• 3.02.2019 00:00
  • (1039)

 Kırk yıl önce 1 Şubat'ta, Milliyet gazetesinin kurucu genel yayın müdürü  suikasta kurban gitti.

12 Eylül'ün işaret fişeği olan bu gladyo suikastın tetikçisi  daha sonra cezaevinden kaçırılacak... İpi de Papa'ya kurusıkı bir suikast girişiminde bulunması için gevşek bırakılacaktı.
Kıymetli gazeteciyi anmak için bir toplantı yapıldı. İzleyemedim. Ancak İpekçi'nin sevgili kızı Nükhet'in yine üzgün olduğunu hissettiğim açıklamalarını okuyunca merak ettim. Haberleri şöyle bir taradım.
Nükhet Hanım toplantıya babasını anlatması için çağrılan 'e "Siz Aydın Doğan'la çalışan gazeteciler daha önceki dönemi çok anlayamazsınız"diye sesleniyordu!

***

Aranızda Acaba Özkök yine ne yapmış diye merak edeniniz kaldı mı bilmiyorum ama madem bahsettik anlatayım...
, ölümü bir dönemeç olan gazeteciyi anlatması için çağrıldığı toplantıda yine komplekslerinden bahsetmeyi yeğlemiş... Meğer mühimvakadan aklında kalan, meslektaşı Abdi Bey'in suikasta uğradığı sırada sürdüğü otomobilin BMW olmasıymış.
Gözün kör olsun kapitalizm falan demeyin.  tipi gazetecilerin Atatürk'le aldattığı okurlarından 4 saatte 5 milyon toplayabildiği bir ülkede her şey serbest piyasa sınırları içindedir.
Yani Ertuğrul Bey'e fazla yüklenmişsin Sevgili Nükhet. Baban hakkında başka ne anlatmasını bekliyordun ki?. Ayrıca bir noktada hatalısın.
Kendisi yalnızca Aydın Doğan'ın değil Demirören'lerin de gazetecisidir. Lütfen.

***

Evet, Ertuğrul Bey'i söylediklerinden, yazdıklarından tanırım. Arada, benimle ilgili anlamsız kehanetlerde bulunur, sataşır.
Ebedi patronu Aydın Bey'i de ipini gevşek tuttuklarının kininden bilirim...
Abdi İpekçi'yi ise çok tanımıyorum elbette. O öldüğünde ben daha doğmamıştım.
Ama bereket, memlekette o günlerden aklında, ölen meslektaşlarının sürdüğü arabalarının markalarından fazlası kalan gerçek gazeteciler var. Merak ettiklerimi bu ustalardan okuyup öğreniyorum.
Çok şanslıyım, onlardan biri benim en iyi arkadaşlarımdan, Mehmet Barlas. Sağ olsun beni,  dönüşü uçakta da yalnız bırakmadı.
Turkuvaz Kitap'tan çıkan, Göksan Göktaş'ın kendisiyle yaptığı söyleşi kitabı "Dün Dündür"ü keyifle, ayraca davranmadan okudum.
Kitabın girişinde, Sevgili Selim İleri'nin dostunu anlattığı sunumu da harikaydı.
Medya dünyasına ve patronlara dair eğlenceli hikâyelerin yer aldığı kitabın İpekçi ile bölümünde de çok çarpıcı bilgiler var.
Her patronla çalışan ama bedel ödemeyi göze alıp hiçbirinin adamı olmayan; işte tam olarak bu yüzden her devirde gazeteci kalan Mehmet Bey'in "" söyleşini hepinize tavsiye ederim.
İyi ki varlar.