Bu günlerde gündem yoğun olduğu için böyle bir başlık kullanmayı uygun gördüm. Öncelikle 15. 09. 2014 eğitim ve öğretim yılında çocuklarımıza başarılar diliyorum. Okullar, sınıflar cıvıl cıvıl, öğretmenler en yeni kıyafetleri ile öğrencileri ile baş başa.

İsterseniz biraz eskilere 1930 lu yılların tek parti diktatörlüğünün hüküm sürdüğü İsmet İnönü yıllarına gidelim. Dönemin Milli Eğitim Bakan Dr Reşit Galip, andımız diye 80 yıldır “Türküm doğruyum ile başlayan, varlığım Türk milletine armağan olsun” diye devam eden andımızı 80 yıl boyunca, sabahın köründe soğuk demeden kar kış demeden bizlere papağan gibi tekrarlatmışlardı, en nihayetinde 80 yıl sonra mevcut hükümetin devrim değerindeki kararı ile andımız kalkmış, bizler çeşitli halklara mensup Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları aidiyetlerimize kavuştuk.  Bundan böyle çocuklarımızın dinleri milliyetleri, mezhepleri, giyim kıyafetleri kimseyi ilgilendirmeyecek.

 Bundan34 yıl önce yani, 12. Eylül. 1980 de faşist cuntacı Kenan Evren ve arkadaşlarının, terörü bahane ederek, mevcut hükümetinin yetkilerini gasp ederek darbe yapmasının yıl dönümünü yaşadık. Terörü bahane eden darbeciler, ülkeyi teröristlerden beter ettiler, astıkları insanlar, işkence gören, zindanlarda çürütülen insanların travması ile yaşadık yıllarca. Ve nihayet kimse kılına dokunamaz dedikleri darbeciler 2010 kısmi anayasa referandumunda, 35. Madde kaldırılarak, darbecilerin üzerlerindeki zırh delinmiş oldu ve bu gün Ağır ceza mahkemesinde ağırlaştırılmış müebbetle yargılanmaktadır.

Darbelerden umudunu kesmeyenlerin sık sık dile getirdikleri, efendim Kenan Evren, o dönemde yapılan 1980 anayasasının oylanmasında %90 oy la kabul edildiğini, dolayısı ile Kenan Evren’in aklandığını iddia eden aklı evveller var. Bu malum çevreler ya bilerek yapıyorlar ya da bilmiyorlar. O gün yapılan oylama Kenan Evren’i aklama oylaması değil, bir an önce sivil hükümete geçmek, yani bir an önce demokrasiye geçme oylaması idi .  

Bu gün bir kısım yargı mensuplarının Pennsylvania’nın, yani paralel yapının yani Fettullah Gülen’in hâkimiyeti altına giren yargı mensupları,1980 darbesinden sonra Kenan Evren’in huzurlarına giderek emirlerinize amadeyiz paşam diyebilmişlerdir.

Bir ülkede bağımsız yargıdan bahsedebilmemiz için, yargının, ne hükümete, ne silahlı kuvvetlere, ne de cemaat benzeri yapılara diyet ve minnet borçları olmaması lazım.

Gene bu günlerin güncellerinden IŞİD meselesi, ülkemizin en can alıcı konusu, yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal, hükümet köşeye sıkışmış durumda.

İsterseniz birazIşid’i tanıyalım, Işid denilen katil sürüsü, zamanında El-Kaide ne ise, Boko –haram’lar ne ise Işid de öyle bir cinayet ve katil sürüsü. Finansörleri El- kaide de olduğu gibi, başta ABD, İngiltere, İsrail devletleri, kendilerinin resmi yollardan yapamadıklarını, taşeron terörist örgütlere yaptırırlar. Bu katil sürülerinin devleti, meşrebi, mezhebi yoktur, kim para verirse onların beslemeleridir.

Bakmayın siz ABD nin bu Işid’i temizleyeceğiz dediklerine, madem temizleyecektin niçin saldın Ortadoğu’ya. Bildiğiniz gibi bu bölgeler, petrol yataklarının bol olduğu yerler, böyle yerlerde Türkiye’nin at koşturduklarını isterler mi? İstemedikleri için Türkiye ile Işid’i karşı karşıya getirmeğe uğraşıyorlar. Türkiye hükümeti yerinde bir karar alarak, emperyalist devletlerin kirli emellerine alet olmadı. Kendi içimizde bile bu pis koalisyona ortak olmamızı isteyen aymazlar oldu, gayeleri, hem elçilerimizi hem hükümeti zor duruma düşmesi hedefleniyordu, oyunları tutmadı.

Bu haftanın üç konu başlığı ile sözümüzü tamamlamış olalım, önümüzdeki günlerde daha güzel iç açıcı konularla beraber olma dileğimle, hepinize saygılar.

  • Abone ol