Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Mehveş EVİN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek


10.10.2017 - Bu Yazı 419 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 O korkunç günün üzerinden tam 2 yıl geçti. Barış, emek ve demokrasi talebiyle Ankara’da toplanan binlerce sivile yönelik saldırıda 102 kişi yaşamını yitirdi, yüzlercesi yaralandı. 

Vicdani, ahlaki yaralarsa açık kaldı. Her celsede, her belgede, her yeni şiddet olayında bu yaralar tekrar açılıyor, kanıyor, irin topluyor, kuruyor, sonra yeniden kanıyor. Çünkü birkaç IŞİD’li failin haricinde gerçek sorumlular, yargı önüne çıkarılmıyor. Israrla, bilerek, isteyerek...

10 Ekim 2015 Ankara katliamı, yakın tarihin ‘en kanlı intihar saldırı’sı kabul ediliyor. O gün bugündür Türkiye, artan bir şiddet ve nefret sarmalında yuvarlandı. Farklı örgütlerin üstlendiği, sivillere yönelik bombalı saldırılar peş peşe geldi, üstüne üstelik 15 Temmuz felaketini yaşadık. 

Reina katliamından sonra intihar saldırıları, çok şükür ki bıçakla kesilmiş gibi kesildi; umarız hiçbir zaman, hiçbir örgüt benzeri katliamları yapacak ortamı bulamaz. 

Ancak kan, nefret ve şiddet sarmalı boyut değiştirerek, hatta gözümüze gözümüze sokularak sürüyor. 

 

IŞİD NASIL YUVALANIYOR, KİM KOLLUYOR?

Kürt köylerinde yapılan işkencelerden SİHA (silahlı insansız hava aracı) ile ovada sivil ‘avlamaya’... Hatun Tuğluk’un cenazesine saldırıdan Muğla’da sokak ortasında çıplak teşhir ve işkence edilen insanlara... Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya gayrıinsani ve gayrıhukuki muameleden, fantastik gerekçelere dayandırılarak özgürlüklerinden mahrum bırakılan hak savunucularına...

Şiddet ve tehdit, dalga dalga yükseliyor. Ateş, git gide daha yakına düşüyor. Bir bakıyorsunuz o ateşin içindesiniz. Cayır cayır yanıyorsunuz ve kitleler, bir avuç vicdan sahibi demokrat dışında, sessiz. 

En kanlı katliamın yargısında bile cezasızlık böylesine alenileşirse, olacağı budur. 10 Ekim davasının son celsesi 25-26 Eylül’de yapıldı. Merkez medyanın yok saydığı, hatta mağdurları neredeyse suçlu gösterdiğine şahit olurken, bağımsız medyanın da kamuya gelişmeleri aktarmakta yetersiz kaldığını söylemek zorundayım. Özellikle Evrensel, Birgün ve sendika.org’un haberleri olmasa, IŞİD’in bu korkunç katliamının neden ve nasıl gerçekleştiğini yazan, yorumlayan pek yok. 

Gündem, maşallah hep ağır... Sınırötesi harekattan ABD ile vize krizi ve doların yükselişine, kadın haklarını tırpanlamaya yönelik çabalardan eğitimdeki şer’i hamlelere, kafa yoracak, kavrayacak çok mevzu var. 

Fakat laik/demokrat kesimin en çok sahip çıkması gereken dava, 10 Ekim davası. Cumhuriyet değerlerine sahip çıkacaksak, insanca, özgürce, birlikte yaşamaya inanıyorsak, cihatçıların mütemadi bir tehdit oluşturmasına karşıysak, IŞİD’in bu ülkede nasıl yuvalandığını, nasıl kollandığını BİLMEK ZORUNDAYIZ.

 

‘VALİ, EMNİYETÇİLER, İSTİHBARATÇILAR SORUMLU’

10 Ekim davasının avukatlarından İlke Işık’a, son duruşmada olanları ve davada gelinen aşamayı sordum. Işık, şöyle özetledi:

- Davada sadece 36 IŞİD’li sanık yargılanıyor. Oysa bu katliam Ankara’da bir mitingde gerçekleşti, gereken önlemlerin bile/isteye alınmadığına dair her celsede yeni belgeler sunuyoruz. Sorumluların yargılanmasını istedik. Ama mahkeme reddetti. 

