Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


M.Şükrü HANİOĞLU

Sabah GAZETESİ



Bookmark and Share

Dönemin koşulları göz önüne alınırsa


04.12.2011 - Bu Yazı 2940 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Tek Parti otokrasisine yöneliş, dönemin koşulları çerçevesinde ele alındığında, doğal ve Cumhuriyet kurucularının önündeki kaçınılmaz seçenek olarak kabul olunamaz

Toplumumuzda Erken Cumhuriyet döneminin tarihselleştirilmesine, "kurucu felsefe"nin tartışılmasının yolunu açacağı gerekçesiyle karşı çıkanlar, rejimin eleştirilen uygulamaları gündeme getirildiğinde, bunların "dönemin koşulları çerçevesinde değerlendirilmesini" talep etmektedirler. 
Bu talep ise temelde üç temel teze dayandırılmaktadır. Bunlardan birincisi sıklıkla tekrarlanan "ümmetten millet, kuldan vatandaş" yaratan bir rejimin kendinden önce var olan "mutlakiyetçi ve teokratik" yapıdan çoğulculuğa doğrudan geçişinin imkânsızlığıdır. Bu yaklaşıma göre gerçekte "çoğulcu demokrasiyi" hedefleyen Erken Cumhuriyet rejimi bir "geçiş dönemi"ne gerek duymuştur. 

Osmanlı mirâsı neydi? 

Bu tez bizzat Erken Cumhuriyet'in yarattığı monolitik "Osmanlı"kavramsallaştırmasına dayanmaktadır. Buna karşılık, Cumhuriyet öncesi Osmanlı toplumu kendi modernitesini yaratmış, 1908-1912 arasında ciddî bir çoğulculuk ve parlamenter sistemi yaşatabilmiş, "vatandaşlık"ı kutsayan, "hakimiyet-i milliye" kavramının gazete adı olacak kadar popülerleştiği bir yapıydı. Sosyalizmden liberalizme, milliyetçilikten İslâmcılığa kadar her türlü fikri savunan siyasî partilere, güçlü kadın hareketine, çok sesli basına, idareyi denetleyen bürokratik kurumlara, işçi örgütlenmelerine sahip bu yapı söz konusu kavramsallaştırma yardımıyla resmedildiğinden oldukça farklıydı. 
Bu yapının Bâb-ı Âli Baskını sonrasında yerini otoriter tek parti iktidarına bıraktığı doğrudur. Ancak Mondros Mütarekesi sonrasında, toplumumuzda da, tüm Avrupa'da olduğu gibi, yeniden çoğulculuğa dönüş eğiliminin ağır bastığı şüphesizdir. 1919 koşullarında seçim yapılması, İstiklâl Harbi zorluğundaki bir mücadelenin "tartışan" bir meclisle yürütülmesi bu eğilimin ne denli güçlü olduğunu gösterir. 
Bu nedenle Erken Cumhuriyet'in ortaya çıktığı toplumda, 1908-1912 arası imparatorluk çoğulculuğu ile 1920-1922 deneyimini yeni ulus-devlet ölçeğinde yaşatma eğilimi ağır basmıştır. Dolayısıyla kendi bağlamında değerlendirildiğinde de 1925 Takrir-i Sükûn Kanunu sonrasında nihaî şekline evrilen Tek Parti rejimi ve uygulamalarının yeni cumhuriyetin önündeki yegâne seçenek olduğunu ve devralınan mirâsın bunu zorunlu kıldığını söyleyebilmek mümkün değildir. Lütfi Fikri Bey'e atfedilen bir ifadeyi tekrarlayacak olursak "saltanat-ı meşrutadan cumhuriyet- i mutlakaya inkılâb edilmesi" dönemin koşullarının zorladığı bir mecburiyet değildi. Kurucu kadro, bu alanda, benzer bir kararı 1913'te alan İttihad ve Terakki rüesasının yolundan gitmeyi tercih etmiştir. 

Otoriterlik Avrupa ile uyumlu muydu?
"Mevcut koşullar çerçevesinde değerlendirme" 
talebinin ikinci tezi dönemin otoriter ve totaliter rejimler çağı olduğu ve bu nedenle "hayırhâh, aydınlatmacı otoriter" bir yönetimin eleştirilmesinin haksızlığıdır. Bu tez ise tarihî gelişmelerle uyumlu değildir. Avrupa'da "otoriter ve totaliter" karakterli rejimlerin egemenliği Büyük Depresyon'un etkilerinin ağır biçimde hissedildiği 1930'lu yıllarda belirginleşmiştir. Dolayısıyla 1920'li yılların başlarında yapılan bir tercih, o sırada Avrupa'da egemen olan genel eğilimi yansıtmaktan uzaktır. Kendini Avrupa'nın parçası olarak gören Türkiye'nin tercihi de bu nedenle doğal görülemez. Nitekim bu durum Cumhuriyet kurucularını da rahatsız etmiş ve onları 1930'da başarısızlıkla neticelenecek bir "çoğulculuk denemesi"ne girişmek zorunda bırakmıştır. 
Harb-i Umumî sonrası Avrupası'nda yükselen eğilim "otoriter ve totaliterlik" değil "anayasacılık, çoğulculuk ve demokrasi" olmuştur. Farklı bir "demokrasi" kurma iddiasıyla ortaya çıkan Bolşevikler haricinde, üç eski imparatorluğun Avrupa topraklarındaki yıkıntıları üzerine kurulan tüm yeni devletler bu değerleri ön plana çıkaran rejimler inşa etmeye gayret etmişlerdir.
Siyaset bilimcileri 1923'te Avrupa'da mevcut otuz iki devletten yirmi sekizinin "çoğulcu demokrasi" rejimine sahip olduğunu tespit etmişlerdir. Aynı tarihte Avusturya-Macaristan ve Rusya gibi güçlü "demokratik geleneklere" sahip olmayan imparatorlukların mirâsçıları arasında, 1920 senesinde Amiral Horthy'nin "centilmen faşizmini"ni benimseyen Macaristan ile Sovyetler Birliği dışında, otoriter rejime yönelen yoktu. Roma yürüyüşü sonrasında faşistlerin kontrolüne geçen İtalya bu devletler için ideal bir model oluşturmamıştı. 
1926'da Mareşal Pilsudski'nin Varşova yürüyüşü sonucunda Polonya ve albayların benzeri bir darbeyi gerçekleştirdikleri Litvanya'da otokratik rejimlere geçildiği doğrudur. Ama başta Çekoslovakya, Letonya ve Estonya olmak üzere, Derek Aldcroft'un deyimiyle "Avrupa'nın Üçüncü Dünyası" sayılan bölgelerde bile demokrasiler kurulmuş ve "çoğulcu demokrasi" Büyük Depresyonun etkilerinin hissedildiği 1930'lu yıllara kadar Avrupa'nın "ideal" rejimi olmuştur. 

"Kendimize Özgülük" mü zorunlu kıldı?
"Dönemin koşulları çerçevesinde değerlendirme" 
talebinin üçüncü tezi olan "kendimize özgü sorunlar"ın 1920'li yıllarda tek parti otokrasisine yönelmeyi zorunlu kıldığını söyleyebilmek de mümkün değildir. Örneğin ciddî bir"demokratik gelenek"in mirâsçısı olmayan Çekoslovakya (seçmenliği yeniden düzenleyen 1907 reformuna kadar gerçek anlamda seçimlerin yapılmadığı Avusturya-Macaristan'da, Reichsrat'ın alt kanadında Almancanın resmî dil olmasına itiraz eden Çek vekillerin temel faaliyeti uzun soru önergeleriyle yasama faaliyetini yavaşlatmaktı) iki farklı toplumdan oluşmasının yanı sıra, nüfusun dörtte birini oluşturan Alman ve geniş Macar, Leh ve Ruten azınlıklara sahipti. Yâni ciddî bir"azınlıklar" sorunu vardı. Buna karşın 1938'e kadar Cemiyet-i Akvâm Azınlıklar Komitesi'ne Çekoslovak idaresi hakkında tek bir şikâyette bile bulunulmamıştı. 
