• 8.02.2018 00:00
  • (1289)

 Ergenekon davasına bakan Savcılık "Ergenekon yoktur" demiş.

Mütalaada 'e ait günlüklerde ifade edilen Ayışığı, Sarıkız, Yakamoz ve Eldiven isimli darbe planlarının varlığı kabul ediliyor... Ardından şu şerh düşülüyor:
"Ancak yazılanların dosyaya ve iddiaya konu terör örgütü ile irtibatının maddi delillerle ilişkilendirilemediği değerlendirilmiştir." Mütalaadaki 'ama'lı cümlelerbununla sınırlı değil:
İnternet andıcı olarak bilinen faaliyetin de "cebir ve şiddet" içermediği belirtiliyor.
Hükümet karşıtı mitingler ve toplantılar düzenleyen bazı dernek ve komitelerin söylemleri ise zaten ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmeliymiş...
Şairin, pardon savcılığın burada Cumhuriyet Mitinglerindeki "Ordu göreve" çağrılarından bahsettiğini söylememe sanırım gerek yok.

***

Gerekçelere baktığımızda da vakaları kabul eden savcılığın ana refleksinin usule dair itirazlar olduğunu görüyoruz.
Örneğin, mütalaada irticayla mücadele eylem planına ilişkin hazırlananraporların "elde edilişi ve aramaların hukuka uygun yapılmadığı" ve bu yüzdenbelgelere itibar edilemeyeceği söyleniyor. Ayrıca belgeleri ele geçirenlerin deFETÖ'den yargılandığı ifade ediliyor.
Elbette bu unsurlar soruşturma sürecine dair kuşkuları artırıyor. Ancak buradan hareketle, varlığı kabul edilen olayların üstünün örtülmesini istemek hiç mantıklı değil.
Öyle ya, insanlar "Ergenekon yalansa tüm bu yaşadıklarımızda mı yalan" diye soruyor.
Sonuçta da o günlerin atmosferine şahit olan, seçtiği siyasilerine muhtıraverilen, gazetecileri öldürülen kamuoyunun yargıya olan güveni zedeleniyor.

***

Darbe heveslerini hiç gizlemeyenler ve hâlâ bu işe devam edenler saz çalıp oynuyorlar.
Ne yazık ki, İslamcı maskeli 'yü görüp Atatürkçü maskeli darbecilere razı olan kimi "mağdurlar" da onlara katılıyor.
Umarım bu kulaklar günün birinde "15 Temmuz olmuştur ama FETÖ diye bir terör örgütü yoktur, dolayısıyla unutalım gitsin" diyen mütalaaları da işitmez.
Çünkü darbecinin sekülerinin de muhafazakârının da yok birbirinden farkı.