• 28.02.2012 00:00
  • (4080)

 İki gündür Ankara’da CHP kurultaylarını izliyorum. Ama korkmayın, ciddi ciddi bir CHP analizine soyunmaya hiç niyetim yok.

Zaten sanırım, Che posterlerinin altında hazırola geçmiş, büyük bir huşu içinde sol yumruklarını kaldırarak İstiklal Marşı’nı “haykıran” gençlik kollarını, darbe sanıklarının devrimci mesajlarıyla coşturan bu partinin de, partililerin de benim analizlerime ihtiyacı yok.

Ben de bugün CHP’yi değil CHP’lileri anlatayım dedim size. Kurultay salonunda yan yana oturduğumuz, pis köfte sırasına girdiğimiz, izbe köşelerde görevlilerden gizlenerek cıgaralarımızı tüttürdüğümüz CHP’li abileri, ablaları, kardeşleri...


Anadolu kaplanları: 
Bu grupta Kayseri Sarız’dan, Sivas Şarkışla’dan, Kırşehir’den gelmiş genelde erkek 50’li yaşlarında abiler, amcalar var. Teyzeler, ablalar yok aralarında. Kravatsız takım elbiseli ve illa ki kasketli bu amcaların coşkusu gerçekten takdire şayan. Her birinde rahmetli Âşık Mahsuni’nin ruhu var adeta. Yüksek sesle konuşuyorlar. CHP’nin iktidar olacağına inançlarına şapka çıkartmamak imkânsız. Güler yüzleri içinizi ısıtıyor.


Güneş yolcuları: 
İstisnasız esmer olmalarına karşın, sarışınlığa duydukları özlemi dibi gelmiş siyah saçlarının gölgeleyemediği CHP’lilerden oluşan bu grup tamamen kadınlardan oluşuyor. Yaş sınırı ise 35. İşaret parmaklarında ya da omuzlarında Mustafa Kemal imzalı dövme yoksa mutlaka Atatürk kolyesi takıyorlar. Bu tiplerin, Yeşim Ustaoğlu’na, Güneş’e Yolculuk filmindeki saçlarını cart sarıya boyatan esmer karakterini yaratırken ilham olduğuna dair duyumlarım da var. Anadolu kaplanlarının aksine güneş yolcusu ablalar çok gergin. Henüz gülenine rastlayamadım. Her an tartışmaya hazırlar.


Karaoğlan efekti:
 Güneş yolcusu CHP’li ablaların simetrisinde ise onlarla aynı yaş grubundaki bir başka boyalı erkek grubu var. “Yok böyle bir siyah” tonundaki soğan kabuğu rengi bıyık ve seyrek saçlarıyla dikkat çeken bu abilerin, CHP’nin asr-ı saadet devri sayılan Ecevit sempatileri inanç boyutunda. Baykal’ın kurmaylarından Yılmaz Ateş’in ikonalığını yaptığı söylenen bu gruptaki CHP’lilerin diğer bir özelliği de iyi içici olmaları.


CHP’nin şakirtleri: 
CHP gençlik kollarının ezici çoğunluğu, Cemaat’in şakirtlerinin muadili olan istidatlı gençlerden oluşuyor. Gençlik kollarında yükselerek partide etkin bir konuma gelmeyi hedefleyen bu gençler, 16 yaşından gün aldıkları gün üzerlerinde sırıtan o takım elbiseleri giyme zorunlukları var. İstisnasız temiz yüzlü ve yumuşak bir ses tonuna sahip olan CHP’nin şakirtlerinin asi gençliklerini, yaş otuza vurup da genel başkanlığın hayal olduğunu anlamalarının ardından yaşadıkları söyleniyor. Aralarında bir Faik Tunay olabilecek kadar şanslılar da çıkıyor elbette. Güldükleri ya da kızdıkları pek anlaşılamıyor.  Zira karasızlıkları mimiklerini okunmaz kılıyor.


CHP-ML’liler: 
CHP’li şakirtlerden farklı olarak daha radikal olan gençler bu grupta yer alıyor. Mevsimine göre boğazlı kazak, gömlek ya da parka giyiyorlar. Kılları elverdiğince pos devrimci bıyığı bırakıyorlar. Deniz Gezmiş’i çok ama çok seviyorlar. Yüzlerindeki asıklığın, mahalledeki ya da okuldaki solcu çocuklarının “N’aber lan CHP-ML’li” saldırılarını savuşturmak ihtiyacıyla evrimin kendilerine bir armağanı olduğu söyleniyor. CHP tüzüğüne giren “emperyalizmle mücadele” maddesinde bu gençlerin kulis faaliyetlerinin etkili olduğu biliniyor.


Cemaatiz var mı diyeceğin

MİT krizinin ardından üzerinde çokça tartışılan konulardan birisi de AK Parti- Cemaat kutuplaşmasaydı.

Bildiğiniz üzere bazı kalemler tartışmaya “nedir bu cemaat” penceresinden dâhil oldular. Kimileri de bu konunun devamı olarak “niçin tartışmaya dâhil olanlar bir türlü çıkıp da açıkça cemaatçiyiz demiyorlar” diye sordular.

Aslında oldukça yerinde bir soruydu. Zira Cemaat’ten oldukları sır olamayan isimler hiçbir zaman bu sıfatı açıkça üstlenmediler. En fazla Ekrem Dumanlı’nın yaptığı gibi zaman zaman “kim cemaat adına konuşamaz” listeleri yayınladılar ya da cemaate nasıl hitap edilmesinin (mesela camia) uygun olacağına söylediler.

Ne var ki son dönemde bu tavırda tavsamalar olduğunu gözlemliyorum. Önceleri Cemaat’e dair göndermelerimi mahcup bir ifadeyle sessizce karşılayan Cemaat’ten dostlarımızın,  son günlerde bir adım atıp “Ne var yani” noktasına geldiklerini görüyorum.

Geçenlerde ismini vererek Cemaat’le ilgili internette bir espri yazacağımı söylediğim hepiniz yakından tanıdığı bir ismin “rahat ol abi, bu saatten sonra ne olursa olsun”  şeklindeki sözleri de genel gözlerimi doğrular nitelikte.

Bu dostumun başka tekil örneklerle de desteklenen çıkışının, Cemaat’in son dönemdeki genel tavrına işaret ettiğini düşünüyorum.

Oh be, tabii ki kardeşim. Ne o öyle tapınak şövalyeleri gibi imalarla konuşmalar, illegal tavırları. Suç mu işliyorsunuz, yasadışı bir iş mi yapıyorsunuz? Bence bu şeffaf tavır, her türlü tartışmaya Cemaat’e dair komploları katıp mevzuu açmaza sürükleyen giz avcılarının elindeki kozları da alır. Sizler de rahat edersiniz, bu kısır komplo teorilerinden bunalan bizler de.


[email protected]