- Mesela 17 Eylül 2015’te Sıhhiye’de ‘Teröre Karşı Kardeşlik’ mitinginde 4 bin polis görevlendirilmiş. Toplanmada arama yapılmış, güvenlik eşliğinde yürünmüş. 10 ekim’deyse 2044 polis görevli. Sadece 70-80’i Gar civarında. 

- 10 Ekim öncesinde saldırı olacağına dair onlarca istihbarat var. Bunlara rağmen daha fazla önlem alınmamış. Bu kadar güvenlik tehdidinin olduğu bir mitinge arama yok! Tertip komitelerine bilgi de verilmemiş. 

- İşte bu nedenle Ankara valisi, Emniyet müdürü, yardımcıları ve istihbarat şube başkanlarınınmahkemede dinlenmesini istedik. Patlamadan sonra, yaralı ve ölülere gaz atma emrini veren emniyetçinin de dinlenmesi gerekiyor.

- Mülkiye müfettişlerinin hazırladığı raporda bile emniyet açıkları tek tek yazılmış. Katliamdan sonra verilmeyen sağlık hizmeti dahil, tüm belgeleri mahkemeye sunduk.

- Aileler, gerçek sorumluların yargılanmasını istiyor. Evet sanıklar katil, en ağır cezayı alsın istiyoruz. Öte yandan, IŞİD’lilerin yargılandığı davalarda ne kadar kolay tahliyelerin çıktığını biliyoruz. Antep ve Diyarbakır saldırılarından tahliyeler çıktı. Öyle ki son duruşmada bir avukat, ‘müvekkilim aylardır yatıyor, hiçbir IŞİD’li bu kadar yatmaz’ bile dedi!

- Antep hücresi, beş katliam örgütledi. O kadar rahat yapmışlar ki! Sanıkların hepsi izleniyor, dinleniyor. Oysa canlı bombaların olduğu araç, Antep’ten hiç yola çıkmayabilirdi. Ankara’da durdurulabilirdi. Her türlü müsait ortam var. Hukuken sonuna kadar gideceğiz. 

 

KAMUOYU İZLERSE SONUÇ ALINABİLİR

Bu davaların, kamuoyu tarafından izlendikçe adalet arayışının güçlendiğini tekrar hatırlatmak isterim. O salon ağzına kadar, ısrarla doluyor. Aileler, kitle örgütleri, avukatlar davanın peşini bırakmadıkça sanıklar ve avukatları da öfkelerini kusuyor, tehdit, hakaret ediyor.

Avukat Işık, sanıkların avukat ve ailelere ‘Vatan haini, terörist’ gibi sözler sarf ettiklerini ve tansiyonu yükselttiklerini de aktardı. Mahkemenin yaklaşımıysa müsamahalı. Sanıklar kibarca uyarılırken ailelere daha sert çıkışlar yapılabiliyor. 

Son duruşmada bazı sanıkların sözlerini aktarayım:

- Sanık Yakup Şahin savunmasını yaparken "Burada islam cezalandırılmak isteniyor." dedi. Aileler sanığa tepki gösterdi. 

- Sanık Metin Akaltın: “Şeriat istiyorum. Bu yüzden beni yargılayacaksanız yargılayın.”

- Sanık Mehmedin Baraç: “Tüm terörist ölülerine leş denilir”

10 Ekim katliamının, ülkedeki barış ve demokrasi arayışına ne kadar zalim bir darbe vurduğunu ne olur aklınızdan çıkarmayın. 

Bir sonraki duruşma 24-25 Kasım’da. Unutmayın: Bu davayı takip etmek, sadece kurbanların yaşadığı korkunç acıya ortak olmak ve adalet arayışı adına değil, hepimiz için hayati önemde.  

