İsimlerini zikretmek istemediğim yazarlar: Yılmaz Özdil, Yazgülü Aldoğan, Ali Ünal ama mecburen zikredeceğim, sorumluluk onu ön görüyor!

Yılmaz Özdil ve Yazgülü Aldoğan, acılı insanlardan haya ettiğim için alıntılamadığım ayrıca insanlığa kötü örnek olmak babında zikredilmemesi gerektiğine inandığım bu nedenle de burada paylaşmadığım çok çirkin şeyler söylediler Soma'da hayatını kaybeden insanlar arkasından. Kendileri nefret dolu, nefret söylemi dillerine pelesenk olmuş kişiler olduğu için onların bu tip çirkin çıkışlar yapması şaşılacak bir şey değil, hitap ettikleri kitle de sessizliklerini koruyarak dilsiz şeytan olduğu için durum gayet net, acı ama şaşırtıcı değil. Beni şaşırtan isim Ali Ünal.

Ali Ünal'ın Zaman gazetesinde "Musibete Davetiye" başlıklı yazısı yayımlandı. Okudum. İnanamadım. Bir daha okudum. Bir daha... Yazıda özetle Ali Ünal; Ak Parti'ye oy verenlere bu ceza müstehak demeye getiriyordu, bu acı olayı, orada canını kaybeden ve onların ailelerine ve bu ülkeye siyasi tercihinizden dolayı helak oldunuz demeye getiriyordu, Allah'a zan isnad ediyordu. İsrailoğulları'ndan azgın olanların, Allah'a isyan sebebiyle helak edilenlerini örnek veriyordu. Ne kadar da vahim… Ne kadar da acı… Bir Müslüman doğal olmayan bir kazaya nasıl sünnetullah/Allah'ın kanunu diyebilir, Allah'a nasıl zan isnad edebilir, Ak Parti nefreti bir Müslüman'ı bu kadar mı kör eder?

"Yahudileşme" diye bir kavram var, Kur'ân-ı Kerim, İsrailoğlulları'nın azgın ve isyankar olanlarına karşı Allah'ın kendilerini helak etmesinden bahseder. Bu helakı hak eden İsrailoğlulları'nın azgınlarının azgınlıkları: Allah'a isyan, kibir, peygamberlerine zulüm gibi büyük günahlar neticesinde gerçekleşmiştir. Ayrıca Kur'ân-ı Kerim'de İsrailoğlulları'nın kendilerinden emin olduklarından yani "seçilmiş" olduklarını zannettiklerinden de bahsedilir. İşte bu seçilmişlik yanılgısı onların helak edilme nedenlerinden biri, "Yahudileşme" kavramı içinden bir sıfattır. Kendinden emin ve seçilmiş olduğunu zanneden, Allah katında kendinin imtihanını vermiş bir kul olduğundan emin olan -Allah muhafaza- her kul bir çeşit Yahudileşme gafletindedir. Beddua ederse tuttu zanneder, hata yapmıyorum zanneder, kendi dışında hiç kimse yok zanneder, bunların hepsi çeşit çeşit Yahudileşmelerdir... Allah cümlemizi muhafaza buyursun zira bu zillet kişi kendi için "hiç hata yapmıyorum" yanılgısındayken sardığı için tespiti ve ıslahı en zor olan ruhi hastalıktır.

Gelelim kendi acı meselemize; doğrusu merak ediyorum, hangi vicdan acı bir şekilde kaybettiğimiz kardeşlerimize ve onların acılı ailelerine "siz bunu hak ettiniz" manasına gelen sözler söyleyebilir, Ak Parti'ye olan nefretiniz aklınız önüne geçti de insanlığınız da önüne mi geçti? Hadi o insanlara Ak Parti'yi tercih ettikleri için bu acıyı müstehak gördünüz de hiç mi Allah korkunuz yok da Allah'a zan isnad ediyorsunuz? Siz masum insanları nasıl helakı hak eden bir güruhla eş tutarsınız? Dahası helakın gereği Allah'ın alanıdır, helakın gereğini bu acıya yansıtıp nasıl oluyor da Allah'ın alanına giriyorsunuz? Ve sizi okuyanlar nasıl oluyor da tüm bu ihlallerinize sessiz kalabiliyor?

Ben Rabbim'i Kur'ân-ı Kerim'den tanıdım, onu yegane tanıyacağımız o kusursuz kaynaktan, hem vallahi hem de billahi, Müslümanlığım hakkı için, secdesine başımı koyduğum Rabbim, bunların kendisine zan isnad etmesinden beridir. Merhametlidir. Adildir. Adalet sıfatını kendisine yazmıştır. O yalnızca kendisine karşı küfredenleri helak eder, bu acının Allah'ın kanunuyla bir ilgisi yoktur. Kendi siyasi emelleri yönünde defaatle Allah'a zan isnad edenleri ıslah etmekte mahirdir; ıslah etsin!

Ali Ünal, o vahim yazısının sonunda "...Allah buyuruyor: "Zulmedenlere destek olmayın; yoksa size ateş dokunur." Evet, Hocaefendi'nin duasıyla, "Allah, ülkemizi başka ve daha büyük felâketlerden korusun." diyor. Allah'ın burada zulmedenlerden kastı açık ve net bir şekilde Allah'a karşı küfür işleyenlerdir, Müslümanlar değil. Bu ayeti "hevasına göre tevil" etmektir ki aslen helakı gerektiren hal budur. Ünal yazısını Gülen'in duasıyla bitirmiş, ben şahsen Gülen'i duayla değil "Evlerine ateşler düşsün" bedduasıyla hatırlıyorum. Bu ülkeye ettiği bedduayla... Bilemiyorum, eğer Ünal "Gülen'in bedduası tuttu, bakın görün işte bu yüzden evlerinize ateş dokundu...." demeye çalışıyorsa o halde Soma'nın müsebbibi Gülen'dir, öyle mi? Ben demiyorum, Ali Ünal diyor... Acaba öyle mi?

Sırf Ak Parti'yi tercih ettikleri için onca masuma insana helakı, acıyı müstehak görenler bile helakı ve acıyı hak etmiyor, neden mi? Zira kendileri zalim olsalar bile arkalarında mazlum aileleri olduğu için. Ali Ünal, yazısında Bediüzzaman Said Nursi Üstad'ın sözlerini örneklemişti, kendisine Üstad'ın "Hattâ bir tek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılmaz." sözünü de hatırlatırım.

  • Abone ol