Mehveş EVİN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Cumhuriyet davası: Lütfetmenizi değil, adaletin tesisini istiyoruz


13.3.2018 - Bu Yazı 622 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhuriyet gazetesinin, rehin alınan son gazeteci ve yöneticilerinin bırakılmasını sabırla bekliyorduk. Dile kolay,  Cumhuriyet Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu 495, muhabir Ahmet Şık 434 gündür “yaptıkları haberler” gerekçe gösterilerek hapisteydi. Cuma günü Silivri’de görülen altıncı duruşmada, nihayet ikisi tahliye edildi.

Ancak gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay halen tutuklu.16 Mart Cuma günü, Atalay’ın da tahliye edilmesi bekleniyor.

Böylece vodvilin tutukluluk perdesi sona eriyor. Ancak, gazetecilerin içeriye atılmasının asli nedeni olan Vakıf davası sürecek. Tabii şu soru da baki: Cumhuriyet’i kendi kıskançlıkları ve küçük hesapları nedeniyle içten yıkmaya çalışan rezil tanıklıkların, gazeteciliğin bir suç haline getirilmeye çalışılmasının, hukukun ayaklar altına alınmasının ve bunca gazetecinin aylarca tutukluluğunun hesabı nasıl, ne zaman verilecek?

Son iki duruşma hariç, Cumhuriyet’in, daha doğrusu gazeteciliğin yargılanmasına bizzat şahit oldum. Duruşmalarda öne sürülen iddialar ve sorular, biz gazetecileri ve hukukçuları her seferinde şoke etti. Belgenin, kanıtların yokluğu, yalan beyanlar ve mahkeme heyetinin bazen alay edercesine aldığı tutum, yaşadığımız ülkede adaletin tesisi, yargının geldiği yer adına derin endişelere sevk etti.

Son duruşmada da mahkeme heyetinin arkadaşlarımıza özgürlüğü lutfeden bir merci şeklindeki tavrı anlaşılır şey değildi.

MAHKEMENİN İŞİ ANNELERİ ÜZMEMEKSE...

Malum, Sabuncu’nun tahliyesini heyet, “Boğaz’ı görmeyi istiyormuş, gitsin görsün” sözleriyle, Şık’ın tahliyesini ise “Soner Yalçın dedi ki ‘Ahmet Şık’ın annesi ermiştir, onu üzmeyin” diye duyurdu.

Haydaaa! Mahkemenin işi, anneleri üzmemek değil, adaleti tesis etmek. Eğer mesele anneleri üzmemekse, mahkemelerin en başta çocuklarının kemiklerini arayan binlerce anneye büyük bir borcu olduğu unutuluyor galiba!

Bir tutuklunun Boğaz özlemine atıf yaparak “seni tahliye ediyorum” diyerek, suçsuzluğu her açıdan kanıtlanmış olduğu halde aylarca rehin tutulmuş kişiyle aklı sıra dalga geçiliyor. Aman ne güzel, aylarca Silivri’nin koğuş deliğinden gökyüzünü görme yarışı yaptın, eh yetsin bu kadar. Keh keh keh. Madem öyle, arkadaşımızın özgürlüğünden çalınan günlerin hesabını nasıl vereceksiniz?

Kısacası “Hadi canım, şimdi serbest bırakmaya karar verdim, sevinin bakalım” dercesine açıklanan karar, ciddiyetsizliğin, yargının geldiği acınası noktanın en açık göstergesi.

Belli ki mahkeme heyeti de aylarca sürdürmek zorunda kaldıkları, bu yüz kızartıcı adaletsiz oyunun sonuna geldiği için rahatladı... Her halükarda, bu sözler sadece kibrin değil, aczin de göstergesi. Yazık...

EŞEĞİNİ KAYBETTİRİP BULDURMA YÖNTEMİ

Atalay’ın tutukluluğunun devamı ile ilgili de “Kaptan gemiyi en son terk eder” denmesine gelince. Yahu ne gemisi, ne kaptanı, kiminle dalga geçiyorsunuz? Resmen “seni bırakacağım ama biraz daha sürün” deniyor.

Mahkemenin işi, kaptanın gemiyi ne zaman terk edeceğine mi karar vermek? Bu durumda Silivri hapishanesi, batan gemi mi oluyor? Ya Akın Bey, ancak haksız yere tutulan tüm Cumhuriyet çalışanları salıverildikten sonra mı tahliyeye hak kazanıyor? Bu mu hukuk, bu mu adalet?  

