Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Mehveş EVİN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Kemal Bey 2019’a yürüyor


10.7.2017 - Bu Yazı 524 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Adalet yürüyüşü Maltepe’de, beklentilerin de üstünde bir katılımla sona erdi. Görüntülerde hınca hınç dolan meydanı görmüşsünüzdür, katılanlar bir o kadar kalabalığın da meydanın dışında kaldığını söylüyor. İlk açıklamalara göre 2 milyon kişi mitinge katıldı ki bu, olağanüstü bir rakam.

Mitinge dair önemli bir başka gözlem, gençlerin katılımı ve enerjisi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a yürüyüşünün omurgasını 40 yaş üstü kitle oluşturdu. Gençlerin İstanbul’da adalet mitingini sahiplenmesinde, Hayır platformları dahil, pek çok sivil toplum örgütünün HDP’nin çağrısının etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Genel kanı, insanların benzer duygularla, taleplerle ve bu kadar büyük bir katılımla biraraya gelmesinin müthiş bir moral kaynağı olduğu... En son 8 Mart Kadınlar Günü yürüyüşünde benzer bir duygu yakalanmıştı; ancak referandum öncesinde kadınların enerjisi ve direniş ruhu, adalet mitingine göre daha çeşitli, daha yoğundu. 

Elbette bunda bayraksız, slogansız, yalnızca ‘adalet’ talebinin dile getirilmesi gibi kısıtlamaların da, CHP’nin düzenlediği bir miting olmasının da etkisi var.

Herkes yüreği ağzında, son ana kadar bir aksilik, tatsızlık bekliyordu. Ancak istenirse kitlesel bir yürüyüşte güvenliğin bal gibi sağlanabileceğini gördük; kısa sürse de halkın çok özlediği bir rahatlama sağladı.

DAYANIKLI VE HALKTAN BİRİ İMAJI GÜÇLENDİ

Gelelim Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet yürüyüşünün sembolik anlam ve önemine...

Kılıçdaroğlu’nun hakikaten 450 kilometreyi keçi gibi yürümüş olması, insanları şaşırttı ve hayranlık uyandırdı. Malum, otoyol yapımıyla, hızlı ve pahalı ulaşım araçlarıyla övünülen, iki adımlık mesafenin arabayla, hatta uçakla katetmenin marifet sayıldığı bir konformizm ve gösteriş budalalığı çağındayız. Avrupalı liderlerin bisikletle Meclis’e gitmesinin dahi garipsendiği bir ülkede, siyasi bir parti liderinin günlerce yürümesi, gerçekten olağanüstü.

Yağmur, fırtına, aşırı sıcak demeden 450 kilometreyi yürümek, hele ki bunu 69 yaşında yapmak, aynı zamanda sağlıklı dayanıklı bir lider imajını güçlendirdi. Fiziken ve hitabette sadece Erdoğan’a değil, selefi Baykal’a göre hep daha kırılgan görünen CHP lideri, tam tersini herkese kanıtladı. Üstelik yakın zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın camide rahatsızlanması paniğe yol açmıştı. Zaman zaman yorgun ve çökkün görünmesi de dedikodulara neden oluyor. Kılıçdaroğlu, bu yürüyüşle sadece adalet talep etmedi. Kendi sağlığı ve gücünün son derecede yerinde, hatta hiçbir liderle kıyaslanmayacak kadar iyi olduğu mesajını verdi.

REAKTİF SİYASETTEN AKTİF SİYASETE –NİHAYET- GEÇİŞ

En önemlisi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu yürüyüşle iktidara mütemadiyen cevap veren, savunmaya geçen bir siyasetten ilk kez gerçek anlamda çıkması ve kendi kişiliğine uygun, özgün bir siyaset tarzını ortaya koyması.

CHP seçmeni çok uzun zamandır böyle bir çıkışı bekliyordu, hatta beklemekten bezmişti. Kılıçdaroğlu biraz daha oyalansa, şansını hepten kaçıracaktı: En son referandum sonrasında sokak eylemlerini sönümlendiren açıklamalar yapması, artık kendi tabanında da öfkeye neden olmuştu. Enis Berberoğlu’nun tutuklanması evet bardağı taşıran son damlaydı, ama aynı zamanda kenara çekilip beklemenin, alttan almanın da işe yaramadığının kanıtladı.

 Sadece kendi seçmeni ve muhalif diğer gruplar değil, ‘evet’e mecbur bırakılanlar da huzursuzluk, güvensizlik ve adaletsizlikten musdarip. Kılıçdaroğlu ilk kez ortaklık duygusunu yakaladı, konuşmasında kapsayıcılık vurgusu vardı. Özel olarak değil, genel... Mesela HDP’li eşbaşkan ve vekillerin tutukluğuna dair cesur bir çıkış yapması sorgulanabilir. Bunun yerine ‘tutuklu vekiller’den bahsetmesi, kesin olan acımasız ve haksız karalama kampanyalarından kaçınmak için.

