Mehveş EVİN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’


21.9.2017 - Bu Yazı 784 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yine geldik adaletimin sarayına… Öyle bir ‘saray’ düşünün ki Türkiye’nin en ünlü gazetecilerinin yargılandığı davalar, 25 kişilik duruşma salonlarına verilsin. Her seferinde kapısında aynı kavga kıyamet kopsun; tutukluların aileleri dahi içeri girebilmek için saatlerce ayakta beklesin...

Öyle bir ‘adalet’ düşünün ki tutuklular, avukatlar TCK’den Anayasa’ya, evrensel hukuk standartlarına haksız tutukluluğu tek tek kanıtlarken mahkeme heyeti ‘Kısa kesin’ demekle yetinsin... Tutuklu sanıklar, suçsuz olduklarını ıspatlamak ve haklarında öne sürülen iddiaların yersizliğini göstermek için beyhude çabalasın.

Bu hafta, Zaman davasıyla eşzamanlı olarak Altan kardeşlerin ve Nazlı Ilıcak’ın da bulunduğu 17 sanıklı davanın ikinci duruşması, Çağlayan’da görüldü. (Ekrem Dumanlı, Tuncay Opçin, Bülent Keneş ve Emre Uslu gibi cemaat bağlantılı firari isimler de aynı davada yargılanıyor.)

Öğle arasından sonra gittim; Ilıcak’ın savunmasının son bölümünü, Ahmet ve Prof. Mehmet Altan’ın güçlü savunmalarını dinleyebildim.

Zaman davasında olduğu gibi, bu davayı da izleyen gazeteci ve basın örgütü temsilcisi parmakla sayılacak kadar azdı. Daha ziyade yabancı basın örgütlerinin temsilcileri ve ‘olağan şüpheliler’ diye kendi aramızda dalga geçtiğimiz üç beş gazeteciydik.
 

BİR ZAMANLAR EL ÜSTÜNDE TUTULDULAR

Salı günkü yazımda (‘Vurun liboşlara’ Bu mudur?’) kimi tutuklu gazetecilerin yalnız bırakıldığını, basın özgürlüğünün üç beş dostun hakkını savunmaktan ibaret olmadığını anlatmaya çalıştım. Kendimi tekrar etmeyeceğim ama şunlarıkısaca hatırlatmadan da geçemem:

Nazlı Ilıcak ve Mehmet Altan, AK Parti hükümetinin politikalarını destekledikleri için el üstünde tutuldu, yıllarca ‘yandaş’ denilen medyanın en popüler yazarları oldular. İkisi de neredeyse her tartışma programının, davetlerin, panellerin vazgeçilmez isimleriydi. Bu nedenle muhaliflerin bolca nefretini topladılar.

Ne zaman ki hükümeti ve Erdoğan’ı artan dozlarda eleştirmeye başladılar, Sabah ve Star gibi propaganda gazetelerinden şutlanıp kendilerine cemaat medyasında yazmak ve/veya TV’sine çıkmaktan başka bir ‘alan’ bulamadılar. Merkez sağ-liberal aksta gazetecilik yapanların bir kısmı gibi, geçimlerini sürdürmek veya bir köşeye çekilmemek için cemaat yayınlarında cömertçe açılan kapıları değerlendirdiler. Peki bu, 1 yıldan fazla ve kimbilir daha ne kadar hapse tıkılmayı gerektiren bir suç mudur?

Sol muhalif cephe açısındansa Ahmet Altan’ın ‘günahı’, daha büyük ve anlaşılır nedenleri var: Taraf gazetesinin yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını yaparken ‘askeri vesayeti bitirmek’ iştahıyla atılan başlıklardan sorumlu. Nedim Şener ve Ahmet Şık için atılan ‘Gazetecilikten tutuklanmadılar’ başlığı, bunların en unutulmazı... Türkiye’nin en çok satan romancılarından olan Ahmet Altan, sert muhalif yazılarına Gezi’den önce başladı. Son yıllardaysa medyadan uzak durdu, ara sıra muhalif basında yazıları yayımlandı. Zaten şu anda tutuklu olmasının nedeni de bu yazılar; Taraf zamanındaki yayınlar filan değil. (bkz: Diken’de yazdığım ‘Altan biraderlere vurmanın dayanılmaz hafifliği’ )


ASKER KARŞITLARI DARBECİLİKLE SUÇLANIYOR

Altanlar ve Ilıcak’la birlikte 17 sanık, ‘FETÖ’nün medya ayağı’ olmakla suçlanıyor. Yöneltilen suç ne? Darbeye teşebbüs suçlarını oluşturan TBMM’nin görevini yapmasnı engellemek, anayasal düzeni ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek’. Ayrıca ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’…

Peki istenilen ceza ne? Üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 15’er yıldan 22.5 yıla kadar hapis cezası!