Ülkenin, azınlıklar meselesine ilâveten, kökleşmiş aristokrasinin tasfiyesi ve aristokratların malikâne topraklarına sahip olmasından kaynaklanan ciddî bir "toprak" ve "köylü" sorunu da bulunuyordu. İmparatorluğun dağılmasından sonra Prag'ın doğal hinterlandını kaybetmesi, Çek ve Slovak bölgeleri arasındaki ekonomik gelişim farklılığı, eski devletin borçlarının bir bölümünün yüklenilmesi benzeri sorunlar otoriterlik taraftarları için mümbit bir "kendine özgü koşullar"vâhâsı yaratıyordu. Buna karşılık Çekoslovakya demokrasisinin kurucusu Masaryk üç dönem başkanlık yaptıktan sonra 1935'te emekli olduğunda ardında 1918'den beri kadınlara da oy hakkı tanıyan demokrasinin kökleştiği ve azınlık partilerinin de yer aldığı siyasal sistemin işlediği çoğulcu bir yapı bırakmıştı. 1938'de Münih'te katledilen gerçekte Avrupa'nın yirmi senede geliştirilmiş en iyi demokrasilerinden biriydi. 
Dolayısıyla kendi toplumumuza "otoriterlik dışı yollarla adam edilemez Doğulular" benzeri Oryantalist bir gözlükle bakmadığımız takdirde, dönemin koşulları çerçevesinde de ele aldığımızda otoriter tek parti rejimine yönelişin Cumhuriyet kurucuları önündeki tek ve doğal seçenek olduğunu söyleyebilmemiz mümkün değildir.

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.11.2018
İstiklâl Marşı’nı okuyarak ırkçılık mı yapıyoruz?
5.11.2018
Otoriter ritüel ve söylemleri eleştirmek “Türklük” karşıtlığı mıdır?
30.10.2018
“Temsilî demokrasi” krizinde Türkiye
22.10.2018
“Millî irade-vesayet” kısır döngüsünü kırmak
15.10.2018
Avrupa’da ne yükseliyor?
8.10.2018
Ortadoğu Balkanlaşırken Ortadoğulu da Balkanlılaşıyor mu?
1.10.2018
“Sosyal medya”nın demokratikleştirici etkisi: Gerçekleşmeyen hayal
24.9.2018
“Liberal” düşmanlığının hedefi “liberalizm” mi?
17.9.2018
Eğitimde reform “hukuk sorunumuz”u çözebilir mi?
10.9.2018
Gölgede kalan istisnâcılık
3.9.2018
ABD’nin Türkiye’yi “kaybetmesi” realpolitik bir gereklilik mi?
27.8.2018
Yeniden yapılanırken mevcudu muhafaza: Osmanlı arşivi
20.8.2018
Sıradaki krizi beklerken
13.8.2018
Kendimiz olduk “Öteki”ni dönüştürmekten vazgeçtik; ortak alanı genişletebildik mi?
6.8.2018
“Kurucu Baba”lara neden müracaat olunuyor?
30.7.2018
Özgün kurum/gelenekleri koruma: Dışişleri
23.7.2018
İlân edilmekle “Hürriyet” sağlanabilir mi?
16.7.2018
“15 Temmuz”u farklı kılan nedir?
9.7.2018
Dünya çapında âlim olmasına hoyratlığımızla katkıda bulunduğumuz değer: Fuat Sezgin
2.7.2018
Siyasal söylem yumuşarken kutuplaşma neden
25.6.2018
“Seçim”in Türkiye serüveni ve yeni hedefler
18.6.2018
“Toplumsal sermaye”yi tüketmeyelim
11.6.2018
Rövanşist siyaset geleneğini nasıl terk edeceğiz?
4.6.2018
Karşı dalga mı? Demokrasi çağının sonu mu?
28.5.2018
Bernard Lewis’in ikili mirâsı
21.5.2018
“Fransız İslâm”ı projesi başarılı olacak mı?
