Kurtuluş TAYİZ

Akşam Gazetesi



Bookmark and Share

“Kill Erdoğan” pankartının anlamı


27.3.2017 - Bu Yazı 1556 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Avrupa’daki “Hayır” kampanyaları Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtı gösterilere dönüştü. Türk siyasetçilere 16 Nisan yasağı getiren İsviçre, meydanları terör örgütlerine bıraktı. PKK’nın Bern’de yaptığı “Hayır”gösterisinde “Kill Erdoğan” (Erdoğan’ı öldür) yazılı pankart açıldı. Ne yazık ki Avrupa, Türk Cumhurbaşkanı’nın başına tabanca doğrultulmuş pankartlar açılmasından hiç rahatsız değil.

Terör örgütlerinin bu kadar pervasızlaşmasının nedeni şüphesiz Avrupa’dan gördükleri bu destek. Batılı devletlerin veya gizli servislerin desteğini almadan İsviçre’nin başkent sokaklarında Türk Cumhurbaşkanı’nın başına tabanca doğrultulmuş pankart açmak imkansızdır. O tabancayı tutan elin Batı’ya taşeronluk yaptığı da ortada. Ayrıca o tabancanın sadece Erdoğan’ın değil, onu seçen milletin başına doğrultulduğu da açık.

“Kill Erdoğan” pankartını açan PKK, küresel çetenin tetikçi örgütlerinden biridir. Bu örgüt İsveç Başbakanı Olof Palme suikastında da taşeron olarak kullanılmıştı. Palme gibi bir devlet adamının suikastına karışan PKK’ya Avrupa’nın kapılarının hâlâ açık olması ilginç değil mi? Peki Avrupa’nın Türklere karşı PKK’yı desteklemeleri, kollamalarına ne demeli? Küresel çetenin tetikçi örgütü olmasaydı herhalde PKK’ya Avrupa kapıları sonuna kadar açılmazdı. Avrupa’nın göbeğinde devlet adamlarına suikast yapan bir örgütü küreselcilerden başka hiçbir güç barındıramazdı, nitekim öyle de oldu.

Avrupa’nın taşeron örgütler üzerinden tehditler savurmasına elbette şaşırmamak gerekir. Zira Türkiye, avuçlarının arasından kayan bir yıldız gibi Avrupa’nın dümen suyundan çıkıyor. Avrupa bunu bir türlü sindiremiyor. Lozan’da teslim aldığını düşündüğü Türkler, yeniden güçlenmekte ve siyasi olarak da bağımsızlaşmakta. Bu gidişatı durdurmak için yarım asırdır destekledikleri FETÖ ve PKK da sonuç vermedi. PKK’nın iç savaş çıkararak Türkiye’yi Irak ve Suriye’ye çevirme denemesi başarılı olmadı; FETÖ’nün 17-25 Aralık Yargı darbesi ve son olarak da 15 Temmuz’da kalkıştığı alçakça darbe girişimi amacına ulaşamadı. Devlet ve millet Batı’nın taşeronluğunu yapan bu örgütlerin üstesinden gelmeyi başardı.

Avrupa’nın bundan sonra çevireceği gizli dolap da pek kalmadı. Türkiye’ye açıktan tavır alma, diplomatik krizler yaratma, ekonomik ambargolar uygulama gibi operasyonel kararlar alabilirler; bunun yanı sıra PKK ve FETÖ üzerinden siyasi suikastları devreye sokabilirler; ama Türkiye açısından Avrupa’nın maskesi düşmüş durumda. Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkilerin eskiye dönme ihtimali artık yok. Çünkü Avrupa, fabrika ayarlarına döndü. Avrupa demokratik değerler noktasında kendine gelmediği müddetçe Türkiye’nin haklı tavır alışları devam edecektir.

Burada şu noktanın altını çizmekte fayda var; Gezi’den beri yükseltilmeye çalışılan Erdoğankarşıtlığının arkasında Batı var. FETÖ ve liberalleri, PKK ve siyasi uzantıları, CHP ve medyası yalnızca Batı menşeili Erdoğan karşıtı propaganda savaşının taşeronluğunu yaptılar, yapıyorlar.

16 Nisan’da Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle ilgili itirazların arkasında da aslında Batılı devletlerin ve istihbarat servislerinin yönlendirmesi vardır. Kuşkusuz her Türk vatandaşının eleştirisi, farklı tercihi elbette olabilir; ancak muhalefetin başını çeken siyasi güçler, Batı’nın kontrolü altındaki siyasi yapılar olduğundan Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı “Hayır”kampanyasının başını da bunlar çekmektedir. Bu nedenle “Hayır” kampanyasının merkezi Avrupa’dır, Türkiye değil.