Salt bu suçlamalara ve ‘suç unsuru’ diye iddianameye konan yazılara, söylenen sözlere, evden çıkan 1 dolara dayanarak orantısız ve adil olmayan bir yargılamaya maruz kaldıklarını herkes biliyor. Seveni, sevmeyeni dahil.

En çarpıcısı, ömürleri boyunca askeri vesayete karşı en keskin görüşleri dile getiren ve sırf bu nedenle hem desteklenen,hem yerden yere vurulan bu isimlerin, şimdi darbe girişimine destek vermekle suçlanmaları. Eh, bu kadar ağır şartlarda hapiste tutulabilmelerinin yolu, darbeye teşebbüs suçlamasıyla mümkün...

Salı günkü duruşmada, mahkeme heyeti başkanının sertliği ve herkesi sık sık ‘kısa kesmeye’ davet etmesi, tahliye çıkmayacağının da işaretiydi.
 

AHMET ALTAN: TEK BİR SOMUT KANIT GÖSTERİN

Nitekim öyle oldu; 72 yaşındaki Nazlı Ilıcak dahil olmak üzere, tutuklu sanıkların hukuka, belgeye, mantığa dayalı savunmaları yok sayıldı ve tahliye çıkmadı.

Ahmet Altan’ın savunmasından bir bölümle şimdilik noktalayalım:

“Hakkımızda bu tuhaf iddialarla ilgili bir tek somut kanıt gösterin, ben bir daha savunma yapmayacağım ve hakkımda en ağır hüküm verilse bile temyize gitmeyeceğim. (...) Ömrümün geri kalanını bir hapishane hücresinde sessizce geçirmeye razı olacağım. (...) 15 Temmuz’da silahlı darbe yaptığımızın somut kanıtlarını bize ve dünyaya gösterin. Gösteremeyeceksiniz. Çünkü bu iddialar baştan aşağı yalan.”

