Önce yerelden başlayalım. AKP Adayı Recep Tayyip Erdoğan’a Selçuk’tan 6400 oy çıktı, ( küsuratları almadım hesap karışmasın diye) yaklaşık dört ay önce yapılan yerel yönetim seçimlerinde AKP den aday olan Zeynel Bakıcıya 8500 oy çıkmıştı. Siz ne dersiniz bilemem ama bence arada ki bu 2100 fark, Vefa Ülgür’e karşı olanların tepkisel oylarından başka bir şey değildir. Yine 30 Mart yerel seçimlerinde 1500- 2000 oyda, aynı şekilde Vefa Ülgür karşıtlarının,  AKP’ye elim gitmez deyip de MHP’ye verilmiş oylar var. Burada bir saptama yaparsak, aslında apaçık görülüyor ki Selçuk’ta CHP’nin su içinde 12000 (on iki bin) oyu var idi. Son Cumhurbaşkanlığı seçiminde Selçuk’ta çatı aday için toplam 13200 (on üç bin iki yüz) oy, Halkın Demokratik Partisi’nin (HDP) Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’a da 1840 oy çıktı. Bu durumda Selçuk’ta 5000 (beş bin) den fazlada kullanılmayan oy var. Hadi, 2000-2500 insanımız mazeretli veya geçerli nedenlerle oy kullanamadı diyelim kalan yarısının da kasıtlı olarak çatı adayını desteklemediği anlaşılıyor. CHP çalışıyormuş gibi yaptı çalışmadı, özellikle Selçuk’ta yerel seçimlerden sonra grupçu bir anlayışla hareket edenlerin çalışmaya mecalleri de yoktu zaten. İki defa bizlerin çağrılmadığı il başkanının da katıldığı toplantıda sağdan say 10-15 kişi soldan bak 10-15 kişi, bunlarda belirli insanlar havanda su dövdükleri görülüyor. İlginç olanda İl Başkanının ‘’burada yedi aday adayı çıkardınız bu kadar üyeniz var nerede bunlar’’ diye sormaması.

 

            Ülke Genelinde de burada ki tablodan pek geri kalır yanı yok. Uzmanların, sosyologların bazı araştırma gruplarının iddiasına göre 3 milyona varan CHP’linin bilinçli şekilde sandık başına gitmediğini, bir buçuk milyon MHP’linin Recep Tayyip Erdoğan’a,  % 2 oranında CHP’lilerin de Selahattin Demirtaş’a oy verdiğini iddia ediyorlar.

 

            Bu tablodan görünen o ki en kazançlı çıkan Recep Tayyip Erdoğan ile Selahattin Demirtaş oldu. Su akarken testiyi doldurup kazançlı çıkanların şu an yapacakları bir yüzleşme yok gibi ama yenilgi alan diğer partiler nasıl bir yüzleşme yapacak? Gerçi yenilen CHP ve MHP’nin seçimdeki bu kaotik durumu bir nevi parti içinde ki bazı grupların gizli yüzleşme ve hesaplaşma yapmalarından başka bir şey değildir. Resmen, özellikle bazı katı milliyetçi, ulusalcı, statükocu grupların tavır koyarak değişime ve gelişme isteyenlere karşı hesaplaşması gibi görülüyor. Bu tür yüzleşmeler ve hesaplaşmalar geçmişte olduğu gibi kongrelerle, PM toplantılarıyla, günah çıkarmalarla, sorunu ahlakı anlayışa indirgemelerle, ekonomik eksiklerle, eşitsiz yarış arkasına gizlenmekle olmaz. Yöneticileri değiştirseniz de olmaz. Yönetim değiştirseniz ne olacak, gitti Önder Sav geldi, Adnan Keskin misali gelen de zihniyet değişmezse, gerçek anlamda toplumla bağ kurulup, gerçek anlamda bir öz eleştiri, yüzleşme yapılmazsa toplumsal bir mutabakat kurulmazsa, Ahmet gidip Mehmet gelse ne olur?  Hiçbir şey yapamıyorsanız, aklınıza bir şey gelmiyorsa Halkın Demokratik Partisi’nin (H.D.P) Cumhurbaşkanı adayı, Selahattin Demirtaş’ın çıkış noktalarını, söylemlerini, kitle bağlarını nasıl kurduğunu, toplumun taleplerini nasıl dile getirdiğini, ön yargıları nasıl kırdığını, çok kısa sürede nasıl algı değişimi oluşturduğunu örnek alın yılların sözde Cumhuriyetçileri, laikleri, devrimcileri, sosyalistleri, komünistleri, halkçıları, demokratları!!!

  • Abone ol