 

NOT: Bugün 10 Ekim için farklı şehirlerde anmalar düzenleniyor. Ankara’da 09:00’dan itibaren Selim Sırrı Tarcan spor salonunun önünde toplanılacak. İstanbul’da, 19:00’da Kadıköy’de.

.

Facebook Yorumları

reklam
15.5.2018
SIKILDIK biraz hafif kalmadı mı?
10.5.2018
Seçim güvenliği ittifakına TAMAM mı?
8.5.2018
Eksik ittifaka rağmen 24 Haziran’da umut var
3.5.2018
Reis’in mal varlığını açıklamasına ne gerek var?
1.5.2018
Üniversiteden ülkeye: Bölmeye çok meraklılar
26.4.2018
Cumhuriyet davası, Saray yönetiminin özeti
19.4.2018
24 Haziran: Neden bu kadar erken?
17.4.2018
Demirtaş’ı duymanızı neden istemiyorlar?
12.4.2018
Boğaziçili çocuklar
10.4.2018
Kuralsızlık, kural haline gelince...
5.4.2018
Yeni Türkiye’nin şifreleri bu davada saklı
3.4.2018
Meclis’te gösteri skandalı: Kadına dayanamıyorlar
29.3.2018
Medyada kalan son delikler itinayla kapatılır
27.3.2018
Sanata ve sanatçıya sansürde dünya beşincisi Türkiye (Alo Hülya Hanım?)
22.3.2018
Doğan Medya’nın satışı: Şimdi ne olacak?
20.3.2018
Afrin, Şengal, Menbiç: İşgal değil, ihyaymış
15.3.2018
Milliyetçi ittifakın paniği, hayırcıların gücü
13.3.2018
Cumhuriyet davası: Lütfetmenizi değil, adaletin tesisini istiyoruz
8.3.2018
Akvaryumunda mutlu musun kadın?
7.3.2018
Alo BM? Batsın bu dünya!
1.3.2018
Gestapo vatandaş
27.2.2018
Ha cinsel istismar suçları tasarısı, ha ihale şartnamesi
22.2.2018
Tutuksuz yargılanan katırlar, tutuklu yargılanan Başkanlar
20.2.2018
Oh olsun’cular, Saray şakşakçısından ne farkınız var?
16.2.2018
Korkan, birbirine düşman bir topluluğa millet denir mi?
14.2.2018
Formatı robota değil kendinize atın
8.2.2018
Savaş yüzünden konuşulamayanlar
6.2.2018
Canlı ‘faili meçhul’ dönemi
1.2.2018
CHP’den aklın ve vicdanın sesini duymak güzel
30.1.2018
Başrolde SADAT
25.1.2018
The Post ve gazeteciliği özlemek
24.1.2018
Çanakkale geçilecek hem de 500 bin ağaç keserek
23.1.2018
Hazırool! Hadi şimdi rap, rap, rap…
18.1.2018
Yoksa Reis, bir kadından mı korkuyor?
16.1.2018
Asla teslim olmayacağız
9.1.2018
Boğaziçi’yle uğraşmaya doyamadı, acaba neden?
4.1.2018
Yeme bizi Diyanet!
3.1.2018
İkinci makine çağında interneti lanetleyen bir lider
28.12.2017
Ahmet’in sözleri herkese sert bir tokat
26.12.2017
Yeni KHK’ler: İdam fermanı
22.12.2017
Sarı yazmalılara terörist diye saldıran karanlık
20.12.2017
Bilinmeyen diller Meclisi XXX
15.12.2017
'Demokratik toplum adına' Demirtaş’ı tutuklamak...
12.12.2017
Bebelere Kuran eğitimi
7.12.2017
Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’ deme!
5.12.2017
Tunca gibi gazetecilere her zamankinden çok ihtiyaç var
30.11.2017
Reza, Ziya enişte, paracıklar ve ötesi...
28.11.2017
'Ben de şiddet gördüm' diyen ünlüleri sokakta da görelim
26.11.2017
Rebus sic stantibus
23.11.2017
Biçilen adalet: Güven, Parıldak, Alpay
21.11.2017
Atatürkçü AKP’ ve Putin ‘antiemperyalizm’i
16.11.2017
AKP’nin sosyal medyadaki paralı asker ordusu büyüyor
15.11.2017
Her tacizci erkek sapık mı?