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.9.2018
Krizden korkmayın, ülkeyi parsel parsel satıyoruz
18.9.2018
Maaşın yatmadığında sen ne yapacaksın?
13.9.2018
Dön dolaş, yine 12 Eylül
11.9.2018
Cumhuriyet'in kurtuluşu değil, sonu
30.8.2018
Vatan haini kimdir?
28.8.2018
Kim kandırıyor, kim istismar ediyor?
23.8.2018
Unutmanın panzehiri kitap: Türkiye’deki IŞİD Ağları
21.8.2018
Deprem bilimciyi esir alan, fasulye sattıran 'düzen'
16.8.2018
Boykot mu dediniz?
14.8.2018
'Bize operasyon çekiyorlar'
9.8.2018
Böyle güzellik olmaz olsun Yves Rocher
7.8.2018
Piknik bahçesi
3.8.2018
Çocukların katli
31.7.2018
10 Ekim katliamı davası neden bu kadar mühim?
19.7.2018
Muhalefet halleri ve Demirtaş’ın sessizliği
17.7.2018
Sieg Heil (*)
13.7.2018
Acılar itinayla mavi halının altına süpürülür
10.7.2018
Hiç bitmeyecek bir savaş (*)
5.7.2018
Basın 24 Haziran dersini aldı mı?
3.7.2018
Tüm muhalefet partileri, cevap verin!
28.6.2018
Koltuk sevdalısı yaşlı adamlar ülkesi
26.6.2018
24 Haziran’dan çıkan tavşanlar
21.6.2018
24 Haziran’ın kaderini onlar belirleyecek
19.6.2018
Her köşeden bakan bir Erdoğan
14.6.2018
Ağlayan patron için ağlaya ağlaya çalışan gazetecilere
12.6.2018
Kürt seçmen yine değere bindi
7.6.2018
Ekolojik yıkım muhalefetin radarında mı?
1.6.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
31.5.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
29.5.2018
AKP’ye göre 'yıkım ittifakı' ne, muhalefete göre ne?
24.5.2018
AKP neden sandık başına 1 milyon kişiyi hazırladı?
22.5.2018
‘Millet İttifakı’nda beyler yine en önde!
15.5.2018
SIKILDIK biraz hafif kalmadı mı?
10.5.2018
Seçim güvenliği ittifakına TAMAM mı?
8.5.2018
Eksik ittifaka rağmen 24 Haziran’da umut var
3.5.2018
Reis’in mal varlığını açıklamasına ne gerek var?
1.5.2018
Üniversiteden ülkeye: Bölmeye çok meraklılar
26.4.2018
Cumhuriyet davası, Saray yönetiminin özeti
19.4.2018
24 Haziran: Neden bu kadar erken?
17.4.2018
Demirtaş’ı duymanızı neden istemiyorlar?
12.4.2018
Boğaziçili çocuklar
10.4.2018
Kuralsızlık, kural haline gelince...
5.4.2018
Yeni Türkiye’nin şifreleri bu davada saklı
3.4.2018
Meclis’te gösteri skandalı: Kadına dayanamıyorlar
29.3.2018
Medyada kalan son delikler itinayla kapatılır
27.3.2018
Sanata ve sanatçıya sansürde dünya beşincisi Türkiye (Alo Hülya Hanım?)
22.3.2018
Doğan Medya’nın satışı: Şimdi ne olacak?
20.3.2018
Afrin, Şengal, Menbiç: İşgal değil, ihyaymış
15.3.2018
Milliyetçi ittifakın paniği, hayırcıların gücü
13.3.2018
Cumhuriyet davası: Lütfetmenizi değil, adaletin tesisini istiyoruz
8.3.2018
Akvaryumunda mutlu musun kadın?
7.3.2018
Alo BM? Batsın bu dünya!
1.3.2018
Gestapo vatandaş
27.2.2018
Ha cinsel istismar suçları tasarısı, ha ihale şartnamesi
22.2.2018
Tutuksuz yargılanan katırlar, tutuklu yargılanan Başkanlar
20.2.2018
Oh olsun’cular, Saray şakşakçısından ne farkınız var?
16.2.2018
Korkan, birbirine düşman bir topluluğa millet denir mi?
14.2.2018
Formatı robota değil kendinize atın
8.2.2018
Savaş yüzünden konuşulamayanlar
6.2.2018
Canlı ‘faili meçhul’ dönemi
1.2.2018
CHP’den aklın ve vicdanın sesini duymak güzel
30.1.2018
Başrolde SADAT
25.1.2018
The Post ve gazeteciliği özlemek
24.1.2018
Çanakkale geçilecek hem de 500 bin ağaç keserek
23.1.2018
Hazırool! Hadi şimdi rap, rap, rap…
18.1.2018
Yoksa Reis, bir kadından mı korkuyor?
16.1.2018
Asla teslim olmayacağız
9.1.2018
Boğaziçi’yle uğraşmaya doyamadı, acaba neden?
4.1.2018
Yeme bizi Diyanet!
3.1.2018
İkinci makine çağında interneti lanetleyen bir lider
28.12.2017
Ahmet’in sözleri herkese sert bir tokat
26.12.2017
Yeni KHK’ler: İdam fermanı
22.12.2017
