• 22.10.2017 00:00
  • (1342)

 Uluslararası Şehir ve Sivil Toplum Kuruluşları Zirvesi'nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İstanbul'la ilgili sözleri çok konuşuldu.

Medya çoğunlukla Erdoğan'ın "Biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum" vurgusu üzerinde durdu.
Cumhurbaşkanı'nın belediye başkanlığı yaptığı kentin sorunlarına dair özeleştiri yapması elbette önemli.
Ancak benim ilgimi çeken bu "şehir bilincini" nasıl tarif ettiğiydi.
Dinleyelim:
"Ben çocukluğumu arıyorum İstanbul'da. Bu kutlu şehrin her bir köşesinde merhum Turgut Cansever'in ifadesi çok anlamlıdır. Belediye Başkanlığımda zaman zaman bana danışmanlık da yapmıştı. Turgut hocamız derdi ki: Ecdat tüm ruhunu taşa ve ahşaba nakşetmiş. Bazı şehirler vardır. İyi yazılmış kitap gibidir. Okumaya, anlamaya, onu yaşamaya doyamazsınız. Başlar ve bu kitabı bitirirsiniz. İstanbul'un her sokağında da saklı bir tarih, asırlık bir tecrübe vardır."
Evet, "bizler çoğu zaman elimizdekinin kıymetini kaybedince anlıyoruz."
Ama yaşamımıza birebir dokunan yerel siyasete dair tercihlerimizi nedense "duygusuzca" yapıyoruz.
Örneğin son dönemde istifası istenen Belediye başkanları üzerine tartışırken bu kişilerin kentle olan bağları üzerine nerdeyse tek bir kelam bile edilmiyor...
Keşke o başkanlar da giderayak siyasi mesajlar yerine dün Cumhurbaşkanı'nın yaptığı gibi bir konuşma yapabilselerdi bugüne değin.
Haklısınız, belki de aralarında bu konuda söyleyecek tek bir sözü bile olmayanlar vardır.

***

Eskişehir

Eskişehir denilince akla gelen simgelerdendir Firuz Kanatlı. Eti bisküvilerinin sahibi.
Dün Firuz Bey'in cenaze töreni vardı.
Eskişehir oradaydı desek abartı olmaz.
Cenazeden karelere bakınca çocukluğumun geçtiği o kenti düşündüm.
Pek çok yerinde izi vardır Firuz Bey'in.
Çünkü hem işini iyi yapmıştır hem de kentini yaşamıştır.
Bu yüzden de yıllarca hakkında yürütülen kampanyalar vız gelip tırıs gitmiştir.
Eskişehir'in başı sağ olsun.