DÜN öğle saatlerine doğru bir avro atmış beş virgül yetmiş sekiz ruble ediyordu.

Oysa daha temmuz sonunda aynı Avrupa parasını kırk üç rubleye almak mümkündü.

Rus para ünitesi sadece son bir ay içinde o avroya oranla yüzde yirmi altı, dolara oranla ise yüzde yirmi yedi değer kaybetti.

Yılbaşı referans belirlendiği takdirde ise bu parite çöküşü tam yüzde kırk üçe ulaşıyor.

***

BÖYLE bir girizgâhla başladığım için Kapalıçarşı’da simsarlık yaptığım sanılmasın.

Moskova borsasında Gazprom hissem veya Odesa rıhtımında da yük şilebim yok...

Rublenin tepetaklak gidişini Vladimir Putin’in Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmek için pazartesi günü Ankara’ya düzenlediği “yıldırım ziyaret”ten dolayı hatırlatmak istedim.

Ayrıntılı nedenlerine bugün ve yarın değineceğim.

***

Putin veErdoğan ki benzerliklerinden ötürü bazen Edi’yle Büdü diyesim geliyor.

Ama bu deyim bile yine de sempati içeriyor. Oysa ben ikiliyi sevecen bulmuyorum.

Dolayısıyla yabancı basının artık dil pelesengi ettiği Çar Vladimir- Sultan Erdoğan metaforu çok daha doğru bir çağrışım yapıyor ki, işte sözkonusu Çar Vladimir daha başkente ayak bastığı an sözümona bir “müjdeler” (!) dizisi sıraladı.

Önce Avrupa’ya Bulgaristan üzerinden gaz aktarımı öngören Güney Akım projesini iptal ettiği ve bunun yerine Türkiye merkezli bir dağıtım şebekesi önerdiği açıklamasını yaptı.

Sonra da yüzde altılık bir tenzilatlı fiyata fit olduğunu duyurdu.

Eh, bunları duyan da hazretin bol keseden ihsan bahşettiği zehabına kapılacak...

Zaten hem AB’yi “cezalandırdığı”(!), hem de Türkiye’ye “kıyak çektiği” (!) gerekçesiyle sahibinin sesi medya Putin’e bir methiye, bir methiye düzdü ki, değme gitsin...

Çocuk mu kandırıyorsunuz? Kimsenin dünyayı izlemediğini mi sanıyorsunuz?

***

ÇÜNKÜ önce bir... Eğer Güney Akım projesinin iptali illâ “cezalandırma”olarak nitelendirilecekse hiç şüphesiz ki burada cezayı veren taraf Batı, yiyen taraf ise Rusya’dır!

Sözkonusu tasarı Ukrayna’dan dolayı Moskova’ya yaptırım uygulayan AB’nin boru hattına izin vermemesi için kendi üyesi Bulgaristan’a yaptığı baskılardan dolayı suya düştü.

Yoksa Kremlin hem can atıyordu, hem de stratejik önemine büyük önem atfediyordu.

Yani Putin’in bize verdiği “müjde” zaten gerçekleşmesi mümkün olmayan bir projeyi bu defa çevir kazı yanmasın aldatmacasıyla sofraya sunmaktan başka hiçbir anlam taşımıyor.

Zahir afiyetle yutmak için de majestelerinin medyasında kalem oynatmak gerekiyor.

***

İKİNCİ olarak... Şu yüzde altı tenzilat meselesinde de yine aynı kümes hayvanına ilişkin bir ifade kullanacağım. Yani “kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” diyeceğim.

Zira Akkuyu Nükleer Santrali’nin de inşasını yüklenmekle Rusya Türkiye’yi yalnız doğalgazda değil bütün bir enerji sektöründe kendisine muazzam biçimde bağımlı kılıyor.

Bunu görmemek ve tehlikeyi algılamamak için de ya kör olmak, ya “Avrasyacılık” narası atan laikperest yahut dinbaz ulusalcılarla aynı kaba def-i hacet etmek gerekiyor.

Eh, ortada böylesine bir yağlı müşteri varken ve enerjide hem vana, hem de şalter Moskova’nın eline teslim edilirken, diş kovuğuna bile kaçmayacak bir tenzilat nedir ki!

Üstelik yukarıda belirttiğim gibi, gaz ve petrol fiyatlarının düşmesinden dolayı ruble dibe vururken ve Rus ekonomisi krize yuvarlanırken, ihracatının bir kısmını o rubleyle yapan ama ithalatını dövizle ödeyen kaz uğruna Kremlin tabii ki seve seve tavuk da feda edecektir.

Çar Putin- Sultan Erdoğanilişkisinin yakınlığı Türkiye’yi demokrasi ve çoğulculuk ikliminin uzağına taşıdığından, durumun vahametinden dolayı konuyu yarın da işleyeceğim.

[email protected]

  • Abone ol