2011 yılında başlayan Arap Baharı adı verilen diktatör yönetimlere karşı başlayan kitlesel gösterilerin sonunda baskı altında kalan kitlelerin özgürlük mücadelesi, diktatörlerin alaşağı edilmesiyle yeni bir döneme girildiğinin habercisisiydi.Dikta yönetimler, Dünyanın yeniden yapılandırmasında en önemli engelleri oluşturmakta ve tasfiyesi kaçınılmazdı.Daha düne kadar Dünya politikasını belirleyen iki kutuplu yapı; yıkıldıktan sonra yeni oluşan bölgesel güçler, Dünya siyasetine müdahale etmeye başlamaları dengelerin altüst olmasına neden oldular.Güney Amerika’da Brezilya, doğuda Hindistan ve Türkiye son yıllarda yıllarda yıldızı parlayan ülkeler arasında yer aldı.Hüsnü Mübarek’in yıkılıp uzun yıllar illegal olarak mücadele veren Müslüman Kardeş'lerin iktidara gelmesi Ortadoğuda var olan dengeleri altüst etti.(Batıya göre) Bu durum ABD’ deki Neoconları ve İsrail yönetimiyle,AB’deki bazı güçlerin planlarını bozdu.Yazılanlara bakılırsa Mısır’daki darbe girişimi hazırlığı,Mursi yönetime seçilir seçilmez başlamı(Menderes’e karşı 1954 te başlıyor,darbe girişimi) sonunda geniş kitle gösterileri sonunda ordu yönetime el koyarak Mısır’da filizlenen demokrasinin ırzına geçilmiştir.

           Darbeden sonra tepkilere baktığımızda; batılılar demokratik değerlerin yok edilmesine bir nevi sessiz kalmış, bir bakıma darbeye destek vermiştir.Türki’yede ise Ak Parti,MHP ve BDP açıkça darbeye karşı çıkarak Mısır’ın meşru Devlet başkanının yanında yer alırken,ana muhalefet partisi CHP darbeye karşı çıkarken,bir yandanda Mursi yönetimini suçlayarak darbeyi meşrulaştırmaya çalışması ve AK Parti’ye seninde sonun böyle olur diye aba altından sopa göstermesi kayda

değer ve gerçek yüzünü ortaya koyan tavrı ilginçti.Tipik bir 27 Mayıs darbesinin Mısır versiyonu gibiydi.Ben de dahil yıllarca 27 Mayıs darbesini Devrim olarak gördük.(Hala öyle görenler mevcut) Tahrir’dekiler de Mursi’nin yıkılışını maalesef devrim olarak görüyorlar.Söze başlarken bizde darbeye karşıyız ama; diye devam eden açıklamalarla aleni bir şekilde darbeyi savunmaktan utanmıyorlar.Hatta hatta Tahrir’le Taksim’i benzeştirerek açıkça darbeye davetiye çıkartıyorlar.(Kamer Genç’i kutlarım; açıkça kıvırmadan söyledi)Emperyalizme karşıyım diyenler, ne hikmetse Mısır’daki darbenin arka planındaki süper devletleri görmezlikten gelerek, iki yüzlülüklerini örtmeye çalışıyorlar.Tıpkı demokrasi değerleri deyince ilk akla gelen AB ülkeleri gibi; çıkarları uğruna; savundukları demokrasi değerlerini gözlerini kırpmadan rahatlıkla çiğnemekten kaçınmadılar.Anlaşılan Küreselleşmenin bir bedeli olsa gerek.Mısır’daki cunta yönetime karşı çıkarak( Süper güçlere rağmen) demokrasi güçleriyle omuz omuza vermesi de küreselleşmenin bir diğer boyutu.

            Son olarak şunu söylemek isterim; tarih Mursi’den hayırla bahsederken, darbe yöneticilerinden nefretle bahsedecektir.Nerden biliyorsun diyebilirsiniz; damdan düşenin halinden damdan düşen bilir.

  • Abone ol