Alan Knight ismini hiç duydunuz mu?

Yazıya bu şekilde girince ister istemez, “Bu Knight denen zat herhalde, bir bilim insanı, bir yazar, bir aktör, bir müzisyen, bir ressam veya bir politikacıdır” diye düşünebilirsiniz fakat yanılırsınız…

Alan Knight aslında sıradan bir hırsızdan başka bir şey değil…

Hayır, aceleyle tahmin ettiğiniz gibi bir AKP’li de değil kendisi… Lütfen önyargılarınızı bir kenara bırakmayı öğrenin artık…

Belki buralarda doğmuş olsaydı onu hemen bakan yaparlardı ama şansına küssün ki, Galler’in Swansea şehrinde yaşayan 47 yaşında kendi halinde bir dolandırıcı sadece…

Knight’ın başından geçenler, daha doğrusu Knight’ın yaşadıkları ve yaşattıkları ise oldukça eğlenceli aslında…

Knight, “Ev alma, komşu al” lafını şiar edinmiş bir “girişimci” gibi davranıp komşusunu 40 bin pound dolandırır…

Polisin kendisinden şüphelenmesiyle birlikte mahkemeye çıkıp yargılanmamak için garaj kapısına çarpıp felç olduğunu ve bu nedenle sürekli kriz geçirip komaya girdiğini söyler…

İşin daha da ilginç tarafı, bu iddialarına aile hekimini de inandırmayı başarır…

Ardından da mahkemeye çıkmamak için iki yıl boyunca tekerlekli sandalyede hayatının rolünü oynamaya başlar…

Üstelik bu süre zarfında engelli yardımı alacak kadar da bir AKP’li siyasetçinin “yaratıcılığına” sahiptir Knight…

Derken 47 yaşındaki “aktör”ün “zaman zaman rahat hareket ettiğini” fark eden doktorlar durumdan şüphelenir ve yetkililere haber verir…

Soruşturma başlar…

Knight’ın süpermarket üyelik kartını kullandığı tespit edilir ve marketin güvenlik kameraları incelendiğinde azılı dolandırıcının gayet rahat bir şekilde alışveriş yaptığı, hatta alışverişten sonra arabasına atlayıp gittiği görülür…

Knight tekrar mahkemeye çağırılır fakat o iddiasında ısrarcıdır ve duruşmaya yine tekerlekli sandalyede boyunluk takarak gelir…

Dava hala devam etmekte…

Fakat yargıcın söylediklerine bakılırsa Knight’ı çok ağır bir ceza bekliyor…

Sizlere, Hürriyet’ten Birce Bora’nın bu haberini anlatmamın nedeni ise çağrışım zincirinin tuhaf sıçramaları sanırım…

Ben R.T.E’yi anlatacaktım, bu dolandırıcı nereden kalemime takıldı bilmiyorum…

Belki yöntemlerin ilginçliğinde bir benzerlik sezdi zihnim…

Tabii R.T.E, Knight’tan çok farklı olarak devletin en üst kademelerine kadar erişmiş biri...

Onu kuşatan hukuki sorunlar da çok daha büyük haliyle…

Dosyalara giren iddialar, ilişkiler, fotoğraflar, tapeler... Evlerde yakalanan milyonlarca dolarlar, para kasaları, yasa dışı yollardan ithal edilen altınlar, kara para aklama zincirleri...

Bunlar işin soygun tarafı…

Bir de “emri ben verdim” dediği Gezi’deki cinayetler...

Sadece ulusal değil, uluslararası suç kapsamına da giren silah dolu TIR’lar...

Kamuoyuna da mal olmuş o kadar çok kanıt var ki ortada... Sanki Türkiye’de bir suç volkanı harekete geçip infilak etti ve lav yerine dosya püskürttü memleketin üstüne…

Bu yüzden, muhtemel bir yargılanmayı önlemek için devletin her kuvvetini kontrol altına almakla kalmayıp bir de deli rolü yapmaya başladı bu aralar gibi geliyor bana…

Son aylarda sigara içenlere “terbiyesiz” demekle başlayıp, cep telefonlarından tahrik olmaya varan “rolü”nü Amerika’yı yeniden keşfetmeye kadar vardırdı…

Yargıdan kaçmak adına ülkenin altını üstüne getirmesi yetmiyor kendisine herhalde ki Knight gibi işi sağlama alıp, “deliye yatma”ya çalışıyor…

Son iddiasına göre Amerika’yı Müslümanlar keşfetmiş…

Bu iddiasından sonra vardığı sonuç ise Küba’ya acilen bir cami yapılması gerektiğiymiş… Artık Küba’da tanıdık bir müteahhit mi buldu bilinmez…

Yazık, İspanyollar da farkında değil karşılarında kimin olduğundan… “İspat edin” diye debelenip duruyorlar…

Sanırım henüz havuz medyasından da haberdar değiller… Ağaçlarla röportaj yapan bir potansiyelin nelere kadir olabileceğini kestiremiyorlar…

İspat konusunda biraz daha diretirlerse, bir gün havuz medyasının gazetelerinden birinde İspanya Kralı’nı ya da Kristof Kolomb’u önünde koskocaman bir “Maşallah” yazısıyla sünnet yatağında görebilirler…

“Uzun”un bu serbest uçuşlarının sonu, “Hristiyanlığı Müslümanlar yaydı” gibi kendi sınırlarını bile zorlayan bir absürtlüğe varabilir…

“Kuzey Kutbu’nu Evliya Çelebi keşfetti”, “Eskimolar aslında derviştir”, “Macellan Mekke’nin yolunu arıyordu”, “Hamlet kaçırılmış bir Osmanlı şehzadesidir” türünden günlük küçük çerezler de bekliyorum kendisinden önümüzdeki günlerde…

Ama asıl bomba bir sabah, “Ben aslında Amerikan başkanıyım” demeye başlaması olabilir…

Sonuçta işlediği dosyalardaki suçlar öyle kolay kolay altından kalkılabilecek gibi değil…

Daha büyük oynaması lazım…

  • Abone ol