14.5.2018
Radikalizmin çâresi kutsal kitapları değiştirmek mi?
7.5.2018
Nostalji ve gerçekliğe dönüş gerekliliği
30.4.2018
Osmanlı’da “Millet” var mıydı?
23.4.2018
II. Soğuk Savaş’ta “Saraybosna Suikasti”ni mi bekliyoruz?
16.4.2018
Gençler ve “terapi edici ahlâkî deizm”
9.4.2018
Bir proje olarak “Avrupa Birliği” ve Türkiye
2.4.2018
Siyaseti entelektüelleştirme faaliyetinden trollüğe
26.3.2018
“Bahar ya da kış”ı belirleyen nedir?
19.3.2018
Post-Modern Dünyada Mu’amelât: Bir Çoğulculuk
12.3.2018
Üniversite ve değişim: Tanım ve hedef
5.3.2018
Tarihselleştirme ve rol modelliği: II. Abdülhamid
26.2.2018
Türkiye-ABD: İttifak, stratejik ortaklık, kriz kontrolü
19.2.2018
Tarihin aşırı araçsallaştırılması: Makedonya’nın adı
12.2.2018
“Kuva-yı Milliye” ne anlamda “millî” idi?
5.2.2018
Lausanne, tarih, siyaset
29.1.2018
Hükûmet neden “kepenk indiriyor?”
22.1.2018
Millîlik ve yerlilik “Asya değerleri”ne dönüşmesin
15.1.2018
Kemalist Türkiye “Ortadoğu”dan uzak mı
8.1.2018
Neden demokrasi hedeflerimiz yok?
1.1.2018
“Arkamızdan vuran Araplar” söylemi neden değişmiyor?
25.12.2017
Kalkınmacılığın Türkiye serüveni
18.12.2017
“Topraksız bir halk, halksız bir toprak”
11.12.2017
Sistemin içini doldurma: Uyum yasalarını tartışmaya
4.12.2017
Seçeneklerimiz “Soğuk Savaş NATO’culuğu” ve
27.11.2017
Bir asır sonra “Ekim Devrimi”
20.11.2017
“Kemalizmler”in çoğalması çoğulculuk göstergesi mi?
13.11.2017
Sorun “Türk olan her şeyden körü körüne nefret edenler”
6.11.2017
Laboratuvara kızarak tahlil yapılabilir mi?
30.10.2017
“Cumhuriyetçilik” nasıl “oluştu”?
23.10.2017
“Beka” kadar “Gelecek”i düşünmek
16.10.2017
Vizeler yeniden verilecek; ama tasavvurlar örtüşecek
9.10.2017
Dillerde “çoğulculuk” kalplerde “tekçilik”
2.10.2017
“Musul” neleri değiştirdi? Benzer etkiler nasıl önlenir?
24.9.2017
Yeni bilimcilik ve siyaset
18.9.2017
“Derinlik”in faturasını ödemek: Şerif Mardin
11.9.2017
Arakan’da medeniyetler çatışması mı yaşanıyor?
4.9.2017
Entelektüel karşıtlığı ve maliyeti
28.8.2017
“Baskıcı iktidar-komplocu muhalefet” sarmalını kırmak
21.8.2017
“Ortaklık” yeniden inşa edilebilir mi?
14.8.2017
Bir “Ortaklık”ın yeniden tanımlanması
7.8.2017
“Bir Türkiye” nasıl yaratılabilir?
31.7.2017
“İki Türkiye” nasıl ayrıştı ve kutuplaştı?
24.7.2017
Doğmayan “Hürriyet”
22.7.2017
Yarın seçim olsa durum ne?
