• 20.07.2012 00:00
  • (4778)

 Gözler, Ak Parti’ye her kesimden eleştirilerin yoğunlaştığı bir dönemde “değişim” sloganıyla Kurultay yapan CHP’de.

Partinin üçüncü güne sarkan kurultayında oylanan Parti Meclisi (PM) listesi de dün nihayet netleşti.

Kemal Kılıçdaroğlu, kurultayda başarılı bir stratejiyle “çarşaf liste” müjdesi vererek parti içi demokrasi vurgusunu güçlendirdi. Ancak “anahtar” ve sonrasındaki “maymuncuk” listesiyle de istediği sonucu büyük oranda elde etti.

Parti içindeki dört ana eğilimi de tatmin edecek bir sonuç aldı.

Eski Yarsav Başkanı Emine Ülker Tarhan, Ergenekon sanığı Gürbüz Çapan ve Nur Serter gibi isimler yönetime giremese de, Ankara Başkanı Metin Feyzioğlu, İlhan Cihaner ve Burhan Şenatalar gibi ulusalcılar PM’ye girdi.

Listeyi delen Fikri Sağlar, Murat Karayalçın ve Ercan Karakaş da yeni dönemde SHP çizgisini PM’de yansıtacaklar.

Sezgin Tanrıkulu, Gürsel Tekin ve Şafak Pavey delegeden destek bulurken, Aytun Çıray gibi “endişeli sağ” çevrelerin desteğine sahip bazı milletvekilleri de yönetimde temsil edilecek.

Delegeye sorumluluk yükleyen ve aldığı onayı önümüzdeki dönemde izleyeceği perspektif için “güven oyu” olarak tepe tepe kullanacak Kılıçdaroğlu’nun sonuçtan gayet memnun olduğunu biliyoruz.

Peki parti içerisinde “mekanik” bir çoğulculuk tahsis etmesi, CHP’nin girişte bahsettiğimiz konjonktürün nimetlerinden yararlanmasına ve AK Partiye “alternatif” oluşturmasına yeter mi?

Bu “birlik” Kılıçdaroğlu’nun sözlerine atfen Taraf’ın kurultayın ikinci gün manşetine taşıdığı temenniyi, “cenazeyi kaldırmayı” sağlayabilir mi?

Tıpkı Ak Parti’ye yaklaşımında olduğu gibi, kategorik ve özcü yaklaşımlardan uzak duran bir demokrat olarak benim temennim de ana muhalefetin etkinleşmesinden ve güçlenmesinden yana.

Ancak burada nüans, hakkında bu temennilerimizi dillendirdiğimiz muhalefetin, siyasal iktidarın eleştirdiğimiz siyaseten muhafazakârlaşmasına mı yoksa gündelik yaşam pratiklerine dair kaygıları bayrak yapıp modernizm ekseninde bir vurguyu mu güçlendireceği.

Zira son dönemde hükümete yönelik eleştirilerin fiili içki yasakları, Çamlıca’ya cami tartışmaları ve kürtaj polemiğine odaklanmasının, oluşması arzu dilen muhalefeti manipüle ettiğini düşünüyorum.

Hükümetin devlet aygıtını dönüştürme sürecindeki büyük hataları ve bu yoldaki reform vitesini küçültmesini es geçerek endişeli modernlere yaklaşan muhalif dilin baskın çıkması çözüm değil.

Hatta bu sığ perspektif yasakçı zihniyeti geriletmek bir yana, halkı yanında konumlanmış demokrat devletin kurumsallaşması mücadelesini hedefinden saptırıyor. Gündelik yaşam pratiklerine dair daha azla özgürlük çığlığını yalnızca bir kesime ait, marjinal bir talep noktasına indirgiyor.

Dolaysıyla CHP’nin muhalefetinin, Ak Parti’nin “yaptıklarından” ziyade yarım kalan ve beklenilen “yapmadıkları” üzerine yoğunlaşması gerekiyor.

Gerek Kemal Kılıçdaroğlu’nun merakla beklenen ancak asgari beklentileri bile karşılamayan ilk günkü klişe konuşması, gerekse kurultay salonunda CHP tabanın sosyolojisini yansıtan atmosfer bu konuda ciddi ipuçları veriyordu.

Bir yanda konuşmasında Başbakan’ı Uludere’ye çağıran partinin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. Öte yanda, açık söylüyorum, sadece ve sadece Kürt olduğu için Sezgin Tanrıkulu hakkında şu ifadeler içeren broşürler dağıtan delegeler:

“Partimizin iktidar olmaması için aramıza sızdırılan ajan Sezgin Tanrıkulu’nu listeden silelim, ülkemizde hükümet kuralım!”

CHP’nin ve memleketteki muhalefetsizliğin sorumluluğunu, demokratların “kredi” konusundaki cimriliğine bağlamak gerçekçi bir tutum değil.

Sayın Kılıçdaroğlu, partisinin ciddi alternatif olarak siyaset sahnesindeki yerini almasını arzu ediyorsa, önünde hiçbir engel kalmayan bir lider olarak daha cesur adımlar atmalı.

Bir yandan “cenazeyi kaldırmak” için destek isterken, öte yandan hiç riske girmeden delegenin ve kemik tabanın popülizmini okşayıp “ölünün” mazisini diriltmek için çabalamalı.

Partisindeki Hüseyin Aygün gibi demokrat ve değişimi temsil eden isimlerin, burama buram sol şovenizm ve liberalizm düşmanlığı güzellemesi yapılan kurultay salonunda niçin sessiz sedasız gezdiklerini düşünerek işe başlayabilir mesela.

Kendisine seve anlatırız.

[email protected]