Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

El Cezire’yi bitirecekler matmazel...


6.7.2017 - Bu Yazı 1312 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Medya, Irak işgalinin önemli cephelerinden biriydi. ABD, vatandaşlarını ve dünyayı Irak’ı özgürleştirdiğine inandırmak zorundaydı. Bu nedenle işgal destekçisi ünlüler sabahtan akşama Fox News gibi kanallarda sol alt köşede dalgalanan Amerikan bayrağı ve ‘Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu’ başlığı altında yorum yapmakta, canlı savaş yayını kesintisiz sürmekteydi.

George W. Bush’a göre sözlerinizi “tekrar ve tekrar ve de tekrar söylemeliydiniz ki kafalara iyice yerleşsin.” Tıpkı Irak’ta olmayan kitle imha silahlarının varlığına dünyayı inandırdıkları gibi, o günlerde savaşın gidişatıyla ilgili de yüzlerce yalan söylendi. Kuşkusuz ‘iliştirilmiş gazeteciliğin’ (embedded journalism) uygulama tarihi daha eski, ama en tartışmalı kullanımı Irak Savaşı’nda oldu. 800’e yakın gazeteci ve fotoğrafçı ABD ordusuna ‘iliştirilmiş’ olarak savaş bölgesinde götürüldü, zırhlı araçlar içinden gördüklerini, tam da Bush’un istediği gibi haberleştirdi. Böylece başta Amerikan kamuoyu olmak üzere kimse ABD’nin nasıl gitgide bataklığa saplandığını göremedi. Örneğin Kasım 2004’te Amerikan askerlerini takip eden medya, Felluce’nin ele geçirip ‘isyanın’ belinin kırılacağını iddia ediyordu; fotoğraflar, videolar, röportajlar gayet ikna ediciydi. Ama bu doğru değildi. ‘İsyancılar’, aynı günlerde Musul’u ele geçirmekteydi. Irak askeri Musul’dan kaçtı, 30 polis merkezi ele geçirildi ve 40 milyon dolar değerinde silah ele geçirildi. Musul’da olanlar ABD için büyük bir bozgundu ama ‘zafer’ ve ‘başarı’ haberi vermeleri için iliştirilmiş gazeteciler bunu haberleştirmediği için ABD’nin yaşadığı hezimet hiç yaşanmamış gibiydi.

Ama savaşın propaganda ve enformasyon cephesinde ABD’nin büyük bir sorunu vardı. Batılı olmayan bir medya network’ü, Katar’ın El Cezire’si tıpkı Afganistan’da olduğu gibi korkusuzca Irak’taki korkunç aldatmacaların peşindeydi. Durum o kadar ciddiydi ki, Bush ve Tony Blair’in telefon konuşmalarına konu oluyordu. Artık ne kadarı şaka ne kadarı ciddiydi bilinmez, sonrasında ortaya çıktığı üzere, Bush 2004’te El Cezire’yi bombalamaktan söz ediyordu, Blair’se onu ‘Yapma yapma’diye sakinleştirmeye çalışıyordu. Ama zaten Amerikan savaş uçakları çoktan El Cezire’yi vurmuştu. 2003’te network’ün Bağdat ofisi, binanın her cephesi ve çatısı sapsarı ‘Basın’ işaretleriyle örülüyken vuruldu, bir gazetecisi yaşamını yitirdi. 2001’de de kanalın Kabil’deki ofisi vurulmuştu.

Donald Rumsfeld’e göre, El Cezire’nin yayıncılığı ‘kötü niyetli, yanlış ve hoşgörülemez’di. Tabii ki de hoş görülemezdi, zira kanal Orta Doğu merkezli bir network olarak Batı medyasının tekelini kırıyor, her kesimden insana söz hakkı veriyor ve Arap sokağının vazgeçilmezi haline geliyordu. ‘Terör destekçisi” ilan edilen El Cezire, ancak İngilizce kanalının Londra ofisinin kapılarını eski BBC çalışanlarına açmak zorunda kaldığında kendine yönelik acımasız kampanyaları biraz olsun bastırabildi.