17.7.2017
Kaçırılan fırsat ve telâfisi
10.7.2017
Tarihe tanıklık eden “Ev”
3.7.2017
Siyaset ve adalet
26.6.2017
“Yerlilik”i yeniden inşa etme
19.6.2017
Katar devre dışı bırakılırsa
12.6.2017
Kültürel Hegemonya ve Muhafazakârlık
5.6.2017
İmaj yönetimi ve gerçeklik
28.5.2017
Felsefesiz bir toplumda ahlâk
22.5.2017
Olduğumuz yerde kalarak virgüller koymak
15.5.2017
Hakaret revizyonist tarihçilik değildir
8.5.2017
“Ortadoğululuk”tan “Batılılık”a kimlik serüvenimiz
1.5.2017
Bir muhalefet söylemi olarak “demokrasi”
25.4.2017
Sistem değişiminde uyum yasaları
16.4.2017
Seküler olsun, yüz binlerce kişiyi öldürsün (mü?)
10.4.2017
“Zımmî”siz yaşayamayan toplum
2.4.2017
“Avrupa,” Kültürel Çoğulculuk ve Müslümanlar
27.3.2017
Teleolojik tarihin kahramanları
19.3.2017
Görsel medya, tarih, güncel siyaset
14.3.2017
“Millî Kültür”ü nasıl tanımlayalım?
23.8.2015
Şiddet ve uluslararası bağlam
26.7.2015
Neden olmuyor?
12.7.2015
Türk milliyetçiliği "Çözüm Süreci"ne karşıtlığı mı gerektirmektedir?
5.7.2015
İdeal tiplerden gerçek insanlara, toplum mühendisliğinden siyasete
21.6.2015
Bir dönem, bir ideoloji, bir lider
14.6.2015
Kimlikler özgürleşirken kimlik siyaseti yoğunluğu azalmalıdır
7.6.2015
Bir “gelenek” olarak “Fetih”
31.5.2015
Enver Paşa'yı "kendisi" olarak tarihselleştirmek
24.5.2015
Modernleşme-demokrasi hiyerarşisi anlamlı mı?
17.5.2015
"Sol" ve İslâm: Bağdaştırmayı kim yapacak?
11.5.2015
Başka bir "sol" mümkün mü?
3.5.2015
Birinci Dünya Savaşı'nın temel nedeni "Osmanlı paylaşımı" mıydı?
26.4.2015
“Adı” tarihçi koymayacaktır
19.4.2015
Yukarıda demokrasi aşağıda çoğulculuğun reddi
12.4.2015
Siyasal şiddet neden bitmiyor?
06.04.2015
“Mezhepçilik” eleştirilmeli ama “mezhep”in önemi anlaşılmalıdır
29.03.2015
Sistemi “sistem” olarak tartışmak
22.03.2015
“Çanakkale”den alınacak farklı bir ders
16.03.2015
Post-Kemalist toplum ve yeni Kemalizm
08.03.2015
"Türk Usûlü Başkanlık"ın kökü İttihad ve Terakki'de mi?
01.03.2015
Demokratikleşmeyi engelleyen global trendler mi?
23.02.2015
Neden kutuplaşıyoruz?
16.02.2015
Öncelikli sorun
09.02.2015
Bizim SYRIZA hangi parti?
02.02.2015
Tarihin önü açılırken siyaset devreye girmelidir
25.01.2015
Cevabı kim verecek?
18.01.2015
Onlar da "gerçeklik " iddiasına
12.01.2015
Siyasal hareketler ve
05.01.2015
Büyük sorular kesilmeyen tartışmalar
29.12.2014
Bu sarmalı kırmamız gerekmektedir
21.12.2014
Katastrofik başarıdan geri dönüş mümkün mü?
14.12.2014
Söylemden eyleme geçebilmek (2)
07.12.2014
Söylemden eyleme geçebilmek (1)
30.11.2014
Batı "modeli"nden "sapmak"
23.11.2014
Sykes-Picot eleştirisi Neo-Osmanlıcılık ve İslâmcılık mıdır?
16.11.2014
Atatürk, kurucu felsefe ve siyaset
09.11.2014
Demirel ve
02.11.2014
'Barış'ın milliyetçilik(ler)le "savaş"ı
26.10.2014
Cumhuriyet ve cumhuriyetçilik: Neyi sorgulamalıyız?
