Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Mehveş EVİN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil


24.10.2017 - Bu Yazı 679 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Birileri hedef gösteriyor, hazır kıtalar saldırıya geçiyor... Yanlış olmasın, 'halkın' galeyana geldiği filan yok. Herşey gayet planlı. Kayseri Kitap Fuarı'nda İhsan Eliaçık'a, İstanbul Abdülmecid Efendi Köşkü'nde bienale paralel (bienal kapsamında değil) düzenlenen özel koleksiyona yönelik saldırılar, öyle sıradan, geçiştirilecek türden hadiseler değil. 

Toplum zaten yeterince gerilmiyormuş, ayrıştırılmıyormuş gibi, bilerek, isteyerek yapılan hamleler. 

Hedef, sadece laik kesim değil. Farklı kesimler arasında sanat, edebiyat ve kültür vasıtasıyla kurulan köprüleri sarsmak, yıkmak, toplumu birbirine düşman etmek. İhsan Eliaçık gibi saygın, Emevi geleneğine karşı çıkan, toplumun farklı kesimleriyle diyalog kurabilen bir ilahiyatçıya, bizzat Belediye Başkanlığınca işaret edilmesi bundan. 'Son halifenin köşkünde çıplak heykeller' tantanasında ise hedef, Koç nezdinde 'eski Türkiye' sermayedarı ve evet, kamusal alandaki şehirli, genç muhafazkarlar. 

Kutuplaştıran, düşmanlaştıran, ayrımcı söylemler inşa etmek, Türkiye'ye özgü değil. Popülist siyasetçiler, güçlerini pekiştirmek, kontrolü elde tutmak ve bu vasıtayla kendi yolsuzlukları, usülsüzlükleri, hukuksuzluklarını gizlemek için böylesine tehlikeli oyunlara kolayca başvurabiliyor. Ne yazık ki dünyanın her yerinde de alıcıları var.  

Hele demokrasiyi içselleştirememiş, kurumsallaştıramamış, kendi tarihini ve dünya tarihini kulaktan dolma, daha kötüsü ne idüğü belirsiz kaynaklardan 'öğrenen' bizim gibi toplumlarda durum daha vahim. 

'PRENSES TROL' NİLHAN HANIM

Peki ne oldu? Abdülmecid Efendi Köşkü'nde sergilenen Ömer Koç koleksiyonuna 4-5 kişilik bir grup, 'Laiklik bu mu', 'Bu memleket sizin yüzünüzden bu hale geldi' naraları eşliğinde saldırdı. 

Dikkatinizi çekerim, aynı grup 'saldırı denemesi'ni sabah da yapmış ve polise teslim edilmiş. Ne hikmetse salınıp aynı mekana dönebilmiş ve bu defa istedikleri gibi olay çıkarabilmişler. Sözkonusu güruh, tıpkı Çin'i protesto edeceğim diye Uygur Türkleri'ne saldıran aklı evveller gibi, neye saldırdıklarını dahi bilmiyor. Güvenlik görevlilerinin ifadesine göre, köşk içinde ısınma amaçlı yapılan şömine benzeri yapıyı da minber sanmışlar!

Asıl mesele, sergiyi kimlerin hedef gösterdiği. Anlaşılan dört koldan 'çalışılmış': 22 Ekim'de Yeni Söz ve Takvim gazeteleri 'son halifenin köşkünde rezalet, infial' sözleriyle yayın yapınca AK troller harekete geçti.

'Abdülhamit'in torunu' olduğunu iddia eden Nilhan Osmanoğlu ise 'prenses trol'cü rolünde. Malum, Osmanoğlu kaybettiğine inandığı aile servetini hukuki değil sansasyonel yollarla geri almak isteyen bir şahıs. Bunun için mevcut siyasi koşullardan yararlanıyor, hatta bir süre önce tesettüre girmesini de inandırıcılıktan uzak açıklamalarla süsledi.

Üniversitede tarih hocasının 'Abdülhamit'in torunu' olduğu için kendisini sınıfta bıraktığını iddia eden Osmanoğlu, Abdülmecit'in nü tablolar yaptığını da muhtemelen bilmiyor. 

