Kendi hesabıma iddialı yazılara bayılırım. Şahsen eskisi kadar ‘iddialı’ sayılacak yazılar yazamıyorum; herhalde yaşımla ilgili bir durum bu, ne de olsa yaşını başını alınca insan daha temkinli oluyor.

Şimdilerde bütün yapabildiğim.. iddialı sayılabilecek tespitlerimi yazının bütününe sindirmek.. en sonda da.. üzerinde düşünüldüğünde istediğim sonucu verecek bir veya iki soruyu okurlarla paylaşmak…

Yazılarıma gelen yorumlar okurun mesajları aldığına işaret ediyor.

Günün iddialı yazısı Akif Beki’ye ait.

Katar’a uygulanan diplomatik dışlamayı neredeyse tek bir gerekçeye indirgiyor Hürriyet yazarı: Katar’ın Hamas ve Müslüman Kardeşler örgütlerine verdiği destekten vazgeçmesini sağlamak…

Bundan öte yorumlara şiddetle karşı çıkıyor.

Okuyalım:

Yok amaç Erdoğan’ı devre dışı bırakmakmış… Yok Katar’ın işini bitirdikten sonra oklar Türkiye’ye dönecekmiş… Yok sırada ‘ümmetin umudu’na diz çöktürmek varmış filan festekiz… (..) Nerede mi duracak süreç? / Amaç İhvan’ı boğazlamak ve buna yanaşmayan Emir’i dize getirmek, yoksa Katar’ı bitirmek olmadığına göre… Dışlama, izole ve terbiye etmekle (sınırlı) kalacaktır.”

Dışlama girişimini başlatan ülkelerin şimdiye kadar duyurdukları niyetle örtüşüyor Akif Beki’nin bu tespiti.

Katar’dan istenen

Acaba bütün dert bu mu? Gerçekten bu hamleyi yapanlar.. ‘terör örgütü’ sayılmaya başlanan Müslüman Kardeşler (MK) ile irtibatlı gördükleri Hamas’ın bürosunu kapatsa.. lider konumundaki Filistinlileri topraklarından çıkarsa.. MK’yı da ‘terör örgütü’ ilân etse.. Katar’la ilişkilerini normale çevirecekler mi?

Kuşkuluyum.

Sebebi şu: Katar ile Katar’a diplomatik ambargo uygulamaya kararlı ülkelerin büyük bölümü Körfez İşbirliği Örgütü’nde üyeler. Aralarında çok yönlü temas yürütebilecek durumdalar. Sorun yalnızca Hamas ve MK olsaydı, bunu, resmi veya resmi olmayan kanallardan temaslarla bir sonuca ulaştırmaları hiç de zor olmazdı.

Zaten Hamas da değişen uluslararası siyasi iklimin kendisini hedef haline getireceğini öngörerek anayasasındaki rahatsız edici görülen maddeleri elden geçirmiş, sivri dilli liderleri mutedil bilinen şahsiyetlerle değiştirmiş ve Katar’ı zora düşürmemek için Halid Meşal’i oradan çekmişti.

Katar’a abluka kararı buna rağmen geldi.

Abluka kararı ve uygulamasında başı çeken Suudi Arabistan’ın tek hamlelik bir projesi bulunduğunu ve bunun arkasından başka hamlelerin gelmeyeceğini söylemek hayli iddialı geliyor bana.

Türkiye bu denklemin neresinde?

Suudi Arabistan ile Türkiye bir çok alanda işbirliği yapan iki ülke. Görünür yüzde Riyad ile Ankara arasında ciddi sayılabilecek bir ihtilâf bulunmuyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın en son ziyaretinde iki ülke arasında bir askeri ittifak kurulması üzerinde durulduğunu da biliyoruz.

Ancak.. Katar’ı dışlayıcı kararın öncesinde.. bu uygulamanın Riyad tarafından Ankara’ya danışılmadığı.. hatta girişimden Ankara’nın önceden haberdar edilmediği de anlaşılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tavrı da bunu ele veriyor.

Neden Türkiye haberdar edilmedi acaba?

Türkiye ile Katar ilişkileri Türkiye’nin bölgedeki başka ülkelerle olan ilişkilerinden daha ileride. Hemen her alanda ortak çalışmalar yapan iki ülke Türkiye ile Katar. Ambargo öncesinde ABD yanında Türkiye’nin de ülkede bir askeri üsse sahip olması kararlaştırılmış, Türk askerlerinin sevkiyatı beklenmeye başlamıştı.

Ekonomik bağlardan söz etmeye gerek bile yok.

Katar’ın Hamas’ın liderlerini misafir etmesinin bir sebebi de, hiç kuşkunuz olmasın, Türkiye’nin ricasıdır. İsrail ile arayı düzeltmenin şartlarından biriydi Hamas’ı Türkiye topraklarında barındırmamak; anlaşma sağlanınca Hamas’ın ülkemizde yaşayan liderleri Katar’a taşındılar.

Zaten bu sıcak ilişkiler yüzdendir ki, Ankara, Katar’a yönelik hamleyi işlevsiz kılmak ve sorunu diplomatik yollarla çözüme kavuşturmak için olağanüstü bir çaba gösteriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan telefon başında, sözü akçe eden ülkelerin liderleriyle konuyu görüşüyor.

Çabanın şu ana kadar bir işe yaradığı söylenemez.

Ankara’da görevli yabancı ülke temsilcilerinin de davetli olduğu dün akşamki iftar davetinde, Cumhurbaşkanı, girişimi bir ‘oyun’ olarak tanımladı.

Dediği şu:

Burada farklı bir oyun oynanıyor. Bu oyunun arkasında kimler var, şu anda henüz onu tespit edebilmiş değiliz.”

‘Oyun’ ise bu, tek hamlelik olduğu söylenemez.

Sorular.. sorular..

Tabloya bakıp sonraki hamleleri öngörmeye çalışanların kendilerine şu soruyu sordukları da görülüyor: Neden şiddete hiç bulaşmamış bir örgüt olduğu bilinen Müslüman Kardeşler ‘terör örgütü’ olarak yaftalanıyor? Neden Hamas şu sırada bu denli büyük bir soruna dönüştürüldü?

Her iki örgüt de, yakın zamanlarda yaşananlardan dersler çıkararak, kendilerine daha mülâyim bir yol seçmiş olduğu halde hem de… Onların bu dönüşümlerinin tamamlanmasını bile beklemeden…

Belki de MK ve Hamas’ın kendilerini demokrasi yönünde dönüştürmelerinin önüne geçmek için…

MK ve Hamas, aslında başka sonuçlar doğurmayı hedefleyen bir projenin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deyimiyle bir ‘oyun’un bahanesi mi yoksa?

Galiba Suudi Arabistan’ın çok kapsamlı bir projeyi planlayıp uygulayamayacağı önyargısıyla hareket ediyor iddialı yazarımız.

Belki de o haklıdır; Hamas ve MK ile irtibatlı olduğu bilinen isimleri ülkesinden gönderir Katar ve sorun da başladığı gibi biter..

En başta yazdım: İddialı tezler içeren yazılar artık bana göre değil; bundan daha fazlasını benden beklemeyin.

  • Abone ol