Bir varmış bir yokmuş. Habertürk’te Simge Fıstıkoğlu’nun programına Şemdinli’den bağlanan muhabir mikrofonunu bir çocuğa uzatmış.

Taş çatlasa yedi sekiz yaşındaymış kız çocuğu. Dünya güzeli badem gözlerini kocaman açıp heyecanla konuşmuş çocuk:


“Türk çocukları ninnilerle uyurken biz burada bomba sesleriyle uyuyoruz!”

Yazının burasından sonrasını “en bi hisli” entelektüellerimiz gibi “Savaş kötü bir şey, barış ise en güzeli. Ha bu arada yaşasın halkların kardeşliği” diyip 4500 vuruşu sündürmeli.

Sündürmeli ki, organik aydınlığa halel gelmesin.

Ya da çok sıkışırsak, “Şemdinli’de neler oluyor, haberi olan var mı arkadaşlar” falan diye sorup Twitter’da gezinmeli.

Ama olmaz ki. Böyle de durulmaz ki.

Evet, ne olduğundan elbette kaygılanıyoruz. Zira içişlerimize İdris Naim Şahin bakıyor.

Gelin görün ki enformasyon eksikliğinden daha önemli problemlerimiz var.


Mevzu Şemdinli’de “ne olduğu” değil, bu olayların “neden” olduğu.


Çünkü ne oldu sorusuna yanıt bulmak bana sadece “kaç kişi öldü, maddi hasar ne” sonucunu gösterir. Neden olduğunu sorgulamak ise belki, bir umut yeni Şemdinlileri engeller.

Neden’in yanıtını da “ne oldu” sorusuna cevap aradığını söyleyen bazı aydınlarımız kısmen veriyor aslında.

Örneğin T24 sitesinde Orhan Alkaya muhtelif yerlerinde ona bu akıl tavsiye ettiği yazısında“Şemdinli Kamışlı’ya selam veriyor” diyor.


“Hükümet Kürtlere tahammülsüz”
 tezini çürüten Irak Federal Kürdistan’ı örneğini ya da“stratejik derinsizlik” türünden buram buram IQ kokan çemkirmelerini geçiyorum.

Alkaya’ya göre, PKK Şemdinli’yi kazanmayı değil, megalo ideasına varacak yeni evrenin fitilini ateşlemeyi hedefliyor.

Haklı.

Evet, Şemdinli’de olan tam olarak budur: PKK’nin Kamışlı’ya selamı! Ama aynı zamanda Şam’a da. Bir de bayram değil seyran değil “200 spartalısınız” gazı verdiği gencecik Kürt çocuklarının canıyla, geleceğiyle, canice...


PKK, eş zamanlı karakol baskınlarıyla, kent merkezlerine saldırmakla, Esed’in askerlerinin kışlada beklediği, PYD’ninse sokağı kontrol ettiği Kamışlı’daki “hâkimiyetinin” diyetini ödüyor.

Sorun;

Alkaya gibi gerilla romantizmine dalanların bu dramdan umutlanmaları...

Haklı savaş ve ulusal kurtuluş güzellemesi yaparak Kürtler için, onlar adına, diktatörlerin gölgesinde ulusalcılık oynayan PKK’nin hâkimiyetinde gelecek düşleri kurmaları...

Bir ulus-devletin ceberutluğunda inim inim inlemiş halkın yaralarına, silahların gölgesindeki Kürt Enverciğinin yeni ulus-devletinin merhem olacağı masalını anlatmaları...

Edebî celp metinleriyle, Esed gidince harareti düşecek savaşın, dayanağı yitirecek PKK’nin bekasını, Kürtlerin geleceğine endekslemeleri...

Zavallı Kürt gençlerini yine zavallı gencecik askerlerin üzerine saldırtacak Akut problem nedir?

Boş tepelere bayrak dikip, “kale benim” deyip, bir ilçe merkezinde iki saat hâkimiyet uğruna dökülen onca kanın, Kürt halkına ve demokrasi mücadelesine katkısı nedir?

Bu sorular Şemdinli’nin sonucu kadar meraklandırmıyor kendilerini.

Kafamda özel bir yerleri yok, tanımıyorum. Muhtemelen hep bu kafadaydılar, zinhar değişmediler. Eyvallah. Sitem edecek değilim. Eleştirir geçerim.

Ama ya Ahmet Türk? Bedeli gencecik canlar, uykusuz geceler, bozulan psikolojiler olan bu anlamsız güç gösterisinin ortasında bıçakları bilemek ona mı kaldı?

Eskiden beri yüzünü gördüğümde, sesini duyduğumda onlarca yılın acısı gözlerine, çizgilerine sinmiş Kürt babalarını, dedelerini hatırladığım “Ahmet Amca” ne yapıyor?

Bir faşist tosun burnunu kırdığında yüzündeki hüzün gözlerimi yaşartan o amcaya hiç yakıştıramıyorum “AKP’ye desteğini sürdürenler ihanetçidir” sözlerini.

Bu yakınmamı duyan Kürtler, başlıyorlar bireysel hikâyeler anlatmaya, “Şaşırma” demeye. Umurumda bile değil bunlar. DTK’nın o kanlı demokratik özerlik bildirisini ve daha başkalarını da unutmaya meyilli zihnim. Başka ne yapabilirim ki?

Kafamdaki insana, Ahmet Amca’ya sitem ediyorum ben yine, çaresiz.


Ülke genelindeki vatandaşların ve bölgede kahir ekseriyet Kürtlerin siyasi tercihini Stalinist bir zihniyetle “siyasi kâfirlik” olarak yaftalamak, onları hedef göstermek demokrasiyle, barışseverlikle bağdaşır mı?

Türk devleti de bir ara aynı jargonu kullanıyordu. Bunca “hain” koca Türkiye coğrafyasında eriyip gitmedi şimdi “Kürdistanınıza” sığar mı Allah aşkına?

Ne olsun yani hiç mi farklı ses olmasın?

AK Parti tek bir oy almasa PKK maceralarına son mu verecek?

Öyle ya şimdi hâkimiyetçilik oynadıkları Şemdinli’de, Hakkâri’de “realiteleri” yüzde seksen oy almıyor mu? Siyasi yönetim kesmiyor da, illa silahlı PKK sıkıyönetimi mi gerekiyor?

 Ne diyelim Allah AK Parti’yi desteleyenlerin çoğunlukta olduğu bölge illerinin “hainlerini” yeni bir hâkimiyet trajedisinden korusun!

Her şeyi geçtim, bombalarla uyumaktan bıkan, batıdaki yaşıtlarına imrenen Kürt çocuklarını rahat bir uykuya daldırır mı bu hamaset? Bu akıl tutulmasıyla mı çocuklarımızı rehabilite edeceğiz? Adım adım frankeştaynlaştırdığımız çocukların sokaklarında oynadığı Türkiye’de ya da bir “Kürdistan”da nasıl yaşanır?


Torunlara masalınız bu mu Apê Ahmet?


[email protected]

  • Abone ol