  • Abone ol