Mehmet Ocaktan

Karar



Bookmark and Share

Siyaset için illa kavga etmek zorunda mıyız?


22.6.2018 - Bu Yazı 141 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Pazar günü sandık başına gidiyoruz, geleceğimizi belirleyecek çok önemli bir tercihte bulunacağız. Etrafta zaman zaman dillendirilen görüşlerin ortak paydası; demokrasinin Türkiye’de ciddi problemler yaşadığı ve bu zor şartları aşmanın hiç de kolay olmayacağı yönünde. Evet zor zamanlardan geçiyoruz, siyasetin giderek seviye kaybettiği, ayrıştırıcı söylemlerin toplumda derin kırılmalara yol açtığı bir vakıa.

Geçmiş dönemlerde de siyasetin zor zamanları oldu, hatta klasik ve postmodern darbelerle siyasi faaliyetler ya askıya alında, ya da ‘ara rejim’ uygulamalarıyla alanı daraltıldı. Ama bütün bunlara rağmen, siyasiler birbirlerini yok edici bir rüzgara kapılmadılar. Oysa şimdi siyasi aktörler bizzat kendi kalelerine gol atma yarışındalar. Daha açık bir ifadeyle söylemek gerekirse, bugün siyasetçiler muarızlarını ‘ihanet’le suçlamak gibi son derece tehlikeli sularda seyrediyorlar.

Galiba önce bir hakikati tespit etmek gerekiyor; bu ülkede hiçbir siyasetçinin yaşadığı topraklara ihanet etmek gibi bir gaflet içinde olduğunu düşünemeyiz. Yaşadığımız toplumda muarızlarımızın görüşlerine katılmayabiliriz, hatta tehlikeli de bulabiliriz ama bu bize onları ihanetle suçlama hakkını vermez. Unutmayalım, 24 Haziran’dan sonra da bu ülkede hep birlikte yaşamaya devam edeceğiz. Ve en önemlisi de ‘vatan sevgisi’ üç beş oyla test edilemeyecek kadar değerlidir. Dolayısıyla dostlarımızı, komşularımızı, akrabalarımızı sırf siyasi hesaplar adına düşmanlaştırarak ortak huzurumuzu bozmanın kimseye faydası olmayacaktır.

Esas itibariyle bugün hepimizin şikayet ettiği en temel problem, siyasetin çaresiz bir darboğaza hapsedilmesidir. Biliyoruz ki geçmişte de siyasetçiler, muarızlarını en sert sözlerle eleştirdiler ama hiçbir zaman bugün yaşadığımız seviyesizliğe asla izin vermediler.

Düşünün ki ittifak yasası vesilesiyle muhalefet partilerinin oturup konuşmaları, temel demokratik ilkelerde uzlaşma sağlayarak seçim ortaklığı oluşturmaları bile bir fitne olarak değerlendiriliyor. AK Parti-MHP ittifakı ne kadar doğal bir durum ise, muhalefet partilerinin ittifakı da o kadar doğal ve doğru bir iştir. Bir ülkede bütün siyasi partilerin memleketin geleceği konusunda uzlaşmalarından, en azından konuşuyor olmalarından daha güzel ne olabilir ki, illa kavga etmemiz mi gerekiyor Allah aşkına...

Hafızalarımızı tazeleyelim ve Türk siyasi tarihinin en renkli dönemini oluşturan Süleyman DemirelliNecmettin ErbakanlıBülent Ecevitli ve Alparslan Türkeşliyılları hatırlayalım. Seçim meydanlarında, birbirlerine karşı hepimizin hafızalarında bugün bile hala canlılığını koruyan sataşmalarda bulunurlar ama mücadelelerini asla bir vatan müdafaasına dönüştürmezlerdi.

Eminim, rahmetli Erbakan Hoca’nın muarızlarına “Sizi gidi Batı kulüpçüler sizi...” diye meydanlarda haykıran cümlelerini yaşı müsait olanlar hatırlayacaklardır. Bu ifadeleri kullanan Erbakan, hiçbir zaman muarızlarına, “Siz Batı ile işbirliği içindesiniz, memleketi emperyalistlere satan vatan hainlerisiniz” şeklinde bir saldırıda bulunmadı.