Murat ve Ahmet biricik arkadaşlarımız, meslektaşlarımız. Tahliye edilmeleri, son zamanlardaki en çok sevindirici gelişme. Ama buruk bir sevinç bu. Çünkü asla tutuklanmamaları gerekiyordu. Onlar gibi, yazdıkları, söyledikleri nedeniyle halen mahpus tutulan yüzlerce medya çalışanı gibi.

Eşeğini kaybettirip buldurma yöntemini benimsediği izlenimini veren bir yargıyla karşı karşıyayız... Aylarca, hatta yıllarca insanları mapushanelerde süründüren, sonra birdenbire “Hadi git bir Boğaz’ı gör” diyebilecek kadar adaletten uzaklaşmış laubali bir mekanizma bu.

Evet, Cumhuriyet davası etrafında örülen dayanışma, uluslararası kurumların takibi çok önemliydi, belli ki bunlar olmasaydı mahkemenin keyfiyeti daha uzun sürebilirdi.

Bu yüzden “zafer bizim, arkadaşlarımızı aldık” diyemiyorum. Diyemiyorum, çünkü tam da Ahmet’in dediği gibi sevinemiyorum, öfkeleniyorum. Daha yüzlerce gazeteci, sivil toplumcu içerideyken, yenileri gözaltına alınıp tutuklanırken sevinemiyorum. Mahkeme heyetlerinin, keyfi davrandığını gizlemekten bile imtina etmediği bir düzende, öfkeleniyorum.

Tutuklanan gazeteciler nedeniyle basının tümü üzerinde oluşturulan ağır baskı devam ederken, gülerken dişlerimi gıcırdatıyorum.

.