Sarı yazmalılara terörist diye saldıran karanlık
20.12.2017
Bilinmeyen diller Meclisi XXX
15.12.2017
'Demokratik toplum adına' Demirtaş’ı tutuklamak...
12.12.2017
Bebelere Kuran eğitimi
7.12.2017
Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’ deme!
5.12.2017
Tunca gibi gazetecilere her zamankinden çok ihtiyaç var
30.11.2017
Reza, Ziya enişte, paracıklar ve ötesi...
28.11.2017
'Ben de şiddet gördüm' diyen ünlüleri sokakta da görelim
26.11.2017
Rebus sic stantibus
23.11.2017
Biçilen adalet: Güven, Parıldak, Alpay
21.11.2017
Atatürkçü AKP’ ve Putin ‘antiemperyalizm’i
16.11.2017
AKP’nin sosyal medyadaki paralı asker ordusu büyüyor
15.11.2017
Her tacizci erkek sapık mı?
10.11.2017
Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil
7.11.2017
Yazmıyooor, yazmıyooor! Medya neden yaz(a)mıyor?
2.11.2017
At bir ‘Kızıl Soros’ başlığı, altını doldururlar
26.10.2017
Büyük cehalet mi büyük çaresizlik mi?
24.10.2017
İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil
19.10.2017
Kadınlar için tehlikeliyse kimse güvende değil
12.10.2017
Kabile devleti mi dediniz?
10.10.2017
10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek
5.10.2017
Ne yani ‘çocuklar ölsün’ mü diyelim?
3.10.2017
Damadın davası ve sızdırma gazetecilik
29.9.2017
Rıza Zelyut ve Alev Coşkun
26.9.2017
Suriyeli 1’inci, Karadenizli 2. sınıf vatandaş, öyle mi?
21.9.2017
‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’
19.9.2017
‘Vurun liboşlara!’ Bu mudur?
14.9.2017
Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir?
12.9.2017
Yazıklar olsun! Cumhuriyet'te tahliye yok
7.9.2017
Yaşam tarzına müdahale, yaşama müdahale
5.9.2017
Hayırdır beyler? Ensest rahatsız mı etti?
31.8.2017
Müşkülpesent okura bir çift söz
29.8.2017
Kürt, Türk fark etmez: Fakirlere ölüm
24.8.2017
Böl ve yönet, böl ve inşa et!
22.8.2017
Muhalefet hep aynı hataları tekrarlayacak mı?
17.8.2017
Molozdan bile değersizsin ey vatandaş!
15.8.2017
Cengiz’in Cerrattepe yalanlarına inanmayın
10.8.2017
Bizimle mi dalga geçiyorlar, kendileriyle mi?
8.8.2017
'Geceyarısı Ekspresi' hafif kalacak
3.8.2017
Kadını tecrit etmenin binbir yolu
1.8.2017
Bu ülkede herşey yarım, sevinmek ve üzülmek de
27.7.2017
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!*
25.7.2017
10 maddede Cumhuriyet davası ve önemi
20.7.2017
Korku imparatorluğunda yeni bir eşik aşıldı
18.7.2017
OHAL'E HOŞGELDİNİZ: Nerede adalet, nerede haklar?
13.7.2017
Halkın gözündeki 15 Temmuz
10.7.2017
Kemal Bey 2019’a yürüyor
4.7.2017
Müfredat: Sorun muhafazakarlaşma değil, vahhabileşme
29.6.2017
Başkan’ın yakın halkası (Hızlandırılmış kursumuz yoktur)
27.6.2017
OHAL’de ‘herhal’de aşk
23.6.2017
Adalet için yola düşenler ve yoldan çıkanlar
16.6.2017
Bir gazeteci davası, onlarca dram
13.6.2017
Deniz’ler, Aybüke’ler: Evlatlarını ayırt etmeden sev Türkiye
9.6.2017
Kadın, saç, mehter marşı
6.6.2017
Satın, satın... Memleketi toptan satın!
1.6.2017
Gezi’nin yıldönümü: Biraradayız, yan yanayız!
30.5.2017
Onca kötülük varken iyiliği görebilmek
25.5.2017
Yıkımı fon yapıp instagram’da paylaşmak
23.5.2017
Kamu çalışanlarının keyfi ihracı, kapkaranlık bir Türkiye demek
18.5.2017
Uranyumu açıkta bırakan devlet, nükleer santral hevesinde
16.5.2017
Orospu diye bağırsalar, tükürseler de kadınlar yılmadı
11.5.2017
Öğretmenini sivil ölüme zorlayan ülke
9.5.2017
Doğru soru: Panzerin Silopi’de ne işi var?
4.5.2017
'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' kafası
2.5.2017
Erdoğan o köprüleri bizzat attı
27.4.2017
‘Nasıl geçti habersiz...’ dememek için
25.4.2017
Çocuklara nefreti öğretmeye doyamadılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8