Enine boyuna baktığımızda samimi olmayan ne görüyoruz bu “pakette” ya da sorunlu yanları ne?

Daha önce birçok siyasi aktörün de dile getirdiği öncelikli sorunun paket olarak ortaya konulan ve “hükümetin ustalık eseri” olan bu çalışmanın anti-demokratik yolla tepeden inmeci ve dayatmacı oluşuydu. Bu çalışmada demokrasinin çukurlu yollarına dolgu malzemesi olarak kullanılabilecek maddeler tabii ki vardı ancak sorunlu yanlarını da gözardı etmemek gerekli.

1.      Demokrasi taleplerinin en belalı meselelerinden biri olan seçim barajı konusunun tartışmaya açıldığını görüyoruz. “-Mevcut sistemle, yani yüzde 10 barajıyla devam edebiliriz… Barajı yüzde 5’e çekip, 5’li gruplandırmayla Daraltılmış Bölge Seçim Sistemini uygulayabiliriz.-Üçüncü seçenek olarak da, ülke barajını tamamen kaldırarak, Dar Bölge Seçim Sistemini getirebiliriz...” açıklamasını yaptı başbakan Erdoğan. Dolayısıyla net bir duruşla seçim barajını belalı gören bir tutumdan bahsedemiyoruz. ‘Tartışmaya açacağız’ sözleminin de samimi olmayışını şuradan anlıyoruz: CHP yakın zaman önce seçim barajının sorunları ve ortadan kaldırılmasıyla ilgili çalışmalar yapmış ancak hükümetten destek alamamıştı. Dolayısıyla ortada bunu sorun olarak görmeyen bir otorite varken çözüme hangi tartışma zemininden hareketle ulaşacağız?

2.      Demokratik hak olan örgütlenme ve protesto özgürlüğünün en “şiddetli” muhalifi olan hükümetin buna yönelik çalışma yapıyor izlenimi verdiği açıkça ortada. Hükümetin toplanma hürriyetini zamanın arttırımıyla sağlayacağını düşünenler, ansızın maruz kalacağı biber gazı kapsülü ile hayal âlemini terk ettirilecektirler.

3.      Kamuda başörtüsüne serbestlik tanıyan bu çalışmanın yerinde olduğunu söylemekle beraber, konunun sadece türban üzerinden ele alınmasını da yanlış bir uygulamanın sıkıntılı bir dille çözülmesi olarak görüyorum. Konunun kılık kıyafet serbestliği olarak düzenlenmesi tüm kesimlerin özgürlüğüne atıfta bulunacaktır.

4.      Nefret Suçları gibi bir suç kapsamını hükümet üyelerinin hatırlaması sevindirici elbet. Ancak bu suç kapsamını çözmeyi vaat eden hükümet mensuplarının, özellikle Başbakan’ın bu suçu defalarca işlediğini de unutmamak gerek. Kürsüden aleni biçimde işlediği nefret suçlarının mağdurları Ermeni, Rum, Alevi, Kürt vatandaşların haklarını bir paket ile teslim etmenin zor olduğunu da anlamamız gerek. Bizzat başbakan Kılıçdaroğlu’nun Alevi oluşunu miting meydanlarında yuhalatmış ve bizzat kendisi Kürt vatandaşlarının Zerdüşt olduklarını dillendirerek nefret suçunun faili olmuştur. Tabii ki İçişleri Eski Bakanı İdris Naim Şahin’in meydanlarda Ermenilere yönelik söylemleri, aile bakanının eşcinselleri hastalıklı olarak nitelemesi konunun samimiyetini ölçeceğimiz verilerdir.

5.      Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu kurulacak ve toplumun konuya ilişkin sorunları tahlil edilecek. Buradaki problem ise bu kurulun çalışma verimliliği nasıl olacak? Bu kurul hukuki yaptırımı nasıl sağlayacak ve en önemlisi hükümet aleyhine bir tutum alacak mı?  Özetle, AK Parti’ye mesafesi şüpheli ombudsmanımızın standartlarında bir çalışma mı yürütüleceği sorgulanmalı.        
 

6.      Ayrıca Kürtçe eğitimin özel okullarda serbestliği ürkek bir adımdır. Devlet artık kısıtlamalarla sorunun taraflarını barıştıramayacağını öğrenmelidir. Ancak toplumun eksikliklerini tamamlayan bir devlet toplumun gözünde hak ettiği meşruiyeti sağlayabilir.

7.       Andımız’ın kaldırılmasının yerinde bir karar olduğunu düşünmekle birlikte, devlet yöneticilerinin “bir çeşit” vatandaş yetiştirmek ya da vatandaşları bir ülküye yönlendirmek cüretini kendisinde bulmayacağı bir gelecek dilerim.

Son olarak CHP’nin hazırladığı son demokratikleşme çalışmalarına da bir göz atmanızı, hükümetin paketiyle karşılaştırmanızı öneririm. (http://www.radikal.com.tr/politika/chpden_kurt_raporu_baraj_dussun_siyasette_dil_yasagi_kalksin-1140699)Hem hükümetin çalışmasına nazaran eksiklikleri olan hem de standardı yükseltmeyi amaçlamış bir tablo görebilirsiniz. Bu deklarasyon da gösterdi ki, hükümet demokrasinin kendi çıkarlarıyla zıt düşen unsurlarıyla barışık değil. Geçtiğimiz 11 yılda, iktidarın elde tutulması için gücün mutlak suretle kullanıldığı bir tablo izledik ve gelecek adına şüphelerimizi taze tutan bir hafızamız olduğu aşikâr.

 

  • Abone ol