Facebook Yorumları

Kod8
13.12.2018
Bir Türkiye portresi: Teyit.org linci
6.12.2018
Sayın iktidarımız neden sokaktan korkar?
4.12.2018
Şef, reis, para babası, akıl hocası yok kardeşim!
27.11.2018
Soylu korkma, mor kalp çok yakışacak
22.11.2018
Türkiye’de hukuk bağımsızdır (yerse)
20.11.2018
Yiğit Aksakoğlu’nun çok tehlikeli(*) faaliyetleri!
15.11.2018
Ekincigiller toplumun çok gerisinde kaldı
13.11.2018
Merkez medyanın bugüne gelinmesindeki rolü neydi?
8.11.2018
Enflasyonla topyekün müğcağdeğlehh!
6.11.2018
İtişmedin Kural. Dövdün. Sus artık
1.11.2018
Kavala’dan aylar, bizden yıllar eksiliyor
30.10.2018
95. yıl: Güçlü Türkiye bu mu?
26.10.2018
CIA, Kanalİstanbul dosyasını çıkardı mı?
23.10.2018
Baroya sızan siyaset ve seviyesizlik
19.10.2018
Muhalefete çağrı: Bu sistemle, bu tembellikle olmaz
16.10.2018
Çocuk istismarı hücreyi değiştiriyor
13.10.2018
Çay içse örgütsel faaliyet sayılacak!
9.10.2018
Kayyım tayini ve kadın korkusu
2.10.2018
'3-5 tane gazeteci' değil, hepsi için gerekeni yapın
25.9.2018
Hamdolsun, dünyanın en lüks uçaklarından birine sahibiz!
20.9.2018
Krizden korkmayın, ülkeyi parsel parsel satıyoruz
18.9.2018
Maaşın yatmadığında sen ne yapacaksın?
13.9.2018
Dön dolaş, yine 12 Eylül
11.9.2018
Cumhuriyet'in kurtuluşu değil, sonu
30.8.2018
Vatan haini kimdir?
28.8.2018
Kim kandırıyor, kim istismar ediyor?
23.8.2018
Unutmanın panzehiri kitap: Türkiye’deki IŞİD Ağları
21.8.2018
Deprem bilimciyi esir alan, fasulye sattıran 'düzen'
16.8.2018
Boykot mu dediniz?
14.8.2018
'Bize operasyon çekiyorlar'
9.8.2018
Böyle güzellik olmaz olsun Yves Rocher
7.8.2018
Piknik bahçesi
3.8.2018
Çocukların katli
31.7.2018
10 Ekim katliamı davası neden bu kadar mühim?
19.7.2018
Muhalefet halleri ve Demirtaş’ın sessizliği
17.7.2018
Sieg Heil (*)
13.7.2018
Acılar itinayla mavi halının altına süpürülür
10.7.2018
Hiç bitmeyecek bir savaş (*)
5.7.2018
Basın 24 Haziran dersini aldı mı?
3.7.2018
Tüm muhalefet partileri, cevap verin!
28.6.2018
Koltuk sevdalısı yaşlı adamlar ülkesi
26.6.2018
24 Haziran’dan çıkan tavşanlar
21.6.2018
24 Haziran’ın kaderini onlar belirleyecek
19.6.2018
Her köşeden bakan bir Erdoğan
14.6.2018
Ağlayan patron için ağlaya ağlaya çalışan gazetecilere
12.6.2018
Kürt seçmen yine değere bindi
7.6.2018
Ekolojik yıkım muhalefetin radarında mı?
1.6.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
31.5.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
29.5.2018
AKP’ye göre 'yıkım ittifakı' ne, muhalefete göre ne?
24.5.2018
AKP neden sandık başına 1 milyon kişiyi hazırladı?
22.5.2018
‘Millet İttifakı’nda beyler yine en önde!
15.5.2018
SIKILDIK biraz hafif kalmadı mı?
10.5.2018
Seçim güvenliği ittifakına TAMAM mı?
8.5.2018
Eksik ittifaka rağmen 24 Haziran’da umut var
3.5.2018
Reis’in mal varlığını açıklamasına ne gerek var?
1.5.2018
Üniversiteden ülkeye: Bölmeye çok meraklılar
26.4.2018
Cumhuriyet davası, Saray yönetiminin özeti
19.4.2018
24 Haziran: Neden bu kadar erken?
17.4.2018
Demirtaş’ı duymanızı neden istemiyorlar?
12.4.2018
Boğaziçili çocuklar
10.4.2018
Kuralsızlık, kural haline gelince...
5.4.2018
Yeni Türkiye’nin şifreleri bu davada saklı
3.4.2018
Meclis’te gösteri skandalı: Kadına dayanamıyorlar
29.3.2018
Medyada kalan son delikler itinayla kapatılır
27.3.2018
Sanata ve sanatçıya sansürde dünya beşincisi Türkiye (Alo Hülya Hanım?)
22.3.2018
Doğan Medya’nın satışı: Şimdi ne olacak?
20.3.2018
Afrin, Şengal, Menbiç: İşgal değil, ihyaymış
15.3.2018
Milliyetçi ittifakın paniği, hayırcıların gücü
13.3.2018
Cumhuriyet davası: Lütfetmenizi değil, adaletin tesisini istiyoruz
8.3.2018
Akvaryumunda mutlu musun kadın?
7.3.2018
Alo BM? Batsın bu dünya!
1.3.2018
Gestapo vatandaş
27.2.2018
Ha cinsel istismar suçları tasarısı, ha ihale şartnamesi
22.2.2018
Tutuksuz yargılanan katırlar, tutuklu yargılanan Başkanlar
20.2.2018
Oh olsun’cular, Saray şakşakçısından ne farkınız var?
16.2.2018
Korkan, birbirine düşman bir topluluğa millet denir mi?
14.2.2018
Formatı robota değil kendinize atın
8.2.2018
Savaş yüzünden konuşulamayanlar
6.2.2018
Canlı ‘faili meçhul’ dönemi
1.2.2018
CHP’den aklın ve vicdanın sesini duymak güzel