Her ne kadar siyasi tarihimizdeki o günleri arar hale geldiysek de, aslında çok da umutsuz olmaya gerek yok. Önemli olan; ülkeyi emanet edeceğimiz kadroları akıl, mantık ve vicdanla değerlendirerek irademizin istikametini doğru tayin etmektir. Şuna bütün kalbimizle inanıyoruz ki, sandıkta vereceğimiz karar ne olursa olsun kesinlikle özgür irademizin sonucu olacaktır. Yeter ki irademize birilerinin “Vatan-millet, din” gibi kavramlarla ipotek koymasına izin vermeyelim.

Hangi siyasi kimliğe sahip olursak olalım, Pazar günü gönül verdiğimiz partinin kazanması için sandığa gideceğiz, düşman imha etmek için değil...

Evet, şimdi buradan baktığımızda demokrasinin geleceğini hayal meyal seçebiliyoruz. Hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı ve özgürlükler konusunda aşılması gereken ciddi sorunlarımız var. Ama biliyoruz ki bunlar aşılamayacak sorunlar değil, yeter ki demokratik değerleri yükseltecek iradeyi kararlı bir şekilde sandığa yansıtabilelim. Umutsuzluğa gerek yok, sonunda mutlaka demokrasi kazanacaktır, sadece inanalım yeter...

.

