Türkiye’de vesayet rejimini canlandırmak isteyenlerin birleştikleri konu Çözüm ve Kardeşlik Sürecinin bitirilmesidir. Kanı tek besin kaynağı olarak görenler PKK-Devlet arasındaki kavganın yeniden alevlenmesini istiyor.

Hatırlayalım,

Çözüm Sürecini istemeyen ve dış güçlerle beraber hareket eden elemanlar silah bırakmaması için Kandile yalvardılar.

Süreci bitirmesi için Öcalan’a ciddi baskılar var. Öcalan da PKK ve HDP de bunun farkında. Farkında diyorum, çünkü Öcalan yaptığı açıklamada “milyonda bir ümidim olsa masadan kalkmayacağım” diyor. Daha önce de Öcalan “çok yakın gelecekte silahların bırakılması için çağrıda bulunacağım” demişti ve hemen sonra Cizre olayları patlak vermişti.

Süreci kundaklamakla görevli elemanlar silahların susmaması için farklı entrikalar peşinde. Provokatif eylemler ve olmadık sebeplerden dolayı sokakları karıştırmalar bir yana, aynı zamanda devleti boşa düşürmenin zamanlamasını iyi başarıyorlar.

Cumhurbaşkanı Sayın R. Tayyip Erdoğan “Türkiye’de basın özgürdür” dedikten hemen sonra uzun süredir Diyarbakır’da yaşayan Hollandalı kadın gazeteci Frederike Geerdink,gözaltına alınıyor. Bunun tesadüf veya tevafuk olduğunu söyleyenler büyük yanılgı içindedirler.

Keza başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu “Türkiye’nin en büyük kazanımı Çözüm Sürecidir”açıklamasından hemen sonra İstanbul’da sokakları karıştırmak istediler.

Sürece katkılarıyla tanınan Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Sayın Hatip Dicle önce Hüda-Par ile yaşadıkları gerginliğin tırmanmaması için önemli rol oynadı. Sonra şehirlerde yüzü maskeli gençlerin eylemlerinin sona ermesi için çok çabaladı.

Bölgede olayları Cizre üzerinden tırmandırmaya çalışanlar var. Tabi ki hedefler çözüm süreci. Allah muhafaza Cizre’de bekledikleri mesafe alınır ise bunu bütün bölgeye yaymaları söz konusu.

Cizre çok gergin, herkeste telaş var, öyle ki bu telaş civar ilçe ve illere de sıçramış durumda. Silopi de bu eylemlere müsait bir ilçe. Silopi tedirgin, bölge insanı Cizre üzerinde denenen oyunun başarılması halinde işin nereye varacağını çok iyi biliyor. Bu sebeple Cizre olayları bir an önce son bulmalı.

Geçen gün Cizre’de Abdullah Öcalan’ın Cizre’lilere özel mesajını okudu Hatip Dicle. Mesajda “Öcalan, sokak eylemlerinin son bulmasını istiyor” dedi ve sağduyunun sağlanması için daha başka talepleri de anlattı. Ama aynı gün 12 yaşında bir çocuk daha hayatını kaybetti. Hükümet ve Öcalan dâhil herkes sağduyulu olmaya çağırsa da olaylar bir türlü durmuyor.

Birileri meydan okuyor. Çözüm ve barış istemeyen derin güçler Cizre üzerinden çok tehlikeli bir oyun oynuyor. Halkın anlattığına göre olay yerinde hatta Cizre’de o gün olay olmuyor. Çocuğun bulunduğu yerde polis bulunmuyor, silah yok, bomba yok, olay yok, ama bir el 12 yaşındaki bir çocuğa namluyu doğrultup çocuğu vuruyor.

Bu çok tehlikeli bir süreç, bu el acilen bulunmalı. Çünkü YDGH-HüdaPar gerginliğinden istifade etmek isteyen güçler tarafların karşı karşıya gelmesi için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Hatip Dicle “tarafların arasına sızmış unsurlar bu olayları çıkarıyor” derken tam da bizim söylemeye çalıştığımızı dile getiriyor. Ama maalesef HüdaPar “onların itiraf etmesi memnuniyet verici, lakin bizim aramıza sızan unsurlar yoktur” diyerek büyük bir yanılgıya imza atıyor.

Olabilir,

Bu olayda HüdaPar’ın da arasına “sızması kaçınılmaz unsurların” rolü olmamış olsa bile bu, HüdaPar’a sızma olmadığı ve/ya olamayacağı anlamına gelmez.

Neden mi?

Dünyada büyüyen bütün sosyal örgütlenmelere sızmalar olmuştur. Parti, cemaat, dernek, vakıf vs. büyümüş, gelişmiş-genişlemiş bütün yapılara sızmalar kaçınılmazdır. İnşaallah taraflara sızma olmamıştır. Neyse konumuz bu değil. Ve olaylar sızmalarla izah edilecek kadar basit ve küçük değil.

Bugün Cizre’de akşam saatlerine doğru sokaklarda kimse kalmak istemiyor. İşyerleri erken kapanıyor, vatandaş karanlık basmadan bir an önce evine ulaşmak istiyor. 1990’larda JİTEM döneminde, PKK-Hizbullah çatışmalarının yaşandığı dönemde görülen bu manzara tedirginliğin yersiz olmadığını gösteriyor.

Demem o ki,

Çözüm Süreci heba edilemez, ama sürecin hatırına kişi onuru, sağlığı, malı da tehlikeye atılamaz. Hem YDGH hem Hizbullah iyi biliyor ki bu sürecin zarar görmesi halinde bölge büyük bir kaosa sahne olacak. Zaten süreci bitirmek isteyen İRİ AKIL da kaos peşinde.

Gizli bir el 2012 yılının yaz aylarında o bölgede “kurtarılmış alan” oluşturması için PKK’yi çok kanlı bir çatışmaya sevk etmişti. Ve en ağır kayıplarını o yaz vermişti PKK. Dileğim o ki Cizre’de yaşanan gerginlik böyle bir amaç için olmasın.

Batının istemediği Çözüm Süreci’nin aynı zamanda paralelcilerle İran’ın kıskacında olduğunu bilmemiz işimizi kolaylaştıracaktır.

@ahmetay_

  • Abone ol