Cumhuritemizin ilanının 89. yılını kavga gürültüyle kutladık!

Bu zamana kadar Cumhuriyet Bayramı’nı ağız tadıyla kutlayamadık. İllaki bir şeyler yaşandı. Yok resmi prosedür, yok kavga, yok izin vermeme, yok başörtüsü ve daha başka sebepler

Ne zaman öğreneceğiz bunları?

Yazık bu memleketin insanlarına.  Sevincimizi yaşamayı becerememek ne kötü bir duygu.

Bu ülkedeki değerler bir zümrenin değildir. Buna Cumhuriyette dahildir. Cumhuriyet bu ülkede yaşayan insanlar sayesinde kuruldu. Benim gibi Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamazsan sen Cumhuriyet düşmanısın demek kimsenin haddine değildir. Bunu diyen insanlar akıl fakiridir.

Bu ülkede marjinal grupların dışında cumhuriyetle kimsenin sorunu yok. Burada şekilden çok içerik tartışması yapmamız gerekir. Cumhuriyet  demek  her türlü iyiliğin garantisi demek değil. İran, Kuzey Kore, Suriye, Irak’ta cumhuriyetti ama sonuç ortada. İngiltere, Norveç gibi ülkeler krallık ama özgürlükte fersah fersah bizden ilerideler.Tartışılması gereken konu Cumhuriyetin içeriği olmalıdır. Şekilcilikten kurtulmalıyız

Şahsen bu bayramların sadece resmi çerçevede kalmasından hiç hoşnut değildim. Yavaş yavaş resmi programın dışında farklı partiler ve Sivil Toplum Örgütleri’de Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri yapıyorlar. Bunların olması çok güzel ve halk katılımı da çok güzel.  Örnek Beşikdüzü İlçesinde CHP’liler alternatif kutlama yapmış. Bu kutlamada Atattürk anıtınıa çelenk koyduktan sonra kemençe eşliğinde horon oynamışlar. Ne güzel işte, insanımız bayrama direk katılsın, sadece izlemekle kalmasın. Aynı ilçede resmi programda yapılmış… Tirebolu Belediyesi fener alayı düzenlemiş yüzlerce kişi katılmış.

Resmi prosedürler insanlar tarafından soğuk karşılanıyor. Ve de bunun sonucunda katılım az oluyordu. Katılanlar daire amiri ve öğretmenlerdi. Onlarda mecburiyetten katılıyordu.

Gelelim bu bayram tadımızı kaçıran Ankara Muharebesine

Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını provoke etmek isteyen marjinal grup ve basın-yayın organlarının olması şaşırtıcı bir bilgi değil. Bu dünde vardı, bugünde var ve de gelecekte de olacaktır. Alışkınız bu durumlara

Ankara’daki alternatif kutlamaya Ankara Valiliği alınan istihbarat neticesinde yasak koydu. O istihbarat şöyleymiş: “Radikal gruplar yürüyüşü provoke ederek, büyük bir kaos ortamı oluşturmayı hedefliyor...” Bu istihbarat doğruda olabilir yanlışta.

Hak aramanın, yürüyüş yapmanın yolu tıkanmamalıdır.

Bu yürüyüşü proveke etmek isteyen radikal gruplar olabilir. Ama o yürüyüşe sadece bayram amacıyla  katılacak-katılan binlerce insanımız var. Yürüyüşü yasaklamak “Pire için yorgan yakmaktır.”

Bu yürüyüşü yasaklamakla marjinal grupların ekmeğine yağ sürülmüştür. Onlarda bunu afiyetle yediler. Biber gazı, coplarla dünya basınına bir kez daha manşet olduk.

Polis Ankara’daki olayda daha da müsamahakar olabilirdi. O barikatlar daha erken kaldırılabilirdi

Ara bir not: Taraf Gazetesi yazarı Melih Altınok bizleri Meral Akşener’in şu sözlerinin hikmeti üzerinde düşünmeye davet ediyor: “O dönemde (28 Şubat) en derin krizlerden birini çıkaran Emniyet Genel Müdürü Alaaddin Yüksel, bugün Ankara Valisi’dir. Bu tür arkadaşlara dikkat çekmek isterim.”

Bu arada  darbe severlerin birisi  İstanbul’da kafasını çıkardı. CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı gibi askere ”Sizin korumanız gereken cumhuriyete biz sahip çıkıyoruz”  diyen darbe severlerde çıkacaktır. Oğuz Kaan Salıcı’nın sözlerini Kemal Kılıçdaroğlu’da eleştirdi.

Olay olurda basınımız bunu pas geçer mi?

Hürriyet Gazetesi’nin internet sitesi 28 Şubat gazeteciliğinin hakkını bir kere daha vererek fotomontaj bir habere daha imza attı. Farklı olaylardaki resimleri birleştirerek İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’i Ankara’daki olayları incelerken gösterdi. Rotahaber fotomontajı ortaya çıkarınca manşet haberi siteden kaldırdılar.

Sosyal paylaşım sitelerinde ise fotomontaj bir polisin elinde bayrak olan çocuğu kovaladığı resim vardı. İşin komik tarafı poliste çocukta Türk değildi, farklı farklı ülkelerdendi.

Bu örnekler 28 Şubat sürecinde ve daha önceleri işe yaramıştı ama bugün bunların foyası hemen ortaya çıkarılıyor.

Dün başka insanlar coplanıyordu bugün başka insanlar. Bu olaylar dünde kötüydü bugünde kötü. Dün coplananlara birileri oh olsun demiş olabilir.

 Bizim yapmamız gereken haksızlığa kim uğrarsa uğrasın hakkını savunmaktır.

Bu arada Cumhuriyetin 89. yılında  güzel ilkler vardı. Cumhurbaşkanı’nın Sayın eşi Hayrünnisa Gül, ilk defa Ankara’daki törende protokolde yer aldı. Sayın Cumhurbaşkanı, kutlamaları Meclis’te değil Çankaya Köşkü’nde kabul etti. En önemlisi, akşam Çankaya’daki resepsiyona katılım eşli oldu.

 

Son söz: Tartışmamız gereken konu Cumhuriyetin içeriğidir. Hak arama ve yürüyüş hakkı hiçbir şekilde kısıtlanamaz

Ülkemiz üzerinde oynanan oyunları hükümetiyle muhalefetiyle hoşgörü, uzlaşmayla etkisiz hale getirmeliyiz. İnatlaşarak bir yere varma imkanı yok, herkes kaybeder.

Bürokrasiden arınmış Cumhur’un bayramlarında buluşmak temennisiyle

Kalın Sağlıcakla…

https://twitter.com/YSelim28

[email protected]

  • Abone ol