Dedikleri kadar varmış. Kim demişse doğru demiş. Tam da insanımızın içine düştüğü hali pür melali ifade eden bir söylem…

Hakikaten öyle. Paranın kuvvet ve kudreti özellikle Anadolu sahasında ne kadar belirgin bir şekilde saptanabiliyor. Biraz dikkat eden herkes paranın ve parayla temsil edilen kişisel çıkarların ne kadar etkili olduğunu rahatlıkla görebilir. Paranın nelere kadir olduğundan dem vuranlar yerden göğe kadar haklıdır.

       Yıllardan beri özellikle de seçim öncesinde basit çıkarların nasıl ulusal çıkarlara baskın çıktığını görmüş olmanın üzüntüsünü yaşayanlardan biriyim. Üstelik bu hastalık günümüze has bir durum da değil. Osmanlı’nın telef olmasına sebep olan yeniçeri isyan ve taleplerinin temelinde de ne yazık ki ulusal çıkarların ve ilahi adaletin kişisel çıkarlara kurban edilmesi saplantısı yatmaktadır. Yani bu salgın ve bulaşıcı hastalığın kökeni beş yüz yıldan gerilere uzanmaktadır.

       Yeniçeriler keseleri boşaldığında ilk iş olarak padişah değiştirmenin yollarını aramışlardır. Bu yüzden özellikle duraklama sonrası ve gerileme dönemlerinde hiçbir padişah koltuğundan emin olamamış ve devlet işlerine kendisini adayamamıştır.  Gözü doymayan yeniçeriler gittikçe taleplerini artırmışlar ve daha önce istenmesi yasak ya da adet olmayan birçok tavizi saraydan koparmayı başarabilmişlerdir.

       Yeniçerilerin yerini bugün suyun başında av bekleyen timsahları andıran seçim avantası için fırsat kollayan birtakım gözü açık ve sadece ve öncelikle kendi öz çıkarlarınıhedefleyen bir vatandaş tipi almış durumdadır. Bu vatandaş tipinin sayısı sanıldığının aksine o kadar çok ki, bu yüzden çevrenizde bu tiplerden sayısız örnek görmeniz mümkün. Kim bilir belki bizatihi kendiniz böyle birisinizdir. Doğru dürüst bir işiniz yoksa, okuma ve düşünme gibi bir alışkanlığa sahip değilseniz amaç için her şeyi yapma eğiliminde biriyseniz neden olmayasınız? İsterseniz böyle biri olup olmadığını beraber irdeleyelim mi? Cesaretiniz varsa ve gerçekten adalete inanan biriyseniz.

       Seçimlerde sandık başına gittiğinde üzerine çöreklendiğin hazine arazisine kondurduğunuz kaçak yapıya imar affı geldi diye oy vereceksenöz çıkarlarını ulusal yararların üzerine geçmiş demektir. Keyfine keder bol kepçe yaptığın kredi kartı borçların itiraz hakkı olmayan bir devlet bankası üzerinden yeniden yapılandırıldı diye sandıkta kararın değişebiliyorsa kişisel çıkarlarını bütün değer yargılarının üzerinde görüyorsun demektir.

       Dahası var, dur hemen kaçma düşünmekten. Elinde hiçbir sanat olmadığı halde,  devlet üretme çiftliği gibi habire çocuk sahibi olursan. Sonra bu kadar nüfusu besleyemeyip vatandaşın dişinden tırnağından biriktirdiği sosyal yardımlaşma kaynaklarına göz dikersen. Hırsına doymayıp bir de elektrik faturalarının bir bölümünü devlete yüklersen… Bu durum adaletli ve vicdanlı bir tavır olamaz. Hele ki böyle olduğu için sandıkta kararın değişirse; en fazlasında bir çobanın oyu kadar değerli tercihini koz olarak seçime katılanlara dayatırsan bu durum asla vicdani ve ahlaki olmaz. Olamaz.

       Hal böyle olunca anlaşılmıştır sanırım Anadolu sathında paranın nelere kadir olduğu? Siz milletin ağzını açtı mı mangalda kül bırakmadığına asla inanmayın. Ağzı olanın orada burada gevezelik ettiğine de aldanmayın. Hepsi değilse de büyük bir kısmı günah çıkarmaktan başka bir şey olamaz.

       Bence bu tiplerin toplumun geneline oranı hiç de azımsanacak bir oranda değil. Kim bilir belki de siz ya da ben, düşüncesini çıkarlarına feda edenler zümresindeyizdir. Ne dersiniz? Bu konuda garantisi olan var mı aranızda? Ne kadar bir iş değil mi bu? Öyle düşünmeden ve inanmadan vatan millet ve din iman nutukları atmayla olmuyormuş değil mi? Haydi bakalım çevreye dayattıklarınıza kendiniz gerçekten inanıyorsanız kendinizi bir özeleştiriden geçirin bakalım. Bir kere de özü sözü doğru olanlardan olmaya çalışın.

      

      

  • Abone ol