19.10.2014
Müttefik ile bölgesel rekabet
13.10.2014
Reddedilen
05.10.2014
Egemen parti ve toplumsal dönüşüm
28.09.2014
1920 Ruhu
22.09.2014
İktisadiya'dan Tarihistan'a göç eden bir mültecinin ardından
15.09.2014
CHP'nin temel sorunu siyaset yelpazesindeki yeri midir?
08.09.2014
"Osmanlılık"tan "Türkiyelilik"e
31.08.2014
Ortadoğu'daki sorunların suçlusu bulundu; rahat olabiliriz
24.08.2014
Demokrasiyi "getiren" parti
18.08.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi:
10.08.2014
Post-Kemalist Türkiye "Kemalizm" karşıtlığı üzerinden inşa edilebilir mi?
03.08.2014
Bir asır sonra 2 Ağustos ittifakı
27.07.2014
Cumhurbaşkanı adayları neyi sembolize ediyor?
20.07.2014
Asırlık düşünsel vesayet
14.07.2014
Osmanlı'nın
06.07.2014
"İyi Arap"lar "kılavuz" mu?
29.06.2014
Ortadoğu'da yeni düzen
22.06.2014
Ethnoslar mütarekesinden demos inşasına
16.06.2014
İslâm siyasal tasavvuru çoğulculuk ve demokrasiyle bağdaşamaz mı?
09.06.2014
Bir sene sonra
02.06.2014
Kemalist Aysun dindar mı?
25.05.2014
Yukarıdan aşağıya siyaset ve reform tuzağı
18.05.2014
Hangi siyasal doğruluk?
12.05.2014
Olağanüstüyü olağanla aşmak
04.05.2014
Tarihi özgürleştirmek
27.04.2014
"Karma" demokrasimiz fabrika ayarı mı?
20.04.2014
"Demokrasisiz millî hâkimiyet" ile çoğunlukçu "millî irade" yorumu arasında
13.04.2014
Muhalefet sorunu: Kırıkçının macunu
06.04.2014
Muhalefet karşıtlığa dönüşürse
30.03.2014
Daha sonra "harcanan fırsat" denecektir
23.03.2014
Sürecin süreci
16.03.2014
İttihad ve Terakki'den günümüze "liderlik," "siyaset" ve "demokrasi" (II)
09.03.2014
İttihad ve Terakki'den günümüze "liderlik," "siyaset" ve "demokrasi" (I)
23.02.2014
Erken Cumhuriyet'ten Beyaz Türklere "bireysel dindarlık"
16.02.2014
Coğrafyamızdaki eski sulama sistemi bizi vesayete mi mahkûm ediyor?
09.02.2014
Tunus'tan alınacak ders
02.02.2014
Müslümanlar İslâm'ı akademik olarak değerlendirebilir mi?
27.01.2014
Müzakereci demokrasi ve katılım mı, devrim mi?
19.01.2014
Kuvvetler ayrımı ile kontrol mekanizmaları güçlendirilmelidir
12.01.2014
Garplılaşmanın bir yerinde olma sorunu nasıl bitti?
05.01.2014
İslâm ve demokrasi
29.12.2013
AİHM kararını nasıl okumalı?
22.12.2013
Cumhuriyet-Osmanlı "mücadelesi" söylemi anlamsızdır
15.12.2013
Osmanlı ve Türklük
08.12.2013
Türklük ve ırk
01.12.2013
"Andımız" anayasasıyla "kral çıplak" demek mümkün mü?
25.11.2013
Karşıolgusallığı mı tartışıyoruz?
10.11.2013
Atatürk ne okudu?
03.11.2013
"Bizde o da var" ideolojisi neyi temsil ediyor?
27.10.2013
"Cumhuriyet"i demokrasi karşıtı "Cumhuriyetçilik"ten kurtarmak
21.10.2013
"Liberal" seçkinciler, demokrat muhafazakârlar
06.10.2013
Neden demokratikleşemiyoruz?
