Bugün yazı yazmak zor çünkü herkesin, benim de, radarlarımız, dikkatlerimiz ABD seçimlerine çevrilmiş durumda.

Bu yazıyı bu akşam (3 Kasım) çok geç olmayan bir saate kadar Artı Gerçek’e göndermek zorundayım ama o saate kadar da aradaki saat farkı nedeniyle seçim sonuçlarının belli olması mümkün değil.

Oysa Artı Gerçek okurları bu yazıya bakarlarsa o saatte (4 Kasım Çarşamba sabahı) muhtemelen ilk sonuç sinyalleri gelmeye başlamış olacak.

Yani işim kolay değil ama ben yine de seçimlerle ve Türkiye ile ilgili bir şeyler yazmak istiyorum.

Bugünlerde sık sık ABD CNN’e bakıyorum, Biden’ın ve Trump’ın konuşmalarını izliyorum.

Trump’ı ve destekçilerini izlerken Türkiye ile de kaçınılmaz benzerlikler çıkıyor ortaya.

Siyasi üslup, siyasal popülizm konularına girmek istemiyorum, hık demişler birbirlerinin burunlarından çıkmışlar adeta, ekonomide de ciddi benzerlikler var.

Dün izlediğim bir konuşmasında, galiba Michigan idi, vurguyu “Made in USA” mallar üzerine yaptı sürekli olarak.

Bizdeki “yerli malı tüketin” kampanyalarını andırıyordu.

İnternete girdim, Trump’ın “Made in USA” ile ilgili söylediklerini bir karıştırdım ve aşağıdaki bence çok temsili olabilecek özet ifadeyi indirdim.

Orijinalinde şöyle diyor Trump:

We want to build, create, and grow more products in our country using American labor, American goods, and American grit. When we purchase products made in the USA, the profits stay here, the revenue stays here, and the jobs — maybe most importantly of all — they stay right here in the USA”.

Şöyle diyor üstat Trump:

“Amerikan işgücü, malları ve cesaretini kullanarak ülkemizde daha fazla mal üretmek istiyoruz. ABD’de üretilen malları aldığınız zaman karlar burada kalıyor, gelir burada kalıyor ve en önemlisi, istihdam burada, ABD’de yaratılmış oluyor”.

Kulağa hoş geliyor değil mi?

Ancak, kazın ayağı her zaman öyle değil.

Trump iktidara geldiğinden beri (2016) Çin ile uğraşıyor, Çin mallarının (standart tüketim malları çok ağırlıklı olarak) ABD’ye girmesini engelliyor, yüksek gümrükler uyguluyor, bu malların ABD’de üretilmesini böylece teşvik etmek istiyor.

Böylece yarattığı istihdam üzerinden de seçim kazanmak istiyor.

Tam bir popülizm örneği.

Bu politika da aslında paradoksal olarak en çok Çin’in işine yarıyor.

Çok basit bir örnek üzerinden gidelim.

Bisiklet Çin’de çok ucuza üretiliyor, bu mal ABD’ye gümrüksüz, miktar kısıtlamasız gelirse ABD bisiklet üreticilerinin ayakta kalması mümkün değil, bu nedenden “Made in China” bisikletlerin girişini engelliyor (vergi, kota. vs.), eski ekonominin bir malını Amerikalılara ürettiriyor, istihdam ve gelir oluşuyor güya.

Oysa, ABD o muhteşem üniversiteleri, senede beş yüz milyar doları aşan araştırma-geliştirme harcamaları ile bir yüksek teknoloji ülkesi, Harvard’ınız varsa ve siz (sembolik olarak) bisiklet üretmek derdinde iseniz, California ve Doğu yakasından (NY, Massachusetts, Maryland) oy alamıyorsanız ortada ciddi bir mesele var demektir.

Geçerken şunu da hatırlatalım, ABD’nin sadece devlet ve özel şirketler olarak yaptığı araştırma geliştirme harcaması yaklaşık beş yüz milyar dolar; şu anda ABD doları 8, 53 TL oldu, yani milli gelirimiz ABD’nin araştırma geliştirme seviyesine doğru düşüyor.

Trump’ın iktisat politikası (!) ABD’de gelir ve istihdam yaratır gibi gözükse de aslında olan ABD’nin fakirleşmesi, gelecek perspektifini kaybetmesi.

ABD kadar verimliliği yüksek bir ekonominin “yerli malı kullan” kampanyası yapması ayağına kurşun sıkmasıdır.

ABD bisiklet, araba değil, bugün hayal bile etmekte zorlandığımız teknoloji ürünleri üretmesi çok daha normal bir ülke.

Umarım ABD seçmeni bugün bu saçmalığa oylarıyla son verir.

  • Abone ol