Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Normalleşmeye doğru


18.2.2018 - Bu Yazı 751 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 ABD Dışişleri Bakanı Rex Wayne Tillerson’un Ankara ziyareti, kopma noktasına gelen Amerika-Türkiye ilişkilerine yeni bir soluk verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Tillerson arasında baş-başa sayılabilecek olan ilk görüşmede sorunlar belli ki samimi bir şekilde masaya yatırıldı, her iki taraf da beklentilerini muhatabına en açık biçimde aktarma fırsatı buldu. Ertesi günkü görüşmede de iki Bakan ve heyetleri kararlaştırılan çözüm ilkelerinin hayata nasıl geçirileceği üstünde çalıştı.

Umarız oluşturulacak olan ortak komisyonlar gerçekten çözüm odaklı olur, mutabakata varılan ilkelerin hayata geçmesi sağlanır. Ben umutlu ve iyimserim. Çünkü müzakereler sırasında sadece varılacak hedeflerin değil, bu hedeflere varmak için yol haritalarının da benimsenmiş olduğunu düşünüyorum. Ve sanıyorum ki ABD karşı karşıya kalınan durumun vehametini bu kez gördü, Türkiye’nin çıkarlarını ve beklentilerini tatmin edecek adımlar atmaya karar verdi. Türkiye’nin de karşılığında atacağı adımların olması kaçınılmaz.

***

Her iki tarafın da henüz somut ne gibi adımlar atacağını bilmiyoruz. Fakat Tillerson’un konuşmasına ve yapılan ortak açıklamanın içeriğine baktığımızda Türkiye’den beklentinin insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi alanlarda olduğunu, bu da zaten Türkiye’nin kendisi için iyi bir şey olduğundan pazarlıkta kazanan tarafın, istediklerini genel anlamıyla karşısındaki kabul ettirenin Ankara olduğunu söyleyebiliriz.

Tillerson’un ziyaretiyle ortaya çıkan durum henüz bir başlangıç. Somut konu alanlarında tescil edilebilecek bir gelişme yok. Ama kabul edelim ki iyi bir başlangıç ve Türkiye’nin Afrin operasyonunun siyasi hedeflerinden birine ulaştığını, ABD yönetimini etkilemeyi başardığını gösteriyor. Amerikalılar artık Türkiye’yi ciddiye alıyor, kendi çıkarlarıyla Türkiye’nin çıkarlarını dengeleyecek bir politika benimsemeleri gerektiğini görüyor.

Her ne kadar kesin bir kanaate varmak için elimizde yeterli veri yoksa da ABD yönetiminin parçalı yapısını, farklı bakanlıkların ve hatta farklı birimlerin farklı politikalar benimseyebilme potansiyelini göz önünde bulundurduğumuzda ortak komisyonların Dışişleri Bakanlıkları aracılığıyla yapılacak klasik diplomasi ve yazışma trafiğinden daha etkili olacağını söyleyebiliriz.

Anlaşılan o ki sorunların doğrudan muhatapları kurulacak mekanizmalar çerçevesinde aracısız temas halinde olacak, sorunları çözmeye ve çıkarları dengelemeye çalışacak. Yine de önümüzde zorlu bir pazarlık süreci var. Tek sorun ABD’nin PYD/PKK’ya verdiği destek de değil. Gündemde iki taraf için de çözüm bekleyen başka sorunlar da var. 

Ayrıca ABD için için kaynıyor. Mueller soruşturmasının iktidar cephesinde ne gibi sonuçlar doğuracağını, ABD-Rusya geriliminden ve paradoksal bir şekilde belki de yakınlaşmasından nasıl etkileneceğimizi kestirmek güç. Türkiye ABD ile sorunlarını çözerse Rusya’nın Suriye’de ne gibi tepkiler üreteceği de düşünmemiz gereken bir başka konu. Suriye ve İran’ı da unutmamak gerek.

Her şeye rağmen Amerika için de, Türkiye için de normalleşme yolunda atılan bu adımlar önemli ve değerli. ABD’nin yeni bir idrak içinde olmasıysa hepsinden önemli. ABD bariz bir şekilde Türkiye’nin kendisine karşı olan genel pozisyonunda ve özellikle de Suriye konusunda haksız olduğu anlayışını terk ediyor.

Sadece karar verme konumunda olanlar değil düşünce kuruluşlarında çalışanalar da daha fazla ve daha yüksek sesle Türkiye’ye verilen sözlerin tutulmadığını vurguluyor. Bu bağlamda ABD’nin en etkili düşünce kuruluşlarından bir olan Brookings’den Amanda Sloat’ın yazdığı makale dikkate değer.

14 Şubat’ta foreignpolicy.com’da çıkan yazısında Sloat, Türkiye ile ABD’nin çok geç olmadan ilişkilerini düzeltmeleri gerektiği belirtmiş, Türkiye’ye verilen sözlerin tutulmadığını hatırlatmış. ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Daniel Coats’un PYD’nin aslında PKK’dan farklı olmadığını tam bu günlerde vurgulamış olması da tesadüf olamaz. Belli başlı gazetelerin de üslup değiştirmeye başladığı görülüyor.

***

Tarih ve dünya politikası üstüne yapılan çalışmalar bize kriz tırmandırmanın, muhatabınızı karar vermeye, seçim yapmaya zorlamanın riskli ama aynı zamanda etkili bir yöntem olduğunu ortaya koyuyor. Uluslararası ilişkiler öğretisinde bu konuda yapılmış pek çok araştırma mevcut. “Brinkmanship” ve kriz yönetimi daha fazla risk alabileni, alabileceğini göstereni mükafatlandırıyor, başarıya ulaşmasına, istek ve beklentilerini kabul ettirmesine yardımcı oluyor.

Türkiye de bunu yaptı ve esasen iki yıldan fazla bir süredir sorunlu olan ilişkilerini normalleştirmesi için muhatabına baskı uyguladı. Baskının içeriğini, yöntemini beğensek de beğenmesek de başarı kazandı. Şimdi sıra başarının pekiştirilmesinde, kalıcı hale gelmesinde. Bu da başka bir yöntemin denenmesini, gönüllerin kazanılmasını, Türkiye’nin yumuşak gücünün kullanılabilir hale getirilmesini gerektiriyor. Almanya ile geliştirilen “modus operandi” Amerika olan ilişkilere de örnek olabilir…

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8