29.09.2013
İki "İki Türkiye" (II): İkincisi çatışır ve bölünebilir
22.09.2013
İki "İki Türkiye" (I): Birincisi çatışır ama bölünmez
15.09.2013
Bir totaliter ideoloji defnedilirken
08.09.2013
Sadece merdivenle kalmasın
01.09.2013
Sandık - demokrasi, vesayet - çoğunlukçuluk
26.08.2013
Temerrüd, devrim, darbe
18.08.2013
Kutuplaşma yapısal bir sorun mudur?
11.08.2013
Ortadoğu'nun trajedisi
04.08.2013
Kendine özgü toplum "dar alanda siyaset"i nasıl aştı?
29.07.2013
Liderlik demokrasisi
22.07.2013
İttihad ve Terakki; Vazife ve Mesuliyet
14.07.2013
Darbeye neden darbe denilemiyor?
07.07.2013
Siyaset ve kültürel çatışma
01.07.2013
Herkes öteki, herkes zenci, herkes mağdur
24.06.2013
Kırılamayan sarmal
16.06.2013
Hayat tarzı endişesi siyaseti önemli bir sorundur
09.06.2013
Siyaset nefretinin siyasallaşması
02.06.2013
Siyaset anayasa yapımına farklı yaklaşabilir mi?
27.05.2013
Torosyan'ın hâtıraları, tarihin Türkleştirilmesi ve siyasî doğruluk
19.05.2013
Türk Oryantalizmi'nin "Doğu"su olarak Ortadoğu
12.05.2013
Sorun Türklük, Kürtlük değil ethnos temelli toplum tasavvurudur
05.05.2013
Türkiye bölünmüyor birleşmeye çalışıyor
28.04.2013
"Kutsal"ı mı koruyalım yoksa nefret suçlarını mı engelleyelim?
21.04.2013
Thatcher öldü, Thatcherizm yaşayacak mı?
14.04.2013
Vatandaşlık tanımı hangi tasavvura dayanacak?
31.03.2013
Bir hukuk devinin ardından
24.03.2013
Zaman ne 1930'larda ne de 1918'de durmadı
17.03.2013
Meselelerimizi "devlet aklı" değil siyaset çözecektir
10.03.2013
Vatanseverlik milliyetçilik midir?
03.03.2013
Şemseddin Sami Bey olması gereken yerdedir
24.02.2013
Sorun milliyetçilik değil toplumsal mühendisliktir
17.02.2013
Erken Cumhuriyet ırkçılığı ve siyasî Türkçülüğünün mesajı aynı idi
10.02.2013
Ya tektipleştirme ya sınır değişikliği mi?
03.02.2013
"Türk" olabilirdi; ama "Türk" olmadı, şimdi "Türk" olur mu?
27.01.2013
"Ulusalcılık" milliyetçiliğin Türkçesi midir?
20.01.2013
Olmayan 'sol'un peşinde
13.01.2013
Çoğunluğu kimlik siyasetine yöneltmek felâkete davetiyedir
06.01.2013
Toplumsal sermaye yatırımını yapıyor
30.12.2012
Türkçülük ve Kürtçülükle olmuyor; İslâmcılıkla olur mu?
23.12.2012
Neden milliyetçi-ayrılıkçı vizyon kazandı? Bu kaçınılmaz mıdır?
16.12.2012
Tartıştığımız tarih değildir
09.12.2012
Sorun Arabesk'i beğenmek değildir
02.12.2012
Praetorian rejim biterken
25.11.2012
Arabesk, vatan hainliği, Türk Oryantalizmi
19.11.2012
Adından çok içinin dolduruluşu önemlidir
11.11.2012
Tarihî Atatürk'e kavuşmak
04.11.2012
Kutsallık koruması ve ifade özgürlüğü
28.10.2012
Bu bizim kavgamız değil
21.10.2012
Gurur kırılmasından öte
14.10.2012
Nefret suçları, din, İslâmofobi ve ifade özgürlüğü
07.10.2012
Geleneğin son temsilcisi olarak Hobsbawm
30.09.2012
Âkil adamlar ve Kürt sorunu
23.09.2012
Müfredat değişikliği mi?