Hem zaten umurunda mı? Osmanoğlu'nun derdi 'dedesi Abdülhamit Han'ın Abdülmecit'e hediye ettiği' köşkü Koç'un satın almış olması. Hani bir fırsat çıksa da Cumhuriyet sermayesi aforoz edilse, dedelerinden kalanlardan nasiplenecek zar. (*)
 

GENÇ, ŞEHİRLİ MUHAFAZAKARLARA DA GÖZDAĞI 

Sergi saldırısında öne çıkan 'laiklik bu mu' sözlerine gelince... Neresinden başlasam? 15 yıldır siyasal İslam iktidarda, hala 'Bu memleketi siz bu hale getirdiniz' demek nasıl bir mantık? 

'Bu hal'den kasıt, 2017 Türkiyesi'nde 'insan ve hayvan' heykellerinin özel bir koleksiyonda sergilenmesiyse, çok daha cüretkar sanat eserleri de sergilendi. Ancak birileri hedef gösterdiğinde olay oldu. Yoksa 'halk'ın sanatla, kültürle bir derdi yok. 

Yoksa genç muhafazakarların sergi, tiyatro, konser gibi etkinliklere giderek daha fazla katılması mı birilerini rahatsız ediyor? 

Tesettürlü genç kadınların makyajlarına, nasıl giyindiklerine, sigara içmelerine dahi karışmayı kendine görev edinenleri düşününce, pekala mümkün... Eskiden 'radikal laikler'in engellemeleriyle karşılaşanlar, özellikle de kadınlar, şimdi 'kendi cephe'lerinden gelen açık/gizli salvolar yüzünden bir türlü kamusal alanda istediği gibi varolamıyor. 

Peki mesele 'mekan' mı? Köşk bu, kutsal bir mekan değil. Serginin kuratörü Karoly Allioti, sergi için neden Abdülmecit Efendi Köşkü'nün seçildiği sorulduğunda 'İzleyicileri böyle tarihi bir mekânda çoğunluğu çağdaş eserlerden oluşan bir sergiyle buluşturmak, kültürel mirasımızı hatırlamak ve yaşatmak için güzel bir egzersiz' demişti. 

Bir yandan kültürel mirası yaşatma gayreti, diğer yandan vandallık... Buyrun size egzersiz!

Peki şimdi neden bu saldırılar arttı sorusuna gelince. Liderleri 'arkanızdayız' mesajı veriyor da ondan. Yeter ki laikliğin son, can çekişen parçaları da dökülsün, kalan son demokratlar da ülkeyi terk etsin, malları, karılarını kızlarını yağmalayalım... İster adı şer'i yönetim ister diktatörlük olsun, 'biraz da biz' nemalanalım! 

Olay bundan ibaret.  

Not 1: Sergiye saldıranlardan Mahmut A.'nın 24 ayrı suç kaydı olduğu, yine serbest bırakıldığı ortaya çıktı. Gel vatandaş gel, kullanışlı kriminaller dönemine gel!

Not 2: Bugün (24 Ekim) Tunca, Mahir ve Ömer, ilk kez duruşmaya çıkarılacak. 'Suç'ları, milyonların erişimine açık mailleri haberleştirmek. Halkın haber alma hakkının demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu inananlar, 11:00'da Çağlayan'da olacak.  