Sonra Arap Baharı başladı. 1996’da yayın hayatına başladığından beri çizgisini farklı tutan El Cezire Tunus’la başlayan halk ayaklanmalarını dünyaya canlı olarak yaydı. İngilizce kanalının yayını kapsamlı, profesyonel, çok boyutlu ve etkiliyken, Arapça kanalları bundan daha fazlasını yaptı. Arap kamuoyunu biçimlendirdi. Arap dünyasında asla ağza alınamayan konuları tartışmaya açtı, tabuları yıktı. O güne kadar krallardan, diktatörlerden başka kimsenin sözünü duymamış olan insanları ifade özgürlüğü, eşitlik, adalet, demokrasi gibi kavramlarla tanıştırdı. Ancak Arap halkının kalbini kazanırken Arap yöneticilerin de baş düşmanı haline geldi. İsrail’le gizli kapaklı işleri olanlar, El Cezire’yi siyonist olmakla, terörü finanse edenler terör propagandası yapmakla, kanlı katliamlara imza atanlar kaos çıkarmakla suçladı. Yayınları engellendi, ofisleri kapatıldı, saldırıya uğradı, çalışanları tehdit edildi, kara listelere kondu, tutuklandı.

Nitekim El Cezire, dört yıl önce gerçekleşen kanlı Mısır darbesi sonrası, binlerce darbe karşıtı insanın Mısır şehir meydanlarında öldürülüşünü dünyaya gösterdiği için Mübaşir kanalını kapatmak zorunda kaldı. Mısır’daki çalışanları uydurma suçlamalarla tutuklandı. Bazısı deport edildi, bazısı hapis cezasına çarptırıldı. Dünya onlar için ayağa kalkmadı.

O yüzden bugün Körfez ve Katar krizinin göbeğinde El Cezire’nin de yer alması şaşırtıcı değil. Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır’ın Katar ablukasını sonlandırmak için öne sürdüğü 13 şartın içinde El Cezire ve bağlantılı istasyonlarının kapatılması, aynı zamanda Arabi21, Rassd, El Arabi El Cedid (The New Arab) ve Middle East Eye da dahil olmak üzere Katar’ın kurduğu ya da finansman aktardığı tüm medya kuruluşlarının kapatılması başı çekiyor. ‘Özgür Dünya’nın liderlerinden bir tanesi de çıkıp ‘Medyanın sesini kısamazsınız, gazetecileri, televizyonları susturamazsınız,”demiyor.

Neden “Katar’a olanlardan bize ne?” diyemeyeceğimizin göstergesidir El Cezire’nin başına gelenler. El Cezire Batı’nın uluslararası medya hegemonyasını kırmayı başaran tek Orta Doğu network’ü, Arap dünyasında tüm baskılara rağmen susmayan bir ses, bağımsız kalmaya çalışan bir kimlik, bir iradedir. Katar, El Cezire demektir.