16.09.2012
İslâmcılık ve entelektüel alan
09.09.2012
"İslâmcılık" tartışması üzerine notlar (2): Kökler
02.09.2012
"İslâmcılık" tartışması üzerine notlar (1): Kavram
26.08.2012
Şiddet ve derecesi sorunun niteliğini değiştirmiyor
19.08.2012
CHP geçmişini ne yapmalı?
12.08.2012
'Ya Hâfız' levhasının altına sigorta levhası asılınca
05.08.2012
Post-Kemalist CHP dogmatizmden kaçınmalıdır
29.07.2012
At sepete solundan ideolojiye
22.07.2012
Sorun 10 Temmuz mu?
15.07.2012
Aydınlanmamıza katkıda bulunup buharlaştı mı?
08.07.2012
Stratejik derinlik ve komşularla sıfır sorun
01.07.2012
En asil duygunun tarihçiliğinden apolojetik tarih yazımına
24.06.2012
Ortak tasavvur geliştirilemezse sonuç alınamaz
17.06.2012
Bürokrat seçkinlik biterken
10.06.2012
Neden otoriter siyaset üretiyoruz?
03.06.2012
İhtilâl-vesayet sarkacında geçen yıllar
27.05.2012
Sorun kutlama değil kutsallar çatışmasıdır
21.05.2012
Fenerbahçe ve İttihadçılık (2)
20.05.2012
Fenerbahçe ve İttihadçılık (1)
13.05.2012
Tarih bilincimizi artıralım, "tarihçi"likten kurtulalım
06.05.2012
Asır sonu dünyası ve Tek Parti
29.04.2012
Ne idik? Ne olduk? Ne olabiliriz?
22.04.2012
Türkiye mutlaka birisine mi kalmalı?
15.04.2012
Muhafazakâr sanat
08.04.2012
Adem-i merkeziyet gereklidir ama Kürt sorununu çözmez
01.04.2012
Halil Sahillioğlu'na saygı
25.03.2012
Beşikten mezara toplumsallaştırılma anlamlı mı?
18.03.2012
W. T. Stead'i doğru mu anladık?
11.03.2012
Hayatımızı değiştiren kitap günümüz Türkçesinde
04.03.2012
Sosyal demokrasi mümkün mü?
29.02.2012
Ahmed Rıza Bey'i neden hatırlamıyoruz?
19.02.2012
Bir kolonyalizm mirâsı daha tarihe karışırken
12.02.2012
Kemalist oryantalizm
05.02.2012
Maymun taklidi yapana karışmamalı mı?
29.01.2012
Bir logokrasinin son günleri
22.01.2012
19 Mayıs törenlerinin esin kaynağı nedir?
15.01.2012
Sorgulamadan itaat ve liderlik kutsaması muhafazakârlığa mı özgü?
08.01.2012
"Millet-i Hakime"siz toplum tasavvuru
01.01.2012
Fransa'dan alınacak ders ne olmalı?
25.12.2011
Göbeklerini kaşıyan notemigonus crysoleucaslar demokrasiye katkıda bulunuyorlarmış
18.12.2011
Toplumumuzun Thurgood Marshall'ı kitleler mi?
11.12.2011
Sykes-Picot ve Sèvres sendromları ve kapalı toplum
04.12.2011
Dönemin koşulları göz önüne alınırsa
27.11.2011
Dersim'de ne oldu? Kolektif hafıza resmî tarihe karşı
20.11.2011
Türk muhafazakârlığı Tanzimat ile barışıyor mu?
20.11.2011
Tarihselleştirilemeyen geçmiş, insanlaştırılamayan kurucu
20.11.2011
Yemen'i nasıl hatırlıyoruz? Neden?
20.11.2011
Lenin'den Wall Street'i işgale
20.11.2011
İdeolojisiz anayasa talebi: Rus örneği
20.11.2011
Zizek, imparatorluk, çok kültürlülük
20.11.2011
Üç milliyetçilik
20.11.2011
Hikmet-i hükûmetçi bürokrasi ve demokratik siyaset
20.11.2011
Yeni Anayasa ve Kemalizm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8