Pensilvanya-CIA ortak yapımı bir “Altın Nesil” yetiştirme programıyla/müfredatıyla eğitim dünyasına nüfuz eden FETÖ’nün ilk demir attığı yer MEB oldu. Dolayısıyla FETÖ bu ülkenin okullarında, üniversitelerinde palazlandı. Savcısı, hâkimi, emniyetçisi, istihbaratçısı, sanatçısı, akademisyeni, öğretmeni vs. dershaneler adı verilen karargâhlarda eğitilerek devletin kurumlarına yerleştirildi/sızdırıldı.

Biz, bu büyük tezgâhı anladığımızda üzerimize bomba yağdırıyorlardı. O yüzdendir ki FETÖ’nün doğup büyüdüğü eğitim dünyasında sıkıntılar birden bitmez diye düşünüyorum. Dolayısıyla 15 Temmuz’dan sonra bir milyon personeli bulunan MEB’de üst düzey hariç, tabanda 30 bin civarında öğretmeni ihraç ederek ciddi bir temizliğin yapıldığını düşünebilir miyiz? Keza FETÖ’nün en etkin olduğu diğer kurum olan YÖK’te de durum bundan pek farklı değil. KPSS, YGS, LYS, YDS gibi sınavlarda hırsızlık yapan FETÖ'nün, MEB’in kendi bünyesinde yaptığı sınavları pas geçmesi beklenebilir mi? Peki, cumhurbaşkanımızın talimatına rağmen aylardır doçentlik sınavları konusunda gözle görülür somut bir değişiklik/düzenleme yapmayan YÖK’te sorunlar yok mu?

Daha geçenlerde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde 4 kişiyi öldüren Volkan Bayar’ın FETÖ’cü olduğuna dair kuvvetli deliller var. Sabah’tan Kenan Kıran’ın haberine göre; 2006'da girdiği yabancı dil sınavından 21 alan bu katil aynı yıl ALES'e girerek 2 eksik dışındaki tüm soruları doğru cevaplıyor!

Düşük dil puanıyla ABD'ye nasıl gittiği ve nereden desteklendiği belli değil mi? Üstelik bu katil ESOGÜ Eğitim Fakültesi'nde 45 hocadan 25'i hakkında iftira dilekçesi yazmış. Bu da ayrı bir sulandırma taktiği.

Bilindiği gibi FETÖ ile ilişkisi olan kişilerin belirlenmesi ve gerekli işlemlerin yapılmasında, tek yetkili merci, üniversiteler olmuştur. YÖK bu süreçte inisiyatif almaktan kaçındı ve bütün sorumluluğu üniversitelere bıraktı. Bazı üniversiteler ise bu önemli ve hayati sorumluluğu yerine getirirken nadir de olsa bazı hatalar yaptılar ve sürecin zarar görmesine yol açtılar.

Örneğin bazı üniversitelerde, suçlu /suçsuz ayrımının net olarak ortaya konulmadığı gibi suçluların yanına rektör ile kişisel husumeti olan birkaç hocanın da isminin eklenmesi şeklinde listelerin belirlendiği hatta bazı üniversitelerde FETÖ listelerini belirleyen kişilerin daha sonra FETÖ üyesi olmaktan haklarında soruşturma geçirdikleri iddiaları var. Volkan Bayar örneği de ortada.

Haklarında hiçbir delil kanıt olmadığı için, Savcılıktan “takipsizlik” alan kişilerin hala görevlerine geri iade edilmemesi de ayrıca ilginç bir durum. Çünkü YÖK, iade edilecek kişinin, bağlı olduğu üniversite tarafından kendisine bildirilmesini istiyor. Eğer siz suçsuz olsanız ve bunu savcılığın takipsizlik belgesi ile ispatlasanız bile eğer üniversite iade yazınızı YÖK’e yazmıyorsa, YÖK iade sürecinizi başlatmıyor.

Osmangazi Üniversitesi’nde 4 kişiyi öldüren FETÖ’cü Volkan Bayar gibi kişileri koruyanlar, yol verenler, destekleyenler mercek altına alınmalı ve mutlaka hesabı sorulmalıdır. 2019 seçimleri yaklaştıkça farklı yollar deneyeceklerdir. Çok dikkatli olmamız gereken bir dönemdeyiz. Tüm kurumlarda bilhassa STK’larda ciddi tedbirler alınmalıdır. FETÖ hafife alınacak bir terör örgütü değildir. Asla fırsat verilmemelidir.

  • Abone ol