Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalefetten hoşlanmadığı bir sır sayılmaz.

Her eleştiriyi kendisine karşı yapılmış 'haksızlık' olarak algılıyor, o gün çok sinirliyse bu algısı “Bana hakaret ediyorlar” şekline dönüşüyor.
Her ne kadar tersini söylesek de hemen hiçbirimiz eleştiriden hoşlanmayız.
Çünkü insanlar kim olurlarsa olsunlar kendilerine bayılırlar, hep doğru yaptıklarını düşünürler.
Ama eleştiri tahammülsüzlüğü de başka insan davranışları gibi tek tip değildir.
Kimisi kızgınlığını gülüp geçmekle giderir, kimisi bağırır çağırır, şiddete yönelir. Bu yumuşak uç ile sert uç arasında tarif edeceğimiz başka davranış biçimleri de vardır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eleştiri karşısındaki tutumu sert uca daha yakın.
Denizli’de yaptığı konuşmada, bu kez FOX TV Ana Haber’in sunucusu Fatih Portakal’ı da hedef aldı.
Portakal konusu ile ilgili yorumumu aşağıdaki diğer yazımda bulacaksınız.
Ama önce bir temel demokrasi problemine işaret etmek istiyorum.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözünü ettiğim konuşmada şunu söyledi:

“Çıkmışlar sokağa davet ediyorlar bu ne terbiyesizliktir ya. Bir tanesi TV ekranlarından kendini bilmez, haddini bilmez, edep yoksunu bir tanesi çıkmış sokağa davet ediyor. Ahlaksıza bak, ahlaksıza bak. Bu ne terbiyesizliktir? Zaten bunlara yargı gereken cevabı verecektir. Ben buna inanıyorum. Sen ne yapıyorsun? Burası Paris mi? Gezi olaylarında zaten herkes dersini aldı. 15 Temmuz'da zaten herkes dersini aldı. Bu ülkede bundan sonra bu tür olaylara girişenler bunun bedelini ağır öderler.”

Şimdi TC Anayasa’sının 34. Maddesi’ni hep birlikte bir kez daha okuyalım, ezberleyelim:

“MADDE 34- (Değişik: 3/10/2001-4709/13 md.) Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.”

Yani kişi ya da gruplar, bir konuya dikkat çekmek isterlerse gerektiğinde sokağa çıkmaları, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemeleri bir Anayasal hak.
Bu bir hak olduğuna göre, bu hakkı kullanmak da, kullanmaya davet etmek de suç değil.
Cumhurbaşkanı’nın iddia ettiği gibi 'terbiyesizlik' hiç değil. 'Ahlaksızlık' ile yakın-uzak bir ilişkisi de yok.
Cumhurbaşkanı böyle konuşuyor çünkü muhalefetin, eleştirinin şu ya da bu şekilde görünür olmasına tahammülü yok.
İstiyor ki herkes sussun ve evinde oturup yapılanları izlesin, seçimden seçime oy vererek de “siyasal katılımı” gerçekleştirsin.
Bu işler, bu devirde öyle olmuyor Sayın Cumhurbaşkanı.
Vatandaşların demokratik haklarını kullanmalarına alışmanızı öneririm.

***

Bir gazeteci nasıl linç edilir?

Geleneksel medyada hala tek tük kalmış gazetecileri de tasfiye etmek için buldukları yöntem şu:
Önce havuz paralarıyla satın alınmış ve kamu ilan ve ihaleleri ile beslenen medyada bir linç ve hedef gösterme kampanyası başlatılıyor.
Ardından da Cumhurbaşkanı sazı bizzat eline alıyor ve çalmaya başlıyor: Gereken cevabı alacaklar, bedelini ağır ödeyecekler.
Şimdi hedefte FOX TV Ana Haber’in sunucusu Fatih Portakal var.
Portakal, Fransa’daki protesto gösterileri ile ilgili haberi aktarıp, Fransız polisinin uyguladığı aşırı şiddete dikkat çektikten sonra şunu söyledi:

“Hadi bakalım barışçıl bir eylemle zamları, doğal gaz zamlarını protesto edelim. Hadi bakalım, yapalım. Yapabilecek miyiz? Kaç kişi çıkacak korkudan, endişeden sokağa? Kaç kişi çıkar sokağa, Allah aşkına söyler misiniz? Bireysel ve toplumsal muhalefeti bastırmaya çalışıyorlar. En doğal hak ama uygulanamıyor. Fransa olmuş, Türkiye olmuş, çok da fark etmiyor açıkçası.”

Bu sözlerde ne anlatılmak istendiği çok açık:
Gösteri yapmak bir hak ama muhalefeti bastırmak için herkesi korkuttular, kimsede sokağa çıkacak cesaret bırakmadılar!
Bu sözler 'linç medyasında' şu başlıkla yansıtıldı: FOX TV yine provokatörlüğe soyundu.
Altında da şu spot vardı:

“Kaos yayıncılığın adresi FOX TV’nin tetikçi sunucusu Fatih Portakal, Fransa’daki ateşi Türkiye’ye taşıma derdine düştü. Portakal, canlı yayında “sokaklara çıkın” çağrısında bulundu.”

Haberin içinde de Portakal’ın FETÖ ve PKK destekçisi olduğu iddia ediliyor.
Bunu yapanlar da hesapta gazeteci.
Ama belli ki utanma duygusu tamamen kaybolmuş, bile bile yalan yazıp, okuyucularını ahmak yerine koymaya çalışan bir tipleme bu.
Şimdi söyleyin bakalım, sıradan insanları “göbeğini kaşıyan ahmaklar ne anlar zaten” düzeyine indirgeyenler kimler?
Haberler bu minvalde salıdan cumaya kadar devam etti ve Denizli’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sazı eline aldı:

“Çıkmışlar sokağa davet ediyorlar bu ne terbiyesizliktir ya. Bir tanesi TV ekranlarından kendini bilmez, haddini bilmez, edep yoksunu bir tanesi çıkmış sokağa davet ediyor. Ahlaksıza bak, ahlaksıza bak. Zaten bunlara yargı gereken cevabı verecektir.”

Şimdi sonraki adımların neler olabileceğini tahmin etmek zor değil, önümüzde örnekleri çok var.
Yargıya açık adres gösterilip, talimat veriliyor ki muhalif olmanın bedeli “ağır ödensin”.
Bunun ne demek olduğunu da biliyoruz.
Sabaha karşı evinden alınma, iddianame yazılmadan aylarca hapiste tutulma, punduna getirebilirlerse üç-beş yıllık mahkumiyet!
Şunu çok merak ediyorum: Bu insanlar, geceleri yastığa başlarını koyunca rahat bir uykuya dalabiliyorlar mı?
Vicdanlarında küçük de olsa bir titreme oluyor mu?
'Ahiret inancına' sahip olduklarını söylüyorlar, hesap günü geldiğinde bu yaptıklarını, insanlara reva gördükleri bu eziyetleri nasıl açıklayabilecekler?
Yıllar sonra hüküm sürdükleri bu dönemin utanç sahneleri tarih kitaplarında yazılmaya başladığında çocukları, torunları ne hissedecekler?
Gerçekten merak ediyorum, bunlar insan mı, yoksa başka bir cins mahlukat mı?

  • Abone ol