Günümüzde dünyada emperyalizmin oyun alanı hâline gelmiş, emperyalistlerin karşılıklı güçlerini sınadıkları üç alan var: Uzak Asya, Ortadoğu ve Ukrayna.

Bir süreden beri Ukrayna, Rusya’ya bağlı kalmak isteyen doğu ve Avrupa Birliği’ne katılmak isteyen batı bölgesi olarak ikiye bölünmüş durumda. Rusya Ukrayna’nın batıya dahil olma fikrine dayanamadığı için ülkede istikrar sağlanmasını engellemek için elinden geleni yapıyor. Bu bölünmenin Ukrayna işçi sınıfı, ezilenler açısından savaş ve çatışmanın getirdiği zorlu yaşam koşulları dışında hiçbir anlamı ve faydası yok. Bu kriz hiçbir zaman demokrasi ya da Ukrayna’nın bağımsızlığı ile ilgili olmadı. Mesele bu bölünmeden kimin yararlanacağı idi.

Nihayet geçen hafta Avrupalı ve Ukraynalı politikacılar Rusya Başkanı Vladimir Putin ile bir ateşkes imzaladılar.  Ancak bu ateşkes her iki tarafa da zaman kazandırmaktan başka bir işleve sahip gibi görünmüyor. Gerilim hala devam ediyor.

Ukrayna cumhurbaşkanı Petro Poroshenko, Rusya’nın desteklediği ayaklanmacıların anlaşmayı tehlikeye attığını söyledi. Bu anlaşmaya göre Ukrayna’nın silahlarını cephe hattının 50 km gerisine çekmesi gerekiyor. Dolayısıyla şimdi her iki taraf cephe hattının neresi olduğu konusunda kavga ediyorlar.

Batılı liderler ise bölünmüş durumda. Almanya Başbakanı Angela Merkel artık ülkede istikrar isterken, ABD Başkanı Barack Obama hala Ukrayna ordusuna yardım göndermenin hesaplarını yapıyor. Uluslararası Para Fonu, Ukrayna’ya 11.4 milyar pound yardım göndermeyi kabul etti, fakat bunun karşılığı oldukça sert bir yapısal reform programının uygulanmasını talep etmek olacaktır. 

Bu arada yaptırımlar ve sürekli oynayan petrol fiyatları Rusya ekonomisine zarar veriyor. Putin ise zaman kazanmaya ve Ukrayna’yı kaos içinde tutmaya devam etmeye çalışıyor.  Poroshenko ise ateşkesi Ukrayna’nın topraklarını geri kazanması için kullanmak istiyor. Israrla ona savaşı kazandırabilecek silahlar edinmek istiyor.

Bu durum Ukrayna’yı aracılarla devam eden sürekli bir savaşın içine sokuyor. Açık ki her iki taraf da öldürücü darbeyi indiremeyecek kadar zayıf, fakat çatışmayı devam ettirecek kadar da güçlü. Bunun bedelini de her zamanki gibi sürekli çatışmanın verdiği dehşet ve korkuyla zor şartlarda yaşamak zorunda kalarak sıradan insanlar ödüyor.

Arife Köse

[email protected]

(Sosyalist İşçi)

  • Abone ol