Facebook Yorumları

Kod8
18.7.2018
İslam siyaset düşüncesinde hilafet ve iktidarın kaynağı
16.7.2018
Batı dünyasının bakmayı hiç denemediği açı
15.7.2018
Esfeli safiline karşı sadece kalbi ile direnenler kazandı
13.7.2018
Kibrit kutusundaki din algısıyla nereye kadar
11.7.2018
Ve ben de tarihin değişimine tanıklık ettim
9.7.2018
Yeni dönemi Erdoğan’ın yeni söylemleri şekillendirecek
8.7.2018
Türk musikisiyle başka bir aleme uyanmak...
6.7.2018
Pozitif hukuk ilahi yasaya aykırı değildir
4.7.2018
Şark’ın irfanı sistemli tefekkürle buluşabilir mi?
2.7.2018
Neden İslam siyaset teorisi üretemedik?
29.6.2018
Demokrasiye ve millet iradesine küsülmez
27.6.2018
Yeni sistem sağlıklı kurulursa demokrasi kazanır
25.6.2018
Seçim bitti şimdi huzur ve istikrar zamanı
24.6.2018
Caz sizi çağırıyor eminim kalbinize iyi gelecek
22.6.2018
Siyaset için illa kavga etmek zorunda mıyız?
20.6.2018
İslam siyaset düşüncesindeki muhafazakarlık demokrasiye engel
18.6.2018
Bence de Türkiye MHP’siz yönetilemez!
15.6.2018
Bugün merhametle ve adaletle buluşma zamanı
13.6.2018
Abesle iştigali bırakıp 25 Haziran sabahını düşünelim
11.6.2018
Sayın Bahçeli seçime gidiyoruz savaşa değil
8.6.2018
Çözülemeyen sorunların tek müsebbibi dış düşmanlar...
6.6.2018
Bu vicdani perişanlığın çaresi yok mudur?
4.6.2018
Müslümanlar neden Halifeyi otoriterleştirdi?
3.6.2018
Kapitalizmin değerleri üzerinde tepinen anarşizmin asi çocukları
1.6.2018
Reformist AK Parti özlemi ihanet değildir
30.5.2018
Dolara kafa attık olmadı, sonunda Mehmet Şimşek nöbete
28.5.2018
Yeniden IMF’nin müşterisi olmayı hiç istemeyiz
27.5.2018
Seviyesizliği meşrulaştıran zihniyet iklimi
25.5.2018
Demek ki dolar kafa tutarak düşmüyormuş...
23.5.2018
Partilerin vekil tercihleri ve değişim arzusu
21.5.2018
Cezaevlerinde isyan çıkarsa Bahçeli ne yapar?
20.5.2018
Hep lanetliyoruz ve anlaşmalar imzalıyoruz
19.5.2018
Keşke orucumuza reytingci hocalar musallat olmasa...
14.5.2018
Cehaletin sanatı da siyaseti de olmaz
13.5.2018
Temel Bey’in siyasete getirdiği üslup nezaketi
11.5.2018
Küçük adam’ ve IŞİD pazarlamacısı arkadaşları
9.5.2018
Bu seçimde ‘huzur’ vaadi’ fark yaratabilir
7.5.2018
AK Parti reformcu kimliğine geri dönebilir mi?
6.5.2018
Bugün siyaseti unutun, durun ve müziği dinleyin
4.5.2018
İttifaklar Meclis’in önemini artırabilir
2.5.2018
Parti aidiyeti uzlaşma kültürünün önünü kapatırsa...
30.4.2018
Demek ki adaylık işlerine ‘üst akıl’ bakmıyormuş...
29.4.2018
Siyasetçiler için zorunlu caz ve rock dersleri
27.4.2018
Cemaat kültürüyle demokrasi inşası mümkün olmuyor
25.4.2018
Her şeyi mutlaka gerilim hattında mı tartışmalıyız?
23.4.2018
Endişeye gerek yok Türkiye’nin ekseni değişmez
20.4.2018
Siyasetin matematik profesörü Devlet Bahçeli
18.4.2018
Bahçeli’nin erken seçim telaşının şifreleri
16.4.2018
Demek ki Suriye’de tek patron Rusya değilmiş
15.4.2018
Edebiyatsız bir dünya hayal edebilir misiniz?
13.4.2018
Trump dünya ile dalga mı geçiyor?
11.4.2018
Bu manyağı durduracak bir güç yok mu?
9.4.2018
Peygamber, iktidarı hiçbir zaman mutlaklaştırmadı
8.4.2018
Her şairin ölümüyle biraz daha yalnızlaşıyoruz
6.4.2018
İslam devleti hayalinin altından IŞİD karanlığı çıkar mı?
4.4.2018
Hukuk ve ahlâk dinle dayanışma içinde olmalı
2.4.2018
Varna’nın ötesini istiyoruz
1.4.2018
Söyleyin bana nasıl bir dünya burası?
30.3.2018
Uçurumun kıyısındaki demokrasi
28.3.2018
Liberal demokrasiye kısa bir mola mı?
26.3.2018
Hz. Peygamberin ‘ümmet’ tanımını anlayabildik mi?
23.3.2018
Beyler ayağımızın altındaki toprak kayıyor!
21.3.2018
Keşke hocalarımız İmam-ı Azam’ı anlayabilse...
19.3.2018
Keyfiliğin tek çaresi hukukun üstünlüğü
16.3.2018
Nurettin Yıldız’dan özür dilemeyi çok isterdim
14.3.2018
Modernleşme maceramız ve Gökalp’in ülküsü
12.3.2018
Din değil yobaz zihniyet güncellenmeli
9.3.2018
Yapay zeka dijital diktatörler yaratır mı?
7.3.2018
Dindarların fanatizmle imtihanı
5.3.2018
Demokraside evrensel kalite çok yakındı ama...
4.3.2018
‘Tut yüreğimden anne’ diyebilmek ne güzel...
2.3.2018
28 Şubat darbesinin henüz kapanmayan defteri
28.2.2018
Herkesin kendine göre bir Abdülhamid’i var...
26.2.2018
Hukuk ve adalet tarihin en kadim arayışı...
23.2.2018
OHAL neslinin nasıl bir Türkiye hayali olur?
21.2.2018
Rusya’nın PKK-YPG’yi terörist ilan etmemesi boşuna değilmiş
19.2.2018
Batı ile normalleşme provasının anlamı
18.2.2018
Sezai Karakoç Mozart ve Mona Roza’lı bir gece...
16.2.2018
Hz. Peygamber adildi ve özgür bireyler yetiştirdi
14.2.2018
‘Yapay zeka’ ile demokrasinin de sonu gelir mi?
12.2.2018
İdeolojik nesiller yapay zekayı nasıl anlayacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8