• 1.06.2014 00:00
  • (2918)

 Günlerdir beklenen 31 Mayıs geldi; Gezi olaylarının başladığı, ardında bıraktığı onca genç ölünün ardından “neden”den başka her sözün kifayetsiz kalacağı o yaz dönümü gecesinin yıldönümü.

Neler olup bitiyor Taksim’de acaba ve daha bildiğimiz neler olacak?

Televizyonlarda henüz bir şey yok. Olağanüstü güvenlik tedbirlerinden, seferleri durdurulan vapurlardan falan bahsediyorlar. Flash TV’nin tematik kanalı Halk TV ise akşam saat yedideki randevuya kadar ısınma turlarına başlamış. Devletin bölgedeki eylemlere “ne kadar da müdahale etmediğini” Sözcü’nün manşeti üzerinden anlatıyor da anlatıyor.

Twitter’da daha çok “malzeme” olacağını düşünüp televizyonu kapatıyorum.

Hakikaten hareketli orası.

Geçen sene Gezi’ye katılan çalışanlarını işten kovarak “tahammülünü” gösteren Cemaat yandaşı televizyonun yönetcisi Twitter’dan anbean Taksim’i anlatıyor. Temel talebi ise “Hoşgörü!”

Gezi’de Zaman’ın attığı “Çevre duyarlılığı yakıp yıkmaya dönüştü” manşetini bu sene bölgeye uyarlayan bir diğer Cemaat organiği ise, yine Kürt sokağında geziye çıkmış.

İnternet sitesinde Diyarbakır’da kapatılan yolların resmini yayınlayıp, altına da notunu düşürvermiş:

“Taksim’e gönderilen 25 bin polisi buraya da bekleriz!”

Herkes meşrebince ve elinden geldiğince elbette.

“Türkiye Türklerindir” gazetesinin fiziken Mykonos’ta olsa da “kalbi Sarı nehre doğru” akan röportajcısı komün barikatlarının saflarını sıklaştırmaya çağrıyor yoldaşlarını. “Zincirlerinden başka kaybedeceklerinin” küçük bir kısmıyla ailece çıktığı tatilini yoldaşları için zehir ediyor diğergam, daha neylesin.

“Geçen sene bu zamanlar başladı her şey. Hep birlikte direnmeyi öğrendik. Çok güzeldik. Hep beraber direnebilmek umuduyla…”

İnşallah canım! E ne demişler, hep beraber savaşılır ama herkes kendi hesabına ölürmüş.

Aydın Doğan sponsorluğunda pazar sabahları solculuğun manifestosunu grubun internet sitelerinde Kürt siyasetçilerin şiveleriyle dalga geçerek “de” yazan sabık editör ise RT’lerle dahil oluyor “sürece.”

Kuşkusuz ki “direnişe” katılan Kürtler, Kürt olduklarını “belli edecek” aksesuarlar kulllanmalılarmış. Meselanın resmi ise mesajın altındaki allı yeşilli puşilerde… Öyle ya, savaşta ölülerini “bile” hatırlamadıkları  insanların dirisinin “iş gücünü” yalnızca batıdaki inşaatlarda heba etmek olmaz.

Raslantı mıdır bilinmez, acılı koskaca bir halkın enerjisinin üzerinde tepinmek demişken Sırrı “Ağabey” görünüyor Taksim’in alçak kaldırımlarında. Elinde de bir demet çiçek. Bu kez yanında ambulansın peşine takılmış siyasi taksiciler yok. Ama fark etmez, kendisi peşine kattığı halde, adlarını anıp ne “işiniz vardı yanımızda” der nasılsa, AKM’nin tepesinden gözlerini Gezi’ye dikmiş sarı saçlı mavi gözlünün müridleri ırkçı sloganlara başlayınca. Çiçeği de vestiyerde unutucağına eminiz.

Peki ya kulaklarımızın pası? Bakıyorum, henüz piyano resitali başlamamış meydanda. Ama daha zamanı değil, salonun dolması bekleniyordur sanırım. O vakte kadar “bir elinde kitapları” ile “hürriyet doğru” Genç Werther’ler sahne alacak.

20’li yaşlarındaki üniformalı emekçi kardeşlerinin yüzünde sandıkları karanlığın karşısına dikilip kitap okuyacaklar. 2000 lira maaşla evini geçindirmek için envai çeşit şımarıklığa katlananlara “Vişne Bahçesi”nin o sıkıcı tiratlarını atacaklar. Kimileri de barikatın önünde yola oturup satranca tutuşarak, orantısız zekasının yegane alametifarikası çoban matıyla verecek mesajı verecek mesajı…

Henüz güneş parıl parıl, biraz daha var ama hava kararacak elbette. Şık beyfendiler, hanımefendiler, Swarovski taşlı gaz maskesi tasarımcıları Beyoğlu’na çıkacaklar, “eskisinden” olduğu gibi. Son bir “drink” daha alıp Nevizade’den, Asmalı’dan, Tünel’den sahneye doğru yollanacaklar.

Sonra mı? Sonrası hep bildiğiniz gibi işte.

Shakespeare’in “yaramaz” perisi Puck kilit monoloğunu patlatacak. Ve Puck’ın tiradıyla perde kapanırken, kimse ağzındaki yavan tadın neden olduğunu düşünmeden bir önceki geceyi düşünecek; “neden?”

Biz gölgeler, kusur işlediysek eğer,

Şöyle düşünün ve bizi hoş görün

Biz hayaller görünürken sahnemizde,

Siz de biraz kestirdiniz yerinizde.