10.11.2017
Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil
7.11.2017
Yazmıyooor, yazmıyooor! Medya neden yaz(a)mıyor?
2.11.2017
At bir ‘Kızıl Soros’ başlığı, altını doldururlar
26.10.2017
Büyük cehalet mi büyük çaresizlik mi?
24.10.2017
İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil
19.10.2017
Kadınlar için tehlikeliyse kimse güvende değil
12.10.2017
Kabile devleti mi dediniz?
10.10.2017
10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek
5.10.2017
Ne yani ‘çocuklar ölsün’ mü diyelim?
3.10.2017
Damadın davası ve sızdırma gazetecilik
29.9.2017
Rıza Zelyut ve Alev Coşkun
26.9.2017
Suriyeli 1’inci, Karadenizli 2. sınıf vatandaş, öyle mi?
21.9.2017
‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’
19.9.2017
‘Vurun liboşlara!’ Bu mudur?
14.9.2017
Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir?
12.9.2017
Yazıklar olsun! Cumhuriyet'te tahliye yok
7.9.2017
Yaşam tarzına müdahale, yaşama müdahale
5.9.2017
Hayırdır beyler? Ensest rahatsız mı etti?
31.8.2017
Müşkülpesent okura bir çift söz
29.8.2017
Kürt, Türk fark etmez: Fakirlere ölüm
24.8.2017
Böl ve yönet, böl ve inşa et!
22.8.2017
Muhalefet hep aynı hataları tekrarlayacak mı?
17.8.2017
Molozdan bile değersizsin ey vatandaş!
15.8.2017
Cengiz’in Cerrattepe yalanlarına inanmayın
10.8.2017
Bizimle mi dalga geçiyorlar, kendileriyle mi?
8.8.2017
'Geceyarısı Ekspresi' hafif kalacak
3.8.2017
Kadını tecrit etmenin binbir yolu
1.8.2017
Bu ülkede herşey yarım, sevinmek ve üzülmek de
27.7.2017
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!*
25.7.2017
10 maddede Cumhuriyet davası ve önemi
20.7.2017
Korku imparatorluğunda yeni bir eşik aşıldı
18.7.2017
OHAL'E HOŞGELDİNİZ: Nerede adalet, nerede haklar?
13.7.2017
Halkın gözündeki 15 Temmuz
10.7.2017
Kemal Bey 2019’a yürüyor
4.7.2017
Müfredat: Sorun muhafazakarlaşma değil, vahhabileşme
29.6.2017
Başkan’ın yakın halkası (Hızlandırılmış kursumuz yoktur)
27.6.2017
OHAL’de ‘herhal’de aşk
23.6.2017
Adalet için yola düşenler ve yoldan çıkanlar
16.6.2017
Bir gazeteci davası, onlarca dram
13.6.2017
Deniz’ler, Aybüke’ler: Evlatlarını ayırt etmeden sev Türkiye
9.6.2017
Kadın, saç, mehter marşı
6.6.2017
Satın, satın... Memleketi toptan satın!
1.6.2017
Gezi’nin yıldönümü: Biraradayız, yan yanayız!
30.5.2017
Onca kötülük varken iyiliği görebilmek
25.5.2017
Yıkımı fon yapıp instagram’da paylaşmak
23.5.2017
Kamu çalışanlarının keyfi ihracı, kapkaranlık bir Türkiye demek
18.5.2017
Uranyumu açıkta bırakan devlet, nükleer santral hevesinde
16.5.2017
Orospu diye bağırsalar, tükürseler de kadınlar yılmadı
11.5.2017
Öğretmenini sivil ölüme zorlayan ülke
9.5.2017
Doğru soru: Panzerin Silopi’de ne işi var?
4.5.2017
'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' kafası
2.5.2017
Erdoğan o köprüleri bizzat attı
27.4.2017
‘Nasıl geçti habersiz...’ dememek için
25.4.2017
Çocuklara nefreti öğretmeye doyamadılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı