Barajı indirmek ya da kaldırmak zaten Anayasa Mahkemesi'nin yetkisi dahilinde değildi... Konu, CHP'nin bir "kişisel başvuru" yoluyla başlattığı "algı operasyonu"ydu... Bunların hepsi konu açıldığı zaman konuşuldu... Kaldı ki, barajın düşürülmesi konusunda gelişmiş ülkelerde geçerli yolları içeren alternatiflerle Hükümet tüm partilere başvurmuş ve olumlu yaklaşım görememişti...

Çok daha önemlisi, Kürt siyasi hareketi içindeki şahinler, ellerini ovuşturarak beklemekteler, HDP'nin parti olarak seçime girmesini ve parlamento dışında kalmasını... Onlar barajdan memnunlar... Çünkü ancak böylece, ülkenin ikinci ve en önemli sosyal-siyasi kitlesi parlamento dışında kalır ve politika dışında kalan bu kitlenin tabanı daha kolay militarize edilebilir... 3 Aralık'da yazdığım bir yazıyı hatırlayalım:

"... Kürt 'şahinleri', nasıl olur da 'mağdur' olarak 6-7 Ekim provasını aylara yayabiliriz düşüncesindeler... Bu  düşüncelerin erkân-ı harbiyesi ise, ne Kandil, ne de  HDP'nin başındakiler bence... Birlikte düşünelim... Sivil siyasi mücadele olanakları süren, devletle barış görüşmelerini sürdüren, hatta bu görüşmelerde devletin her türlü tasarrufunun kanun garantisine alındığı ortamda neredeyse Öcalan'ın durumu da dahil her konuda istekleri yerine getirilen Kürt hareketi, hiç bir şekilde kargaşayı, ayaklanmayı haklı gösteremez dünyaya....Öyleyse ne yapmalı da Kürtleri 'mağdur' duruma düşüren, muhtemel ayaklanmayı ve kargaşayı hem dünya kamuoyunda, hem de Kürtlerin çoğunluğunda haklı gösteren bir ortam oluşturulmalı... İşte tam da burada 'hince' planlar sürülür piyasaya... Demokratik seçimlerle parlamentoda temsil edilme olanağı olmayan Kürtler, 'demokratik, siyasal olanakları ellerinden alınmış' olan Kürtler, hem dünya kamuoyunda, hem de kendi kamuoylarında ayaklanmadan başka çaresi kalmayan 'mağdur' bir halk oluverirler... Nasıl... İnce ayarlı erkân-ı harp zekası buna derler işte.

...

Tam da burada, Demirtaş'ın "seçimlere parti olarak gireceğiz" açıklamasına dönelim... Ülkede, %10 barajlı bir seçimde HDP'nin barajı geçip Meclis'e girebileceğine kaç kişi inanır bilemem, ama Kürt "şahinlerinin" buna inanmadıklarını tahmin etmek güç olmasa gerek... Barış süreci boyunca Öcalan'ı açıkça saf dışı bırakamadıkları için, süreci sabote etme eylemlerini gizliden yürütenler, her fırsatta Öcalan'ı itibarsızlaştırmaya çalışanlar ellerini ovuşturuyorlar... Tam fırsatı buldular... Haziran seçimlerine parti olarak girip, meclis dışında kalmak ve ülkeyi kan gölüne çevirmek için gerekli psikolojik ortamı yaratmak. ..." (http://duzceyerelhaber.com/Ural-ATESER/30298-HiNCE-DUSUNCELER)

Şimdi, Anayasa Mahkemesi'nin beklenen kararı sonucunda meydana çıkıp yaygara koparmanın hiç bir anlamı yok... Bu baraj 12 Eylül cuntacıları tarafından konuldu... Ben eminim ki, baraja takılıp parlamento dışında kalacak olan bir Kürt hareketinden en çok AK Parti rahatsızdır... Yukarıda anlatmaya çalıştığım planlardan onların haberdar olmadıklarını düşünmek saflıktır...

Umudumuz, her yamukluktan sonra durumu düzeltip sürece katkıda bulunan Abdullah Öcalan'dır... Bu durumları değerlendirip, Kürt siyasetinin parlamento dışında kalmasına engel olacak tek kişi de odur... Tabi onu dinlemeleri şartıyla...

  • Abone ol