BAŞKANLIK HESAPLARI ÇOK RİSKLİ

Velhasıl, Kılıçdaroğlu’nun Adalet yürüyüşünün, 2019’a hazırlık olduğunu düşünüyorum. Daha Maltepe’ye gelmeden bu hisse kapıldım.

  • Tepilen yollar, yaralı ayaklar, halkla bir olma hali, adalet talebi etrafında mağdur kitlelerin kendiliğinden birleşip kervana katılması... Rayından çıkmış ‘Hard power’a karşı ‘soft power’ın sahnelenişi. Akıllıca.
  • Sahnedeki Kılıçdaroğlu, onca günün yorgunluğuna rağmen ve belki de bunun verdiği güçle, enerjisinin doruğundaydı. Konuşmanın içeriği için aynısını söyleyemeyeceğim. Talepler çok doğru ve yerinde. Özellikle kadın eşitliğini vurgulaması hayatiydi. Hepsini inanarak ifade etmesine rağmen daha güçlü, ilham veren, coşturan bir manifesto olabilirdi.
  • Önemli bir başka detay, Kılıçdaroğlu ailesinin mitingin sonunda topluca sahneye çıkması. Selvi Kılıçdaroğlu bir, belki birkaç kere seçim mitinglerinde ön plana çıktı.  Ancak tüm ailenin boy göstermesine daha ziyade Erdoğan familyasından aşinayız. İki aile fotoğrafı, iki ayrı Türkiye’nin de simgesi. Buna başka zaman gireriz.  
  • Evrensel gazetesine verdiği röportajda ‘Bu son değil başlangıç’ diyen Kılıçdaroğlu’nun bundan sonra mücadeleyi nasıl yükselteceği kritik önemde.

Ancak Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi, bundan sonraki politikalarını Başkanlık hesaplarına göre kurarsa hata yapar. Erdoğan’ın kurduğu oyunu, onun kurallarıyla bozmaya kalkmak, büyük risk.

Ve bir kere yola çıkıldıysa artık geri adım atılmaz...

.