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.8.2018
Boykot mu dediniz?
14.8.2018
'Bize operasyon çekiyorlar'
9.8.2018
Böyle güzellik olmaz olsun Yves Rocher
7.8.2018
Piknik bahçesi
3.8.2018
Çocukların katli
31.7.2018
10 Ekim katliamı davası neden bu kadar mühim?
19.7.2018
Muhalefet halleri ve Demirtaş’ın sessizliği
17.7.2018
Sieg Heil (*)
13.7.2018
Acılar itinayla mavi halının altına süpürülür
10.7.2018
Hiç bitmeyecek bir savaş (*)
5.7.2018
Basın 24 Haziran dersini aldı mı?
3.7.2018
Tüm muhalefet partileri, cevap verin!
28.6.2018
Koltuk sevdalısı yaşlı adamlar ülkesi
26.6.2018
24 Haziran’dan çıkan tavşanlar
21.6.2018
24 Haziran’ın kaderini onlar belirleyecek
19.6.2018
Her köşeden bakan bir Erdoğan
14.6.2018
Ağlayan patron için ağlaya ağlaya çalışan gazetecilere
12.6.2018
Kürt seçmen yine değere bindi
7.6.2018
Ekolojik yıkım muhalefetin radarında mı?
1.6.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
31.5.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
29.5.2018
AKP’ye göre 'yıkım ittifakı' ne, muhalefete göre ne?
24.5.2018
AKP neden sandık başına 1 milyon kişiyi hazırladı?
22.5.2018
‘Millet İttifakı’nda beyler yine en önde!
15.5.2018
SIKILDIK biraz hafif kalmadı mı?
10.5.2018
Seçim güvenliği ittifakına TAMAM mı?
8.5.2018
Eksik ittifaka rağmen 24 Haziran’da umut var
3.5.2018
Reis’in mal varlığını açıklamasına ne gerek var?
1.5.2018
Üniversiteden ülkeye: Bölmeye çok meraklılar
26.4.2018
Cumhuriyet davası, Saray yönetiminin özeti
19.4.2018
24 Haziran: Neden bu kadar erken?
17.4.2018
Demirtaş’ı duymanızı neden istemiyorlar?
12.4.2018
Boğaziçili çocuklar
10.4.2018
Kuralsızlık, kural haline gelince...
5.4.2018
Yeni Türkiye’nin şifreleri bu davada saklı
3.4.2018
Meclis’te gösteri skandalı: Kadına dayanamıyorlar
29.3.2018
Medyada kalan son delikler itinayla kapatılır
27.3.2018
Sanata ve sanatçıya sansürde dünya beşincisi Türkiye (Alo Hülya Hanım?)
22.3.2018
Doğan Medya’nın satışı: Şimdi ne olacak?
20.3.2018
Afrin, Şengal, Menbiç: İşgal değil, ihyaymış
15.3.2018
Milliyetçi ittifakın paniği, hayırcıların gücü
13.3.2018
Cumhuriyet davası: Lütfetmenizi değil, adaletin tesisini istiyoruz
8.3.2018
Akvaryumunda mutlu musun kadın?
7.3.2018
Alo BM? Batsın bu dünya!
1.3.2018
Gestapo vatandaş
27.2.2018
Ha cinsel istismar suçları tasarısı, ha ihale şartnamesi
22.2.2018
Tutuksuz yargılanan katırlar, tutuklu yargılanan Başkanlar
20.2.2018
Oh olsun’cular, Saray şakşakçısından ne farkınız var?
16.2.2018
Korkan, birbirine düşman bir topluluğa millet denir mi?
14.2.2018
Formatı robota değil kendinize atın
8.2.2018
Savaş yüzünden konuşulamayanlar
6.2.2018
Canlı ‘faili meçhul’ dönemi
1.2.2018
CHP’den aklın ve vicdanın sesini duymak güzel
30.1.2018
Başrolde SADAT
25.1.2018
The Post ve gazeteciliği özlemek
24.1.2018
Çanakkale geçilecek hem de 500 bin ağaç keserek
23.1.2018
Hazırool! Hadi şimdi rap, rap, rap…
18.1.2018
Yoksa Reis, bir kadından mı korkuyor?
16.1.2018
Asla teslim olmayacağız
9.1.2018
Boğaziçi’yle uğraşmaya doyamadı, acaba neden?
4.1.2018
Yeme bizi Diyanet!
3.1.2018
İkinci makine çağında interneti lanetleyen bir lider
28.12.2017
Ahmet’in sözleri herkese sert bir tokat
26.12.2017
Yeni KHK’ler: İdam fermanı
22.12.2017
Sarı yazmalılara terörist diye saldıran karanlık
20.12.2017
Bilinmeyen diller Meclisi XXX
15.12.2017
'Demokratik toplum adına' Demirtaş’ı tutuklamak...
12.12.2017
Bebelere Kuran eğitimi
7.12.2017
Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’ deme!
5.12.2017
Tunca gibi gazetecilere her zamankinden çok ihtiyaç var
30.11.2017
Reza, Ziya enişte, paracıklar ve ötesi...
28.11.2017
'Ben de şiddet gördüm' diyen ünlüleri sokakta da görelim
26.11.2017
Rebus sic stantibus
23.11.2017
Biçilen adalet: Güven, Parıldak, Alpay
21.11.2017
Atatürkçü AKP’ ve Putin ‘antiemperyalizm’i
16.11.2017
AKP’nin sosyal medyadaki paralı asker ordusu büyüyor
15.11.2017
Her tacizci erkek sapık mı?
10.11.2017
Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil
7.11.2017
Yazmıyooor, yazmıyooor! Medya neden yaz(a)mıyor?
2.11.2017
At bir ‘Kızıl Soros’ başlığı, altını doldururlar
26.10.2017
Büyük cehalet mi büyük çaresizlik mi?
24.10.2017
İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil
19.10.2017
Kadınlar için tehlikeliyse kimse güvende değil
12.10.2017
Kabile devleti mi dediniz?
10.10.2017
10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek
5.10.2017
Ne yani ‘çocuklar ölsün’ mü diyelim?
3.10.2017
Damadın davası ve sızdırma gazetecilik
29.9.2017
Rıza Zelyut ve Alev Coşkun
26.9.2017
Suriyeli 1’inci, Karadenizli 2. sınıf vatandaş, öyle mi?
21.9.2017
‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’
19.9.2017
‘Vurun liboşlara!’ Bu mudur?
14.9.2017
Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir?
12.9.2017
Yazıklar olsun! Cumhuriyet'te tahliye yok
7.9.2017
Yaşam tarzına müdahale, yaşama müdahale
5.9.2017
Hayırdır beyler? Ensest rahatsız mı etti?
31.8.2017
Müşkülpesent okura bir çift söz
29.8.2017
Kürt, Türk fark etmez: Fakirlere ölüm
24.8.2017
Böl ve yönet, böl ve inşa et!
22.8.2017
Muhalefet hep aynı hataları tekrarlayacak mı?
17.8.2017
Molozdan bile değersizsin ey vatandaş!
15.8.2017
Cengiz’in Cerrattepe yalanlarına inanmayın
10.8.2017
Bizimle mi dalga geçiyorlar, kendileriyle mi?
8.8.2017
'Geceyarısı Ekspresi' hafif kalacak
3.8.2017
Kadını tecrit etmenin binbir yolu
1.8.2017
Bu ülkede herşey yarım, sevinmek ve üzülmek de
27.7.2017
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!*
25.7.2017
10 maddede Cumhuriyet davası ve önemi
20.7.2017
Korku imparatorluğunda yeni bir eşik aşıldı
18.7.2017
OHAL'E HOŞGELDİNİZ: Nerede adalet, nerede haklar?
13.7.2017
Halkın gözündeki 15 Temmuz
10.7.2017
Kemal Bey 2019’a yürüyor
4.7.2017
Müfredat: Sorun muhafazakarlaşma değil, vahhabileşme
29.6.2017
Başkan’ın yakın halkası (Hızlandırılmış kursumuz yoktur)
27.6.2017
OHAL’de ‘herhal’de aşk
23.6.2017
Adalet için yola düşenler ve yoldan çıkanlar
16.6.2017
Bir gazeteci davası, onlarca dram
13.6.2017
Deniz’ler, Aybüke’ler: Evlatlarını ayırt etmeden sev Türkiye
9.6.2017
Kadın, saç, mehter marşı
6.6.2017
Satın, satın... Memleketi toptan satın!
1.6.2017
Gezi’nin yıldönümü: Biraradayız, yan yanayız!
30.5.2017
Onca kötülük varken iyiliği görebilmek
25.5.2017
Yıkımı fon yapıp instagram’da paylaşmak
23.5.2017
Kamu çalışanlarının keyfi ihracı, kapkaranlık bir Türkiye demek
18.5.2017
Uranyumu açıkta bırakan devlet, nükleer santral hevesinde
16.5.2017
Orospu diye bağırsalar, tükürseler de kadınlar yılmadı
11.5.2017
Öğretmenini sivil ölüme zorlayan ülke
9.5.2017
Doğru soru: Panzerin Silopi’de ne işi var?
4.5.2017
'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' kafası
2.5.2017
Erdoğan o köprüleri bizzat attı
27.4.2017
‘Nasıl geçti habersiz...’ dememek için
25.4.2017
Çocuklara nefreti öğretmeye doyamadılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8