30.1.2018
Başrolde SADAT
25.1.2018
The Post ve gazeteciliği özlemek
24.1.2018
Çanakkale geçilecek hem de 500 bin ağaç keserek
23.1.2018
Hazırool! Hadi şimdi rap, rap, rap…
18.1.2018
Yoksa Reis, bir kadından mı korkuyor?
16.1.2018
Asla teslim olmayacağız
9.1.2018
Boğaziçi’yle uğraşmaya doyamadı, acaba neden?
4.1.2018
Yeme bizi Diyanet!
3.1.2018
İkinci makine çağında interneti lanetleyen bir lider
28.12.2017
Ahmet’in sözleri herkese sert bir tokat
26.12.2017
Yeni KHK’ler: İdam fermanı
22.12.2017
Sarı yazmalılara terörist diye saldıran karanlık
20.12.2017
Bilinmeyen diller Meclisi XXX
15.12.2017
'Demokratik toplum adına' Demirtaş’ı tutuklamak...
12.12.2017
Bebelere Kuran eğitimi
7.12.2017
Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’ deme!
5.12.2017
Tunca gibi gazetecilere her zamankinden çok ihtiyaç var
30.11.2017
Reza, Ziya enişte, paracıklar ve ötesi...
28.11.2017
'Ben de şiddet gördüm' diyen ünlüleri sokakta da görelim
26.11.2017
Rebus sic stantibus
23.11.2017
Biçilen adalet: Güven, Parıldak, Alpay
21.11.2017
Atatürkçü AKP’ ve Putin ‘antiemperyalizm’i
16.11.2017
AKP’nin sosyal medyadaki paralı asker ordusu büyüyor
15.11.2017
Her tacizci erkek sapık mı?
10.11.2017
Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil
7.11.2017
Yazmıyooor, yazmıyooor! Medya neden yaz(a)mıyor?
2.11.2017
At bir ‘Kızıl Soros’ başlığı, altını doldururlar
26.10.2017
Büyük cehalet mi büyük çaresizlik mi?
24.10.2017
İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil
19.10.2017
Kadınlar için tehlikeliyse kimse güvende değil
12.10.2017
Kabile devleti mi dediniz?
10.10.2017
10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek
5.10.2017
Ne yani ‘çocuklar ölsün’ mü diyelim?
3.10.2017
Damadın davası ve sızdırma gazetecilik
29.9.2017
Rıza Zelyut ve Alev Coşkun
26.9.2017
Suriyeli 1’inci, Karadenizli 2. sınıf vatandaş, öyle mi?
21.9.2017
‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’
19.9.2017
‘Vurun liboşlara!’ Bu mudur?
14.9.2017
Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir?
12.9.2017
Yazıklar olsun! Cumhuriyet'te tahliye yok
7.9.2017
Yaşam tarzına müdahale, yaşama müdahale
5.9.2017
Hayırdır beyler? Ensest rahatsız mı etti?
31.8.2017
Müşkülpesent okura bir çift söz
29.8.2017
Kürt, Türk fark etmez: Fakirlere ölüm
24.8.2017
Böl ve yönet, böl ve inşa et!
22.8.2017
Muhalefet hep aynı hataları tekrarlayacak mı?
17.8.2017
Molozdan bile değersizsin ey vatandaş!
15.8.2017
Cengiz’in Cerrattepe yalanlarına inanmayın
10.8.2017
Bizimle mi dalga geçiyorlar, kendileriyle mi?
8.8.2017
'Geceyarısı Ekspresi' hafif kalacak
3.8.2017
Kadını tecrit etmenin binbir yolu
1.8.2017
Bu ülkede herşey yarım, sevinmek ve üzülmek de
27.7.2017
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!*
25.7.2017
10 maddede Cumhuriyet davası ve önemi
20.7.2017
Korku imparatorluğunda yeni bir eşik aşıldı
18.7.2017
OHAL'E HOŞGELDİNİZ: Nerede adalet, nerede haklar?
13.7.2017
Halkın gözündeki 15 Temmuz
10.7.2017
Kemal Bey 2019’a yürüyor
4.7.2017
Müfredat: Sorun muhafazakarlaşma değil, vahhabileşme
29.6.2017
Başkan’ın yakın halkası (Hızlandırılmış kursumuz yoktur)
27.6.2017
OHAL’de ‘herhal’de aşk
23.6.2017
Adalet için yola düşenler ve yoldan çıkanlar
16.6.2017
Bir gazeteci davası, onlarca dram
13.6.2017
Deniz’ler, Aybüke’ler: Evlatlarını ayırt etmeden sev Türkiye
9.6.2017
Kadın, saç, mehter marşı
6.6.2017
Satın, satın... Memleketi toptan satın!
1.6.2017
Gezi’nin yıldönümü: Biraradayız, yan yanayız!
30.5.2017
Onca kötülük varken iyiliği görebilmek
25.5.2017
Yıkımı fon yapıp instagram’da paylaşmak
23.5.2017
Kamu çalışanlarının keyfi ihracı, kapkaranlık bir Türkiye demek
18.5.2017
Uranyumu açıkta bırakan devlet, nükleer santral hevesinde
16.5.2017
Orospu diye bağırsalar, tükürseler de kadınlar yılmadı
11.5.2017
Öğretmenini sivil ölüme zorlayan ülke
9.5.2017
Doğru soru: Panzerin Silopi’de ne işi var?
4.5.2017
'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' kafası
2.5.2017
Erdoğan o köprüleri bizzat attı
27.4.2017
‘Nasıl geçti habersiz...’ dememek için
25.4.2017
Çocuklara nefreti öğretmeye doyamadılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8