Facebook Yorumları

reklam
15.5.2018
SIKILDIK biraz hafif kalmadı mı?
10.5.2018
Seçim güvenliği ittifakına TAMAM mı?
8.5.2018
Eksik ittifaka rağmen 24 Haziran’da umut var
3.5.2018
Reis’in mal varlığını açıklamasına ne gerek var?
1.5.2018
Üniversiteden ülkeye: Bölmeye çok meraklılar
26.4.2018
Cumhuriyet davası, Saray yönetiminin özeti
19.4.2018
24 Haziran: Neden bu kadar erken?
17.4.2018
Demirtaş’ı duymanızı neden istemiyorlar?
12.4.2018
Boğaziçili çocuklar
10.4.2018
Kuralsızlık, kural haline gelince...
5.4.2018
Yeni Türkiye’nin şifreleri bu davada saklı
3.4.2018
Meclis’te gösteri skandalı: Kadına dayanamıyorlar
29.3.2018
Medyada kalan son delikler itinayla kapatılır
27.3.2018
Sanata ve sanatçıya sansürde dünya beşincisi Türkiye (Alo Hülya Hanım?)
22.3.2018
Doğan Medya’nın satışı: Şimdi ne olacak?
20.3.2018
Afrin, Şengal, Menbiç: İşgal değil, ihyaymış
15.3.2018
Milliyetçi ittifakın paniği, hayırcıların gücü
13.3.2018
Cumhuriyet davası: Lütfetmenizi değil, adaletin tesisini istiyoruz
8.3.2018
Akvaryumunda mutlu musun kadın?
7.3.2018
Alo BM? Batsın bu dünya!
1.3.2018
Gestapo vatandaş
27.2.2018
Ha cinsel istismar suçları tasarısı, ha ihale şartnamesi
22.2.2018
Tutuksuz yargılanan katırlar, tutuklu yargılanan Başkanlar
20.2.2018
Oh olsun’cular, Saray şakşakçısından ne farkınız var?
16.2.2018
Korkan, birbirine düşman bir topluluğa millet denir mi?
14.2.2018
Formatı robota değil kendinize atın
8.2.2018
Savaş yüzünden konuşulamayanlar
6.2.2018
Canlı ‘faili meçhul’ dönemi
1.2.2018
CHP’den aklın ve vicdanın sesini duymak güzel
30.1.2018
Başrolde SADAT
25.1.2018
The Post ve gazeteciliği özlemek
24.1.2018
Çanakkale geçilecek hem de 500 bin ağaç keserek
23.1.2018
Hazırool! Hadi şimdi rap, rap, rap…
18.1.2018
Yoksa Reis, bir kadından mı korkuyor?
16.1.2018
Asla teslim olmayacağız
9.1.2018
Boğaziçi’yle uğraşmaya doyamadı, acaba neden?
4.1.2018
Yeme bizi Diyanet!
3.1.2018
İkinci makine çağında interneti lanetleyen bir lider
28.12.2017
Ahmet’in sözleri herkese sert bir tokat
26.12.2017
Yeni KHK’ler: İdam fermanı
22.12.2017
Sarı yazmalılara terörist diye saldıran karanlık
20.12.2017
Bilinmeyen diller Meclisi XXX
15.12.2017
'Demokratik toplum adına' Demirtaş’ı tutuklamak...
12.12.2017
Bebelere Kuran eğitimi
7.12.2017
Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’ deme!
5.12.2017
Tunca gibi gazetecilere her zamankinden çok ihtiyaç var
30.11.2017
Reza, Ziya enişte, paracıklar ve ötesi...
28.11.2017
'Ben de şiddet gördüm' diyen ünlüleri sokakta da görelim
26.11.2017
Rebus sic stantibus
23.11.2017
Biçilen adalet: Güven, Parıldak, Alpay
21.11.2017
Atatürkçü AKP’ ve Putin ‘antiemperyalizm’i
16.11.2017
AKP’nin sosyal medyadaki paralı asker ordusu büyüyor
15.11.2017
Her tacizci erkek sapık mı?
10.11.2017
Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil
7.11.2017
Yazmıyooor, yazmıyooor! Medya neden yaz(a)mıyor?
2.11.2017
At bir ‘Kızıl Soros’ başlığı, altını doldururlar
26.10.2017
Büyük cehalet mi büyük çaresizlik mi?
24.10.2017
İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil
19.10.2017
Kadınlar için tehlikeliyse kimse güvende değil
12.10.2017
Kabile devleti mi dediniz?
10.10.2017
10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek
5.10.2017
Ne yani ‘çocuklar ölsün’ mü diyelim?
3.10.2017
Damadın davası ve sızdırma gazetecilik
29.9.2017
Rıza Zelyut ve Alev Coşkun
26.9.2017
Suriyeli 1’inci, Karadenizli 2. sınıf vatandaş, öyle mi?
21.9.2017
‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’
19.9.2017
‘Vurun liboşlara!’ Bu mudur?
14.9.2017
Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir?
12.9.2017
Yazıklar olsun! Cumhuriyet'te tahliye yok
7.9.2017
Yaşam tarzına müdahale, yaşama müdahale
5.9.2017
Hayırdır beyler? Ensest rahatsız mı etti?
31.8.2017
Müşkülpesent okura bir çift söz
29.8.2017
Kürt, Türk fark etmez: Fakirlere ölüm
24.8.2017
Böl ve yönet, böl ve inşa et!
22.8.2017
Muhalefet hep aynı hataları tekrarlayacak mı?
17.8.2017
Molozdan bile değersizsin ey vatandaş!
15.8.2017
Cengiz’in Cerrattepe yalanlarına inanmayın
10.8.2017
Bizimle mi dalga geçiyorlar, kendileriyle mi?
8.8.2017
'Geceyarısı Ekspresi' hafif kalacak
3.8.2017
Kadını tecrit etmenin binbir yolu
1.8.2017
Bu ülkede herşey yarım, sevinmek ve üzülmek de
27.7.2017
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!*
25.7.2017
10 maddede Cumhuriyet davası ve önemi
20.7.2017
Korku imparatorluğunda yeni bir eşik aşıldı
18.7.2017
OHAL'E HOŞGELDİNİZ: Nerede adalet, nerede haklar?
13.7.2017
Halkın gözündeki 15 Temmuz
10.7.2017
Kemal Bey 2019’a yürüyor
4.7.2017
Müfredat: Sorun muhafazakarlaşma değil, vahhabileşme
29.6.2017
Başkan’ın yakın halkası (Hızlandırılmış kursumuz yoktur)
27.6.2017
OHAL’de ‘herhal’de aşk
23.6.2017
Adalet için yola düşenler ve yoldan çıkanlar
16.6.2017
Bir gazeteci davası, onlarca dram
13.6.2017
Deniz’ler, Aybüke’ler: Evlatlarını ayırt etmeden sev Türkiye
9.6.2017
Kadın, saç, mehter marşı
6.6.2017
Satın, satın... Memleketi toptan satın!
1.6.2017
Gezi’nin yıldönümü: Biraradayız, yan yanayız!
30.5.2017
Onca kötülük varken iyiliği görebilmek
25.5.2017
Yıkımı fon yapıp instagram’da paylaşmak
23.5.2017
Kamu çalışanlarının keyfi ihracı, kapkaranlık bir Türkiye demek
18.5.2017
Uranyumu açıkta bırakan devlet, nükleer santral hevesinde
16.5.2017
Orospu diye bağırsalar, tükürseler de kadınlar yılmadı
11.5.2017
Öğretmenini sivil ölüme zorlayan ülke
9.5.2017
Doğru soru: Panzerin Silopi’de ne işi var?
4.5.2017
'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' kafası
2.5.2017
Erdoğan o köprüleri bizzat attı
27.4.2017
‘Nasıl geçti habersiz...’ dememek için
25.4.2017
Çocuklara nefreti öğretmeye doyamadılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı