'Aceleye gerek yok zamanımız bol' diye düşünülerek olacak 2005 yılında çıkarılan 5378 sayılı özürlülere ilişkin düzenlemelerin yapılmasını emreden yasanın yürürlük maddeleri üç yıl ertelenmiş bulunuyor.

Bianet'in konuyu ilişkin yayınına göre 'ertenelecek hükümler' söz konusu yasanın 'geçici 2. ve 3. maddeleri'. Şu maddeler yani:

'geçici madde 2- kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmî yapılar, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılar bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde özürlülerin erişebilirliğine uygun duruma getirilir.

geçici madde 3- büyükşehir belediyeleri ve belediyeler, şehir içinde kendilerince sunulan ya da denetimlerinde olan toplu taşıma hizmetlerinin özürlülerin erişilebilirliğine uygun olması için gereken tedbirleri alır. Mevcut özel ve kamu toplu taşıma araçları, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde özürlüler için erişilebilir duruma getirilir.'

Bu maddeler, 18/12/2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 'Engellilerin haklarına ilişkin uluslararası sözleşme'nin bir gereğiymiş.

Özellikle büyük şehirde yaşayanların bu maddeleri okuyunca gülümsememeleri imkansız değil mi? Özellikle büyük şehirler çoktan beri bırakın 'engelliler'i engeli olmayanlara bile cehennem hayatı yaşatan bir alana dönüşmedi mi?

Ama olsun; söz konusu maddelerin 'engelliler'in bu ülkede de hakları olan koşullara kavuşması çok zaman alacağı muhakkaksa da bu yönde bir adımın (yasa) atılmış olması tabii ki olumluydu. Demek ki 'Geçici maddeler'in emrettiği gibi 'kamu kurum ve kuruluşlarına ait resmi yapılar, mevcut yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar (...) bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde özürlüler için erişilebilir duruma' getirilecekti. 'Mevcut özel ve kamu taşıma araçları' da benzer biçimde yeniden düzene sokulacaktı... Türkiye'deki düzeni düşününce bu düzenlemelerin beş yıl içinde gerçekleştirilmesinin boş bir hayalden ibaret olduğunu biliyorduk tabii ki. Ama olsun, yine de bu çok önemli soruna ilişkin bir yasamız vardı artık.

Engelli İnsan Hakları Derneği'nin 'erteleme'ye ilişkin karardan sonra yaptığı açıklama Türkiye'nin bu büyük soruna nasıl yaklaştığını güzel özetliyor:

'1997 yılında çıkarılan 572 Sayılı Kanun hükmünde kararname ile İmar Kanunu'nda değişiklik yapılmış; kamu kullanım alanlarına ve konutlara ruhsat verilmesi, engellilerin erişimine uygun hale getirilmesi koşuluna bağlanmıştı. 2005 yılına gelindiğinde bu yasal düzenlemeye uyulmadığı anlaşılmış; 5378 Sayılı Yasa'yla 7 yıl daha süre tanınmıştı. Yani bu doğrultuda tanınan süre aslında 7 yıl değil 15 yıldır. Şimdi, başta belediyelerin, kamu kurumlarının ve ilgili kuruluşların 15 yılda yapmadığı işlerin 3 yıl içerisinde tamamlanması beklenmektedir.'

Aceleye ne gerek yok zamanımız bol nasıl olsa...

Hepinizin tahmin ettiği gibi bu gidişle 'üç yıl' sonrası içinde umutlanmak imkansız. İmkansız, çünkü ortada geçen beş yıl içinde konuya ilişkin gerçekleştirilmiş göze dokunur bir gelişmeden eser yok. Mesela 'engelliler' açısından İstanbul'da geçen beş yıl içinde hangi iyileştirmelerin sağlandığını hatırlamaya çalışın. Gösterebileceğiniz doğru dürüst bir örnek geliyor mu aklınıza...

Yasanın yürürlük maddelerinin üç yıl ertelenmesi üzerine bir büyük şehrin 'Minibüsçüler Odası' diyebileceğimiz bir oluşumundan şu açıklama geldi: 'Üç yıl içinde minibüsler engelli vatandaşlara uygun hale getirilecektir:'

'Tatsız bir şaka' gibi değil mi bu açıklama? Demek üç yıl içinde sadece toplu ulaşımda kullanılan 'halk' ve belediye otobüsleri değil 'minibüsler' de 'engellilerin' kullanabilmesine uygun bir donanıma kavuşacak!

Besbelli ki bu ülke 'yasa ve gerçeklik' arasındaki bağı hepten unutmuş görünüyor.

Konuya ilişkin bir örnekle bitireyim yazıyı: Biliyorsunuz İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde 'halk'ın kullandığı özel 'halk otobüsü'diye adlandırılan toplu taşıma araçları bulunuyor. Bu araçların 'plaka değerleri'nin milyon liralarla ifade edildiğini de biliyorsunuz. Ama nedense, bu plakaları-hatları çok değerli otobüsler -hâlâ- şehirlerarası otobüslerin en alt sınıfına girecek türden araçlar. Neden acaba? Madem ki bu araçlar bu derece değerlidir, belediyelerin bu 'özel' araçları olması gerektiği gibi bir düzene sokması ve hatta 'engelliler'e yönelik donanımların bu 'özel' araçlarda zorunlu hale getirilmesi niçin akla gelmemektedir? Bu araçları kullananların –adı üzerinde- 'halk' olmasından mı yoksa?

  • Abone ol