Türkiye senelerdir yolsuzlukları, rüşvet skandallarını konuşuyor.

Bu meselenin aslında ne AKP ile, ne 17-25 Aralık ile doğrudan bir ilişkisi yok, konu, malum, bu topraklarda ta Fuzuli’ye kadar, muhtemelen daha da eskilere de giden bir konu.

AKP döneminin özelliği bu yolsuzluk ve rüşvet meselesinin ivmesinin son senelerde çok artmış olması.

Bir de, sosyal medyanın enformasyonu daha kamusal hale getirme özelliği var, bu da çok önemli ve olumlu.

Daha önceleri en azından bin kere yazdım, detaylarına girmiyorum, kamu ihalesi ve kupon arazi yolsuzlukları ve bu konulara mündemiç rüşvet süreçleri merkezi devlette ve yerel devlette sözde muhafazakarların güçlenmesi ile daha da arttı, işin ilginç ve paradoksal gibi, yeni bir olgu gibi duran yanı bu.

Aslında pek de paradoksal olmayabilir zira yapılan ciddi, nitelikli bilimsel araştırmalar bizim ülkemizde dindarlık, muhafazakarlık meselesinin payandasının ahlak, iyi amel değil, dini ritüellere uymak, yerine getirmek olduğunu ortaya koyuyor zaten.

Yolsuzluk ve rüşvet söylentilerinin hatta kanıtlarının havalarda uçuştuğu bir dönemde bizim sözde muhafazakarlarımız da yolsuzluk yaptıkları, rüşvet aldıkları söylenen, hatta artık bilinen kişilerin hala arkalarında durmayı sürdürüyorlar.

TBMM’de dört bakanın Yüce Divana gönderilmesi konusunda olumsuz oy kullanan muhafazakarların (!) da başı secdeye değiyor hala değil mi?  

Tam da bu ortamda Trump’ın büyük bir densizlik ile aldığı bir karar dünyayı, dünya Müslümanlarını çok haklı olarak ayağa kaldırdı.

Bizim muhafazakarlar (!) da bu süreçte büyük tepki gösteriyorlar.

Bizim muhafazakarların (!) ABD Büyükelçiliğinin Tel-Aviv’den Kudüs’e taşınması konusunda gösterdikleri tepki kanımca siyasi olmaktan öte psikolojik bir tepki, açacağım.

Ben insanlardan, bizim muhafazakarlardan bile, ümidimi kesmem.

Yolsuzluk ve rüşvet meselelerinde yolsuzlar ve rüşvetçilerin bu kadar arkasında durabilen bizim sözde muhafazakarlar Kudüs konusunda büyük ve haklı tepkiler vererek kanımca ruhlarını, mümkünse, temizleme derdindeler.

Bizim muhafazakarlar bile yolsuzluklar ve rüşvet konusunda aldıkları bu tavır sonrası muhtemelen geceleri rahat uyuyamıyorlardı.

Kudüs meselesinde gerçek kudsiyeti hatırlamaları bizim sözde muhafazakarların geceleri uyumalarına yardımcı olacak ise, ne mutlu onlara.

Ve, yatsınlar, kalksınlar Trump’a dua etsinler.

Bir de aklımda şu soru var doğrusu: Kudüs konusunda ayağa kalkan sözde muhafazakarların kaçının evinde Kudüs tarihi konusunda ciddi bir eser var, kaçının Kudüs hakkında, siyasi slogan yaptıkları Selahaddin Eyyubi konusunda iki laf edebilecek bilgisi var acaba? 

  • Abone ol