Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Mistura ayrılırken…


22.10.2018 - Bu Yazı 152 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 BM Genel Sekreteri’nin Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura Güvenlik Konseyi üyelerine Kasım ayı sonunda görevini bırakacağını açıkladı. Mistura, birkaç ay önce hayata veda eden Kofi Annan ve Lahtar Brahimi’den sonra soruna çözüm bulamadan ayrılan üçüncü özel temsilci olacak. Foreign Policy’e katkıda bulunan Colum Lynch’e göre bu pozisyon için en güçlü aday Norveçli diplomat Geir Pedersen.

Pedersen halen ülkesini Pekin’de temsil ediyor, Oslo Barış Süreci’ni 25 yıl önce hayata geçiren ekibin üyelerinden biri olarak tanınıyor. Çin’in kendisine güven duyduğu, Güvenlik Konseyi’nin diğer üyelerinin atanmasından rahatsız olmayacağı söyleniyor. Genel Sekreter Antonio Guterres de tercihini Pedersen’den yana kullanmış.

Atamasının önündeki tek engel (Norveçli olması nedeniyle) Jan Egeland da yakında BM adına Suriye’deki insani yardımları koordine etme görevinden ayrılacakmış. Bir son dakika aksiliği çıkmazsa BM’in, daha doğrusu Güvenlik Konseyi’nin Suriye için belirlediği ve en açık ifadesini 2254 sayılı Güvenlik Konseyi kararında bulduğu yol haritasını hayata geçirmek sorumluluğunu Geir Pedersen üstlenecek.

***

Peki Pedersen kendisinden öncekilerin yapamadığını başarabilecek mi? Aslında Annan, Brahimi, hatta Mistura’nın dönemleriyle karşılaştırıldığında Suriye’de bir uzlaşmanın gerçekleşmesi, geçiş hükümetinin kurulup normalleşmeye doğru adım atılması çok daha kolay. Artık ne etkin IŞİD gücü var, ne de El Kaide türevlerinin barış sürecini akamete uğratabilecek potansiyeli.

Ayrıca Suriye savaşının tarihinde olmayan bir şey oldu. Türkiye’nin müdahalesi, Rusya ve İran’ın işbirliğiyle ateşkes gerçekleşti. Astana, Soçi derken İdlip’de barışın kapısını açacak, BM yol haritasının hayata geçmesini sağlayacak zemin oluştu. Üstelik taraflar bundan sonra güç kullanımıyla bir yere varamayacaklarını gördü. Suriye rejimi için de, muhalifler için de tek çözüm siyasi.

Ancak sorun ne yazık ki bu kadar basit değil, Pedersen’i çok ciddi bir meydan okuma bekliyor. O da Trump Yönetiminin Suriye politikası. Çünkü ABD Suriye’yi Rusya ama en çok da İran’la rekabet edebileceği alan olarak görüyor. Çözüm bu ülkeyi ve belki de bölgeyi Rusya ve İran’ın nüfus alanına terk etmek anlamına gelecek, Amerika PYD’ye yardım gerekçesiyle bulundurduğu gücünü orada tutmakta, meşrulaştırmakta zorlanacak.

Diğer yandan Kaşıkçı cinayetinin yarattığı sismik sarsıntının artçı şoklarının Suriye sorunu üstünde de etkili olma olasılığını göz ardı edemeyiz. ABD’nin kategorik İran karşıtlığı ve koşulsuz İsrail dostluğu aksına oturttuğu Suudi Arabistan’ın içinde yaşaması muhtemel değişim sadece Yemen’deki yıkımın durmasına ve Katar saplantısının aşılmasına değil, Suriye sorununun akışının değişmesine de yol açabilir.

***

Muhammed bin Selman iktidarının erozyonunu durdurmak artık güç. “Kaşıkçı gitti” ile başlayan resmi açıklamalar “itiş-kakış sırasında ölmüş”e geldi. Henüz “Öldüyse ölüsüne ne yaptınız?” sorusuna cevap yok. Ardından öldüğü değil öldürüldüğü kabul edilecek, kimin öldürdüğü ve emri kimin verdiği de belli olacak. Ok yaydan bir kez çıktı, tüm dengeler sarsıldı. Olayın üstünün kapatılması bundan sonra çok daha zor.

Türkiye’nin ısrarlı ve istikrarlı tutumu sorunun seyri kadar bölge dengelerini de etkiliyor. Ankara uzun süredir ilk defa yumuşak gücünü bu kadar etkin bir şekilde kullanıyor. Hem cinayetin üstünün örtülmemesini, hem de kendi siyasi önceliklerinin dikkate alınacağı bir zeminin oluşmasını sağlıyor. Dahası Batı basınındaki Türkiye algısı da pozitife döndü. Türkiye uyguladığı kamu diplomasisiyle Trump’ı bile hiç istemediği şeyleri söylemek zorunda bıraktı.

Suudi Arabistan’a toz kondurmayan, silah satamazsak Amerika ne yapar diye düşünen Trump iki hafta içinde ciddi yaptırımlardan söz etmeye başladı. Görünen o ki bulunacak ara formül Kraliyet yönetiminin daha ehil ellere terk edilmesi olacak. Bu da tüm bölge dengelerini, ABD’nin oyun kurma ve kurgulama kapasitesini geçici de olsa etkileyecek. Ve bana öyle geliyor ki bu sarsıntı hem Pedersen’in işini kolaylaştıracak, hem de Türkiye’nin…

.

Facebook Yorumları

Kod8
11.11.2018
Fabrika ayarlarına geri dönüş
7.11.2018
Yeni yaptırımlar, yeni sorunlar belki de yeni imkanlar
4.11.2018
Daha güçlü bir Türkiye’ye doğru
31.10.2018
Orta menzilli füzeler sorunu
29.10.2018
Göç...
24.10.2018
Cumhurbaşkanı’nın konuşması
22.10.2018
Mistura ayrılırken…
17.10.2018
Kaşıkçı sorununun muhtemel siyasi sonucu
14.10.2018
Kriz yönetimi başarısı
10.10.2018
Amerika ne yapacak?
7.10.2018
Nobel Barış Ödülü ve cinsel şiddet
3.10.2018
Çözüm umudu var mı?
30.9.2018
BM konuşmalarının satır araları
26.9.2018
Sivil kayıplar
23.9.2018
Tasarım ya da tasarımı sorgulama bienali…
19.9.2018
Soçi mutabakatının sonuçları
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8