Malumunuz üzere bu Perşembe İngiltere’de genel seçimler var. Son birkaç aydır Londra’daki terör olayları boşuna değil. Terör saldırılarının hangi tarafa, kime yarayacağına ancak tahmin edebiliriz. Bilemeyiz. Fakat bilinen bir şey varsa, o da şudur: Aynı örgütün üstlenip durduğu terör saldırılarının stratejik hedefi aynıdır. DAEŞ dahil tüm terör odakları ve onların iplerini ellerinde tutan kukla oynatıcıları aynı yere ateş etmektedirler.

İngiltere’deki terör saldırılarının ardından ABD, vatandaşlarını uyarmadı, geri de çağırmadı. Belki Londra’ya gelen turist sayısında da pek bir azalma olmadı; ancak Başbakan Theresa May genel seçimlerle ilgili yaptığı son konuşmasında güvenlik ile ilgili endişelerini dile getirmiş.

Londra’nın batısındaki Slough’da düzenlenen bir kampanya etkinliğinde konuşan May, ‘terör şüphelilerinin sınır dışı edilmesi ve tehlike arz ettiği halde mahkemeye çıkarılamayan kişilerin özgürlüklerinin kısıtlanması’ için insan hakları yasalarında değişikliklere gidebileceklerini vurgulamış ve ilave etmiş:

“Eğer insan hakları yasaları bunları yapmamıza engel oluyorsa, o zaman biz de bu yasaları değiştiririz. Eğer Perşembe günü bu ülkenin seçilmiş başbakanı olursam çalışmalar Cuma günü başlar.”

Fransa’daki bir iki terör olayından sonra devletin ve polisin sertleşen tavrı; OHAL ilanı vs.

Türkiye ise yangının göbeğinde. Hem PKK’ya ve tüm diğer suç örgütlerine karşı ülke içinde savaşıyor hem de terör odaklarının Suriye içindeki yuvalarına karşı ülke dışında… Böyle bir ortamda bir yandan dirliği düzenliği sağlamak; bir yandan da ekonomiyi ayakta tutmak için müthiş bir mücadele veriyor. Türkiye’ye bu mücadelesinde destek değil köstek olmak için yedi düvel bir araya gelmiş sanki…

Bunlar yetmezmiş gibi bir de Katar Krizi çıkardılar. Hedefleri Ortadoğu’yu, İslam ülkelerini bölmek, birbirlerine düşürmek, zayıflatmak. Aynı günlerde İran’daki DAEŞ saldırıları da büyük planın bir parçası olmalı. Ya da bir süredir tezgâhlanan “15 Haziran’da Türkiye’de darbe olacak”  mavrası…

Cumhurbaşkanının “Oyun oynanıyor çözebilmiş değiliz” şeklindeki ifadesi; büyük bir ‘tertip’e işaret etmiyor mu?..

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine kamu vicdanına yaslamış sırtını, diyor ki: “Katar’a karşı yaptırımları doğru bulmadığımızı peşinen söylemek istiyorum. Karşılıklı diyalogla çözülmelidir. Katar’ın tutumunu takdir ediyoruz” … Yine mazlumdan yanayız, anlayacağınız…

Finans dünyasının Oscarları belli oldu

İletişim ve ilişki yönetimi kategorileri içinde en karmaşık, en zor anlaşılır ve uygulanabilir olanı hiç şüphesiz yatırımcı ilişkileri yönetimidir. Hem ilişki yönetimi ağırlığı vardır hem de iletişim yönetimi. Genellikle halka açılma süreçlerindeki uygulamalardan ibaret olduğunu sananlar vardır. Bunlar tamamen yanılırlar. Yatırımcı ilişkileri yönetimi; 1. Halka açılmadan çok önce başlar (Amaç, halka açılma sırasındaki rakamı ciddi bir itibar yönetimi ile yukarı çekmektir) 2. Halka açılma sırasında devam eder (Bu aşamada artistik hareketlerden çok standart hareketler söz konusudur) 3. Ve nihayet halka açılma yani yatırımcıların dikkatini topladıktan sonra da sürdürülebilir bir sistematik içinde devam eder.

Ülkemizde halka açık şirket sayısı gelişmiş ülkelere oranla bir hayli düşüktür. Ancak konuya ciddi şekilde hakim olan uzmanlarımızın sayısı da küçümsenmeyecek orandadır. İşte ülkenin en büyük kuruluşlarının bu alandaki uzmanlarının bir araya gelerek kurdukları Yatırımcı İlişkileri Derneği (TÜYİD), bu alandaki uzmanlığın geliştirilmesi adına hem dünyayı yakından takip ederek paydaşları için katma değer üretir; hem de her yıl Kasım ayında düzenlediği Zirve’de Türkiye’nin bu alandaki en iyilerini ödüllendirir.

Türkiye’nin en iyilerini diğer ülkelerde yaptıkları araştırmalarla birlikte tespit edip ödüllendiren bir başka uluslararası kuruluş da değerlendirme ve araştırma firması Extel’dir. 1974’ten bu yana yürüttükleri çalışmalarının sonuncusu olan “Avrupa 2017”’nin sonuçlarını açıklamışlar. Şu adresten ulaşmak mümkün: https://extelsurveys.com

TÜYİD’in Genel Sekreteri Bülent Öztürk bey sayesinde bilgimiz oldu. Kendisine teşekkür ediyor, ipi göğüsleyen şirket ve kişileri kutluyoruz.

Araştırma için 3200 portföy yönetim şirketi, 270 aracı kurum, 3000 analist ve Avrupa’nın dünya çapında en büyük 1100 halka açık şirketi oy kullanmış.

Araştırmaya göre Türkiye’den ödül alan kişi ve kuruluşlar şöyle sıralanmış… Türkiye’de Yatırımcı İlişkileri’nde en iyi şirket: Garanti Bankası A.Ş., Türkiye’de En İyi Yatırımcı İlişkileri Profesyoneli: Handan Saygın (Garanti Bankası A.Ş.), Türkiye’de En İyi Yatırımcı İlişkileri Yapan CFO: Atıl Özus (Akbank), Türkiye’de En İyi Yatırımcı İlişkileri Yapan CEO: Fuat Erbil (Garanti Bankası A.Ş).

  • Abone ol