CHP milletvekilleri Veli AğbabaNurettin DemirMuharrem Işık ve Özgür Özel, CHP Genel Merkezi’nde “Kalemi Kırılan Gazeteciler” başlıklı raporlarını kamuoyuna duyurdular. İnsan hakları konusundaki çalışmalarıyla tanıdığımız, CHP’nin Cezaevi Komisyonu üyesi milletvekillerinin ülkemizin en utanç verici meselelerinden birisine el atmaları övgüye değerdir.

Basın toplantısında Ağbaba’nın da vurguladığı gibi hazırladıkları raporların “asıl yazarı AKP’dir”. Bu raporlara göz atan insaflı birisinin ülkemizin “ileri demokrasi” olduğu iddialarını ciddiye alması mümkün değildir. Türkiye sadece “dünyanın en büyük gazeteci cezaevi değil”. İşinden edilen gazekicilerin sayısı da bir dünya rekoru olabilir.

Rapor hazırlanırken gazetecilerin tanıklıkları üzerinden ilerlenmiş. 42 tanınmış gazetecinin AKP döneminde yaşadıkları özetlenmiş. İşten çıkarılan 23 gazetecinin kendi dillerinden hikâyeleri aktarılmış. Raporu okuduğunuzda, dünyada basın özgürlüğünde neden 154. sıraya gerilediğimizi net bir şekilde kavrıyorsunuz.

AKP döneminde işten çıkarılan, yani kalemleri kırılan gazeteci sayısı 1863. Bu gazetecilerin yüzde 90’ı da AKP’nin ustalık döneminde işten çıkarıldılar. Demek ki, “ileri demokrasi” yönünü şaşırıp, geriye doğru uçmaya başlamış.

Elbette medyanın denetim altına alınmasındaki en büyük engellerden birisi sendikalar olabilirdi. 2009’da yüzde 21’i örgütlü olan basın mensuplarının oranının 2014’te yüzde 4,7’ye gerilediğini görüyoruz. Bu gerileme zaten çok sınırlı olan örgütlenmeyi adeta yok noktasına getirmiştir.

Raporun bizlere yeniden anımsattığı bir başka gerçek, AKP’nin TMSF yoluyla kendi medya kuruluşlarını yaratması. Bizlerin vergileriyle “aynı manşetleri atan sekiz gazete” böylece yaratılmış oldu. Kamu malının bir zümrenin çıkarına kullanılması ilkesizliğinin en pervasız uygulamaları bu alanda ortaya çıktı.

Rapor vesilesiyle AKP’nin medyada istemediği kişileri uzaklaştırmak adına başvurduğu yöntemleri yeniden anımsadık: “İşten çıkarma, istifaya zorlama, emekliye zorlama, mobbing ve hedef gösterme.” Anadolu Ajansı’nın “zararlı unsurlardan” temizlenme sürecinde 200’e yakın çalışanın istifaya zorlanması, verilen örneklerden birisi.

Bana göre AKP’nin medya dâhil pek çok alanda başlattığı anti-demokratik uygulamalarla yüzleşmeden, bunlarla hesaplaşmadan demokratik sistemimizi kalıcı hâle getiremeyeceğiz. Rapor, ileride mutlaka hesabı hukuki ve demokratik yollardan sorulacak pek çok mağduriyetin, hukuksuzluğun bir listesini tutuyor. Yarın bunların hepsi gündemimize gelecek.

Düşünün Milliyet’in satışındaki usulsüzlük iddiaları nedeniyle Mesut Yılmaz Yüce Divanlık oldu. Raporda da vurgulandığı gibi, “Sabah-ATV yolsuzluğu ve Akşam Gazetesine iktidarca el konulması süreçlerinde herhangi bir hukuki girişimde dahi bulunulmamıştır”.

Ama bulunulacak. Arınmak, temizlenmek ve insan gibi yaşamak için bu dosyalar mutlaka açılacak. Kalemi kırılanlar da buna şahitlik edecekler...

[email protected]

  • Abone ol