Ankara, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelen tehditleri ciddiye almalı ve Avrupalı ülkelere gerekli tepkiyi göstermelidir. Türkiye Cumhurbaşkanı’nı öldürmekle tehdit eden örgüte de haddini bildirmelidir. Bugünkü Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını hem terör örgütü, hem de Avrupa muhakkak görmeli.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
15.05.2019
'Ajans' kime bağlı?
10.05.2019
Erdoğan'ı devirip, Sevr masası mı kuracaksınız?
1.05.2019
Gidişat nereye?
22.4.2019
Demirin soğumasını istemiyorlar
20.4.2019
Seçimleri geride bırakırken...
17.4.2019
Çözüm seçimin yenilenmesinde
15.4.2019
Gerçekleri bu kadar kolay çarpıtmak da az hüner değil
12.4.2019
ABD, İstanbul seçimleri ve Fırat'ın doğusu
11.4.2019
Yeniden sayım yerine yeniden seçim
8.4.2019
Dört koldan kıskaç ve anlamı
1.4.2019
Kürtlerden HDP’ye büyük tokat
30.3.2019
Darbeye kadeh kaldıran zihniyet
27.3.2019
Erdoğan’a sekiz kilometrelik sevgi zinciri
22.3.2019
Binali Yıldırım HDP seçmeninin oylarına da talip
20.3.2019
İdamın kaldırılma meselesi
18.3.2019
HDP’yle gizli ittifakın niteliği üzerine
15.3.2019
Ankara’ya layık gördükleri aday
13.3.2019
Ezan tartışması
12.3.2019
Daha çok istikrarsızlık, daha çok kriz...
6.3.2019
PYD/YGP ‘tehdit’ değil mi?
4.3.2019
Seçimler, “yeni parti” ve 31 Mart hesapları
27.2.2019
Bu CHP 'Kürdistan'ın taşeronu
26.2.2019
Külliye Bakırköy’deki güvenli eve benzemez...
25.2.2019
Derdi ‘demokrasi’ olanın FETÖ ve HDP’yle işi ne?
20.2.2019
Kemal Kılıçdaroğlu’nu götürecek dip dalgası
18.2.2019
Yeni ‘Çekiç güç’ tehlikesi
15.2.2019
Putin, Erdoğan’ın mesajını aldı
13.2.2019
Bunlarınki ‘kuyruk’ acısı
12.2.2019
CHP’de öne çıkanlar, geride kalanlar...
4.2.2019
“28 Şubat” söylemi
1.2.2019
Türkiye’yi doğrulayan ABD raporu
25.1.2019
ABD yeni darbe modelini deniyor
21.1.2019
Erdoğan-Putin görüşmesi ‘kördüğümü’ çözer
18.1.2019
Erdoğan-Trump anlaşmasına bomba
16.1.2019
Yeni paradigma
14.1.2019
Geri kalmışlık mı, sabotaj mı?
11.1.2019
ABD’nin yanıtını aradığı 64 bin dolarlık Türkiye sorusu
9.1.2019
90’lardan kalma bir Ankara yok artık
8.1.2019
ABD’nin yeni ‘ön şartlar’ öne sürmesi ne anlama geliyor?
4.1.2019
Gidenler, kalanlar…
2.1.2019
Taburede oturan Başkan
31.12.2018
Yeni yılda Türkiye- Rusya ortaklığı
28.12.2018
Milleti meşru görmüyorlar asıl
27.12.2018
Erdoğan, ikinci Sevr’i de çöpe attı
25.12.2018
Erdoğan’ı ipe gönderme hevesi de neyin nesi?
20.12.2018
O gecenin intikamını alıyorlar
17.12.2018
ABD’nin 'peşmerge' planı
10.12.2018
Paris’ten İstanbul’a yeni Gezi rüyası
7.12.2018
Almanya meselesi
6.12.2018
Kemal Bey kimin elinde tutsak?
3.12.2018
Batı’nın şımarık çocuğu
30.11.2018
ABD’yle düşük yoğunluklu savaş
28.11.2018
Oslo defteri çoktan kapatıldı
26.11.2018
Millete karşı “millet” ittifakı
23.11.2018
‘Cumhur ittifakı’ ve ABD’nin ‘PKK/YPG’ kararı
21.11.2018
Demirtaş’ı AİHM de kurtaramaz
20.11.2018
Kemal Bey’in 'İnce' hesabı
16.11.2018
Veliaht Prens’i aklamaları biraz zor
12.11.2018
ABD, PYD/YPG ve hikayenin arka yüzü
9.11.2018
ABD’nin 'ödül' kararının sebebi ne?
5.11.2018
Fırat’ın doğusu çözülmeden 'normalleşme' zor
2.11.2018
Meclis kürsüsünde bir Haşhaşi
31.10.2018
Bu kadarı Kemal Bey’e fazla geldi
29.10.2018
Dörtlü zirve ve Fırat’ın doğusu
24.10.2018
Erdoğan emri verenin peşinde