Dün bu yazıyı yazdığım saatlerde Körfez ülkeleri Katar’a verdikleri ek 48 saatlik mühletin dolmasının ardından Kahire’de bir araya geldi. Katar her ne kadar “dünyanın uluslararası hukuk çerçevesinde yönetildiğine ve büyük devletlerin küçüklere zorbalık yapamayacaklarına inandıklarını” söylese de, dünyanın böyle zamanlarda nasıl kör, sağır ve sessiz kaldığına çok kez şahit olduk. Göz göre göre yapamazlar denilen o kadar çok şey yapıldı ki, Körfez’in bundan sonraki adımı Katar’ın egemenliğine kast etmek mi olur, ablukayı sıkılaştırmak mı yoksa son darbeyi ertelemeyi sonraya ertelemek mi, tahmin yürütmek zor. Ama Körfez ülkelerinin El Cezire’den eninde sonunda kurtulmayı kafalarına koyduklarına emin olabilirsiniz. Uzun süredir zehirlemeye, sakat bırakmaya çalıştıkları kanala son darbeyi indirildiklerinde, onunla beraber alternatiflerini de alaşağı ettiklerinde, bundan sonra Orta Doğu’da ne olduğu sadece onların kadrajından görülecek. Ve medya cephesinde savaş kaybedilmiş olacak. Dünya için büyük kayıp olacak, yazık olacak.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
23.02.2020
Sürreel bir devrim: Gezi
11.02.2020
RAND Corporation raporu aslında ne diyor?
4.02.2020
Patlamaya hazır bomba: İdlib
5.01.2020
Kasım Süleymani’nin ölümü cini şişeden çıkarır mı?
29.12.2019
Montrö’yü delmeden, Boğaz’dan kaçan milyarları geri getirme yolu: Kanal İstanbul
8.12.2019
Ali Babacan’ın aklında ne var?
29.7.2018
Trump ve Pence için Papaz Brunson’ın önemi
22.7.2018
Dünyada faşizm yükseliyor, bölgede İsrail...
15.7.2018
15 Temmuz gecesi nerede, neler gördüm, ne yaşadım…
12.7.2018
Yeni sistemin ilk dönemi: İddialı bir vizyondan zorlu bir misyona...
5.7.2018
Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
1.7.2018
AB’nin yeni baş ağrısı İtalya
28.6.2018
24 Haziran seçimlerinin dikkat çekenleri
24.6.2018
24 Haziran’dan sonra Türkiye’yi neler bekliyor?
17.6.2018
‘El insaf’ dedirten aşırı yorumlar
3.6.2018
Yenilikten deliliğe: Görünür olmanın köleliği
31.5.2018
İtalya’nın 5 Yıldız Hareketi Avrupa’nın geleceği son nokta mı?
20.5.2018
Evangelistler, Siyonistler, Trump ve Kudüs
17.5.2018
Trump’ın sürreel barış anlayışı
14.5.2018
İngiltere’nin Brexit’le sınavı...
10.5.2018
Transatlantik saflarında yeni çatlak: İran
6.5.2018
Ufak tefek itibar suikastları...
3.5.2018
Meral Akşener’in 24 Haziran stratejisi ne?
29.4.2018
Çizgi dışı bir pazar yazısı...
26.4.2018
CHP ya değişecek ya da kaybolup gidecek
19.4.2018
Erken seçim kararındaki ‘belirsizlik’ ve ‘mecburiyet’ vurgusu
15.4.2018
Trump’ın “güzel ve yeni ve ‘akıllı’ füzeleri”!
12.4.2018
Trump dün “Suriye’den çıkacağım” diyordu, bugün savaşa girer mi?
9.4.2018
Eskişehir’de göz göre göre gelen katliam
3.4.2018
Oğulpınar hudut karakolunda akşamüstü…
1.4.2018
Trump gerçekten de ABD’yi Suriye’den çıkaracak mı?
29.3.2018
Afrin sonrası ABD ve Türkiye mutabakata varabilir mi?
25.3.2018
Bizi Rusya’yla savaşın eşiğine getirenler ABD’yle de getirir mi?
22.3.2018
‘Afrin kantonu’ tarihin çöplüğüne atıldı
19.3.2018
Güncelleyemediğimiz ‘kadına yönelik şiddet’ konusu...
15.3.2018
Rexit: Trump’a Tillerson’ı Kushner mi kovdurdu?
8.3.2018
DAEŞ’in ‘kadın köleleri’, PKK’nın ‘kadın savaşçıları’
4.3.2018
Mehmetçik ve Johnny arasındaki büyük fark...
1.3.2018
BMGK tasarısı Afrin’i kapsıyor ama Doğu Guta’yı kapsamıyormuş!
25.2.2018
Doğu Guta: Üzülme, ölünce hepsi geçecek
22.2.2018
Dünyanın gözlerini kaçırdığı son yer: Doğu Guta
18.2.2018
Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?
15.2.2018
Afrin, İdlib, Şam, Deyrezzor...
11.2.2018
CHP hangi ülkenin siyasi partisi?
8.2.2018
Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek
5.2.2018
ABD notları -3
1.2.2018
ABD notları -2
28.1.2018
ABD notları -1
25.1.2018
Cumhurbaşkanı’nın Afrin hamlesi
18.1.2018
Afrin’de Rusya’ya “ABD’ye diyorum ama sen anla” mesajı
4.1.2018
İran’a değil, İran’daki protestolara dış müdahale...
28.12.2017
Mağdur varmış, Mor Beyin mağduriyeti varmış...
24.12.2017
Trump, Kudüs çıkışı ve dünyanın kaderi
21.12.2017
Birleşik Arap Emirlikleri’nin karanlıkta kalan gerçek yüzü
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive