• 13.11.2013 00:00
  • (3653)

 O günlerde de silahlı mücadeleyi reddeden ve açılımları destekleyen Şivan Perwer üzerinde PKK çevresinin yoğun bir mahalle baskısı vardı. Yurt dışındaki konserleri basılıyor, bomba ihbarlarıyla organizasyonları sabote ediliyordu vs. Hatta Şivan, sahne alacağı Hollanda Den Haag’daki bir Newroz organizasyonu bu şekilde baltalanınca polis otosunun üzerinden, toplanan binlerce Kürt'e şöyle seslenmişti: “Biz halaya duracaktık. Bunlar bizi bütün dünyaya rezil etti. Ayıptır, artık yeter günahtır. Bu tarz şeyleri bırakın. Ben halkımın dostuyum. Ben sizin işçiniz ve Şıvanınızım. Sizden bir ricam var. Çocuklarınıza sahip çıkın okutun. Bunlar gibi soytarı olup kendi halklarına saldırmasınlar. Bize terbiyeli bilgili akıllı çözüm üreten gençler lazım. Newroz gecelerini yıkan değil..."

Bu olayların yaşandığı 2011’de yerel seçimler öncesinde il il gezip izlenimlerimi yazıyordum. Antalya’da son parti olarak uğradığım BDP’de işimizi bitirip partili gençlerle sohbete koyulduk. Konu konuyu açtı, Şivan Perwer’e geldik.

Partili gençler Şivan’a ateş püskürüyorlardı. “Hainler” havada uçuşuyordu. Derken orta yaşlı bir parti yöneticisi tartışmaya sert bir şekilde müdahale etti: “Haddinizi bilin! Şivan’dan bahsediyorsunuz!”

Bu uyarıya, saygıdan mı yoksa en netameli zamanlarda sesi kısılmış Kürtlerin çığlığı olan Şivan’ın onurlu mazisi hatırlandığı için mi riayet edildi bilmiyorum? Ama tartışmanın harareti düşmüştü...

Başbakan Erdoğan’ın hafta sonu Diyarbakır'a yapacağı ziyaret vesilesiyle Şivan yine gündemimizde. Şivan’ın, Barzani’nin de yer alacağı etkinliklere gelebileceği konuşuluyor.

Egemen Kürt siyasal hareketi ve Kürtlerin sırtından devrimci romantizmlerini tatmin eden solcumsular ayakta. Yine yeni bir Şivan’ı itibarsızlaştırma kampanyasının startını verdiler. Aynen şöyle yazmış bir tanesi:

“Şivan Perwer 35 yıl sonra halkının yanına değil, kendisini sürgüne gönderen devletin sofrasında gösteri yapmak için geri dönüyor...”

Bilen biliyor, belki sadece, BDP’li yönetici gibi “haddinizi bilin” deyip geçmeli. Ama dünü unutturulan pek çok Kürt genci ne yazık ki inanıyor bu oksimoronlara.

Yahu Şivan’ı sürgüne gönderen ve bu ayıptan sorumlu tuttuğunuz “devlet” AK Parti hükümetinin takdire şayan siyasi iradesiyle dönüşüp savaş bitsin diye önderinizle müzakere sürecini yürütmüyor mu? Bu neyin kıyası?

Kaldı ki sevinmeniz gerekmez mi? Sürgüne gönderen devletten, saygı çerçevesinde barışa katkı yapması için sürgünleri çağıran devlete terfi eden bir yapının davetine icabet etmek niye soytarılık olsun?

Kaldı ki Şivan’ı kime benzettiniz? Siyasi ya da bireysel çıkar uğruna barışın karşısına dikilecek, kendi halkının haklarını hiçe sayacak ve bu uğurda katilleriyle bile ittifak yapacak isimleri arıyorsanız çevrenize bakın. Ve barışa destek verenlere soytarı diyeceğinize, savaşa can pazarlayan soytarıları halkınız adına ifşa edin önce.

Yıllar yıllar önce ortalıkta kimse yokken, şairin “bir Allah’ın kulu duymazdı çığlımızı” dediği zamanlarda mazlum Kürt halkının sığınağı, çığlığı olmuş biri Şivan. Ve bunun bedelini de 35 yıldır ülkesinden uzakta sürgünde en ağır şekilde ödemiş bir ozan.

Ama dedim ya, çevrenizdeki neo Kemalistler çok etkili. Belli ki, Cumhuriyet Mitingleri zamanı “Kemalistlerin hassasiyetlerini de anlamalıyız canım” yazıp darbecilere omuz atan ve Kürtleri katillerine itekleyenler yine işbaşında.

Bereket, Cumhuriyet’in tarihi de ortada. Bakın benzer bir projeyle, siyasi hesaplarla bir halkın değerlerini, gerçek temsilcilerini linç eden, itibarsızlaştıran o ceberut cumhuriyetin elitleri bugün ne halde? Döneminde aforoz edilen o kahramanları unutuyor mu bu halk? Yıllar yıllar sonra bile olsa yüzüne vurmuyor mu cellatların, karakter suikastçılarının ayıplarını, suçlarını…

Biliyorum, belki linç kampanyasına ortak olanlarınızın bile içini acıtıyor bu vefasızlık; “siyaseten” tutum alıyorsunuz. Ama 3-5 oy ya da kinle donatılmış iki Kürt gencini örgütlemek için değer mi barışa ve ona katkı sağlayan cesur yüreklere zulüm etmeye, koskoca bir halkın umudu üzerinde tepinmeye?