Cumhurbaşkanlığı için sürüp giden tartışmalara bakınca aklıma Diyarbakır cezaevinde kalmış olanların  hikayesini iyi bildiği ‘Arap Remo’ geliyor.

Arap Remo bizim gibi siyasi değildi. Adli bir suçtan ve sivil cezaevinde yer olmadığı için Beş nolu dediğimiz Diyarbakır askeri cezaevine geçici bir süre için getirilmişti. Remo’nun anasının emdiği süt burnundan geldi. Çırılçıplak soydular, onurunu kırdılar ve insanlığını bitirdiklerini düşünerek nihayet hücreye attılar..Bütün bunları, kendi kabadayı dünyasında yaşayan ve namı yürüsün diye kan dökmeye hazır bir adama yaptılar. O Remo gitti, gardiyanlardan bir cop fazla yememek için, işi kurnazlığa vuran Remo geldi. Remo’nun tam hikayesi benim ilk kitabım, Dıjwar-Onlara Dair Her Şey isimli anı-romanımda var,. Merak edenler okuyabilirler.

Remo öyle bir cehenneme düşmüştü ki, buranın dünyanın hangi tarafı olduğunu ayırt  edemez hale gelmişti..

Akıl almaz işkenceler bitip de hücreye boş bir çuval gibi attıkları gün, bir ara gözlerini açıp,  koğuş arkadaşı  CHP’den tutuklanan Almanca öğretmeni Kemal Ezber’e soruyor:

-Kardaş kusura bakmayın, acaba öbür tarafta mıyık, yoksa bu tarafta mı?

Öbür taraf dediği, ahret..

Kemal’ın soruya cevabı şu olmuş

-Valla Remo daha dünyanın bu tarafındayız.

Remo zamanla siyasi olmanın ne bela bir şey olduğunu anlamış, kendi suç dünyasıyla övünen bir adam haline gelmişti.

Gardiyanlar dayak düzeni al dediklerinde, Remo kurnazlıkla ‘Allaha çok şükür siyasi değilim!’ diyerek dayak düzeninden kendini kurtarırdı..

Kimse kusura bakmasın, ve kimse de alınmasın. Ama bakıyorum da bir yandan siyasi tahayyüllerinden, 2023 yıllarının Türkiye’sine yapacağı katkılardan övünerek söz eden bir aday adayı var. Yani Başbakan Erdoğan var.

Ama Başbakan’a karşı muhalefet,  ‘Allaha çok şükür siyasi değilim’ diyecek bir aday arıyor!.

Gel de Arap Remo’yu, hatırlama!

Remo, siyasi olmadığını göstererek, cezaevinin gardiyanlarını muhtemelen memnun ettiğini düşünüyor, siyasi nedenlerle tutuklanmış insanlardan farklılığını ortaya koyarak, işkenceden muaf kalacağını düşünüyordu.

O, dünyadan ve içinde bulunduğu şehirden ve şehrin insanlarından tecrit edilmiş cezaevinde, sistemin gardiyanlarına hoş görünmek, siyaset dışı olmaktan geçiyordu.

Ne tuhaf, kırk küsur yıl sonra Türkiye cumhurbaşkanını seçecek. Sistem gardiyanlarının  koruma altına alabileceği bir düzeni filan kalmadı bu ülkenin. Kurumlar ve siyaset arasında doğru ve demokrasinin lehine yeni bir ilişki kuruluyor. Cumhurbaşkanlığı kurumu da dahil.. Ama siyasi tahayyülünü 2023’lü yılların Türkiyesi’ne taşıyabilecek güçlü devlet ve siyaset adamlarının alternatifi, hala da Arap Remo ve Arap Remolar!

Allaha çok şükür siyasi değilim diyecek bir takım adamlar!

Statükonun kalan gardiyanlarını memnun edecek, bir ‘Arap Remo’ aranıyor!  

Meydanlara inecek adayın, siyasi konularda suskun kalması, veya her yöne çekilebilecek sözlerle bir seçim kampanyası yürütmesi, seçim meydanlarında ‘Allaha çok şükür siyasi değilim’ diyerek halktan oy alabileceğine inanılıyor!

Anlaşılan seçim meydanlarında, hayati konuları konuşmaya, vaatlerini halkla paylaşmaya hazır bir aday olacak, ama bütün bu konulardan uzak kalması istenecek, ‘durumu idare edip’, sistemin gardiyanlarını ürkütmeyecek ve her fırsatta da ‘Allaha çok şükür siyasi değilim’ diyecek bir aday olacak!

Çünkü, muhalefet bloku, kendi adayında aradığı vasıfları, sistemin gardiyanlarını memnun etmeye tahvil etmiş durumda.

  • Abone ol