Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Milletteki metal yorgunluğu


27.7.2017 - Bu Yazı 1406 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ak Parti’ye yeniden üye ve genel başkan olması sonrası verdiği dikkat çekici mesajlardan biri de “metal yorgunluğu” teşhisiydi.

O böyle söyleyince haliyle metal yorgunluğu nedir, nasıl bir şeydir, sebepleri nelerdir, malum metal yorgunluğuna karşı ne yapılmalıdır, diye çokça yazıldı çizildi. Hakikaten de neydi tam olarak metal yorgunluğu?

Google’ı açıp sordum: Metal malzemenin dayanma gibi özelliklerini yitirmesine deniyormuş metal yorgunluğu. Çekme, basma, sürekli esneme, sürekli germe, sürekli baskıya ya da kimyasala maruz kalma, ani soğuma, ani ısınma, sürekli yük altında olma, sürekli yük altındayken aniden yüksüz bırakılma vs. gibi çok çeşitli nedenleri varmış. Metali oluşturan atomların, yani yapıtaşlarının arasındaki bağlarda oluşan gevşemenin ortaya çıkardığı yapısal bozuklukmuş daha teknik bir tabirle.

Örnek vermek gerekirse, bir teli sürekli olarak yukarı ve aşağı bükersek tel büküldüğü noktadan ısınıyor ve bir süre kopuyor ya, bu kopma olayı, metal yorgunluğunun son noktasıymış. Bu yine iyi, zira görünüşte metalin yıprandığını fark etmek çok zordur diyorlar. Bir köprü içten içe yıpranabilirmiş, siz onun dimdik ayakta durduğunu düşünürken bir gün durduk yere yıkılıverirmiş. İşte bu metal yorgunluğuna en doğru örnekmiş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ak Parti ile ilgili “metal yorgunluğu” teşhisini yaparken bu yorgunluğun nedenini, yani aşırı baskı altında olmaktan mı, aşırı çalışmaktan mı, aşırı yük altında kalmaktan mı kaynaklandığını söylemedi ama bu değerlendirmenin gecikmeden yapılması önemlidir. Nitekim bu yorgunluğu aşmak için tüm il, ilçe ve belde teşkilatlarını güncelleyeceklerini dile getirdi sayın Cumhurbaşkanı. Yani kırılma noktasına gelmiş metali yeni ve dinamik olanla değiştirecekti. Dilerim bu erken teşhisin ve onu müteakip yapılacak değişikliklerin vatana, millete, herkese faydası olur.

Bu metal yorgunluğunun nedenleri üzerine düşünürken bugünlerde, “Acaba Ak Parti kadroları dışında başka kim, kimler bu yorgunluktan muzdarip?” diye düşünürken buldum kendimi. Son 4-5 yılda yaşananlar, siyaset sahnesinde yaşanan krizler, ardı ardına gelen zorlu seçim dönemleri, iç ve dış tehditler başka kimleri etkilemiş, başka kimleri yormuştur? 2012 yılında yaşanan MİT krizi çok büyük bir olaydı, ama yıllar içinde öyle şeyler yaşadık, gördük ki, o olay devede kulak boyutuna geldi. 2013’ün Gezi olaylarını 17-25 Aralık, onu FETÖ’nün bitmek bilmez saldırıları, 2014’te her gün yeni bir tapenin sosyal medyaya sızması, HDP’sinden NYTimes’ına her gün yeni bir tehdit, derken 2015 yılında yükselişe geçen ve çok büyük yaralar açan terör saldırıları, Güneydoğu’daki hendek terörü, PKK savaşı Batı’ya taşımayı başarır mı endişesi ve en nihayetinde 15 Temmuz... Sadece bunlar da değil, bölgedeki kaos ve özellikle Suriye’de yaşanan iç savaş, Türkiye’ye sığınan üç milyonu aşkın mülteci, PKK tehdidinin yanına eklenen DEAŞ, ekonomik saldırılar, çıkarılmaya çalışılan etnik ve mezhep temelli çatışmalar, sadece Ak Parti’yi, hükümeti, devleti değil, hepimizi yordu, yıprattı.

Yani millette de bir metal yorgunluğuna benzer bir durum var. Ama yeni ve dinamik kadrolarla değiştirebileceğiniz, güncelleyebileceğiniz bir şey değil millet. 15 Temmuz’u yaşayıp, bir hafta sonu sokağa inip savaşıp, Pazartesi günü mesaiye gitmek, işbaşı yapmak, fazlasıyla onurlu ve kahramanca bir davranıştır, ama acaba ne kadar sağlıklıdır? Aile içi şiddetten cephede kahramanca savaşan askerlere, şiddete maruz kalan ya da şiddete şahit olmuş bireylerin geçirdikleri travma sonrası stres bozuklukları yaşadıkları, depresyon ve benzeri psikolojik rahatsızlıklara saplandıkları bilinen bir gerçek. 15 Temmuz gecesi hepimiz için bir travma değil miydi? Öncesinde ve sonrasında yaşadıklarımız o travmanın şiddetini artıran etkenler değil miydi? Yasımızı dahi tutamadık doğru dürüst, çünkü olan biten hız kesmeden devam ediyordu. 15 Temmuz tüylerimizi diken diken eden bir kahramanlık hikayesiydi, başında terör ve şiddet, sonunda ise zafer vardı; bu yüzden bayram gibi bir coşkuya bürüdük ruhunu ama birbirimize sarılarak doyasıya ağlayamadık.

Terörle mücadele, FETÖ davaları, 16 Nisan referandumu ve sistem değişikliği derken, bir yandan acılarımızı içimize atmaya bir yandan da mücadeleye devam ettik. Hala da devam eden bir belirsizlik hali, bunun getirdiği bir endişe yok mu hepimizde? Peki yeni bir 15 Temmuz daha yaşansa gözünü kırpmadan sokağa koşacak olanlarda bile hakim olan şu kolunu bile kaldırmaya mecali olmama durumu? Suriye’de yaşananlara bile artık sesimizi çıkaramıyoruz, Mescid-i Aksa için refleks gösterebilmemiz günler sürdü. Demek ki millet olarak biz de bir yorgunluk, dinamizm kaybı içindeyiz.

15 Temmuz’un ardından bir yılın geçmiş olması önemli bir eşiği aşmak anlamına geliyor. Şimdi çevremde o kadar çok insanın bir yıl içerisinde içine kapandığını, bunalım ve benzeri çeşitli stres sendromlarına girdiğini, terapi gibi profesyonel yardımlara başvurduğunu görüyorum ki. O kadar çok insanın “Çıkıp gideceğim ama memleketi bırakmak çok koyuyor” dediğini duyuyorum ki.

Tarihin büyük bir kırılmadan geçtiği dönemlerden birine modern zamanlarda şahit oluyoruz. Göstergeler işaret ediyor ki, bu bir süre daha böyle devam edecek. Mücadele sürecek, belki de sertleşecek, işler iyi gidermiş gibi görünecek, belki ardından kötüleşecek. Hava yumuşayacak zannediyoruz, belki ve yüksek ihtimalle sertleşecek. Her şey olup biterken biz yine burada olacağız, birlikte omuz omuza savaşacağız. Bu yüzden savunma sanayimize yatırımdan yönetim sistemimize pek çok reform yaparken, parti teşkilatlarından devlet kadrolarına ne olduğunu sıradan vatandaşın pek de anlamadığı değişikliklere imza atarken, biraz da ruh halimizle ilgili restorasyonlar için de çalışsak mı acaba? Biraz hafifler miyiz, sosyal sıkışmışlık hissi biraz sakinler mi? Ne dersiniz?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
23.02.2020
Sürreel bir devrim: Gezi
11.02.2020
RAND Corporation raporu aslında ne diyor?
4.02.2020
Patlamaya hazır bomba: İdlib
5.01.2020
Kasım Süleymani’nin ölümü cini şişeden çıkarır mı?
29.12.2019
Montrö’yü delmeden, Boğaz’dan kaçan milyarları geri getirme yolu: Kanal İstanbul
8.12.2019
Ali Babacan’ın aklında ne var?
29.7.2018
Trump ve Pence için Papaz Brunson’ın önemi
22.7.2018
Dünyada faşizm yükseliyor, bölgede İsrail...
15.7.2018
15 Temmuz gecesi nerede, neler gördüm, ne yaşadım…
12.7.2018
Yeni sistemin ilk dönemi: İddialı bir vizyondan zorlu bir misyona...
5.7.2018
Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
1.7.2018
AB’nin yeni baş ağrısı İtalya
28.6.2018
24 Haziran seçimlerinin dikkat çekenleri
24.6.2018
24 Haziran’dan sonra Türkiye’yi neler bekliyor?
17.6.2018
‘El insaf’ dedirten aşırı yorumlar
3.6.2018
Yenilikten deliliğe: Görünür olmanın köleliği
31.5.2018
İtalya’nın 5 Yıldız Hareketi Avrupa’nın geleceği son nokta mı?
20.5.2018
Evangelistler, Siyonistler, Trump ve Kudüs
17.5.2018
Trump’ın sürreel barış anlayışı
14.5.2018
İngiltere’nin Brexit’le sınavı...
10.5.2018
Transatlantik saflarında yeni çatlak: İran
6.5.2018
Ufak tefek itibar suikastları...
3.5.2018
Meral Akşener’in 24 Haziran stratejisi ne?
29.4.2018
Çizgi dışı bir pazar yazısı...
26.4.2018
CHP ya değişecek ya da kaybolup gidecek
19.4.2018
Erken seçim kararındaki ‘belirsizlik’ ve ‘mecburiyet’ vurgusu
15.4.2018
Trump’ın “güzel ve yeni ve ‘akıllı’ füzeleri”!
12.4.2018
Trump dün “Suriye’den çıkacağım” diyordu, bugün savaşa girer mi?
9.4.2018
Eskişehir’de göz göre göre gelen katliam
3.4.2018
Oğulpınar hudut karakolunda akşamüstü…
1.4.2018
Trump gerçekten de ABD’yi Suriye’den çıkaracak mı?
29.3.2018
Afrin sonrası ABD ve Türkiye mutabakata varabilir mi?
25.3.2018
Bizi Rusya’yla savaşın eşiğine getirenler ABD’yle de getirir mi?
22.3.2018
‘Afrin kantonu’ tarihin çöplüğüne atıldı
19.3.2018
Güncelleyemediğimiz ‘kadına yönelik şiddet’ konusu...
15.3.2018
Rexit: Trump’a Tillerson’ı Kushner mi kovdurdu?
8.3.2018
DAEŞ’in ‘kadın köleleri’, PKK’nın ‘kadın savaşçıları’
4.3.2018
Mehmetçik ve Johnny arasındaki büyük fark...
1.3.2018
BMGK tasarısı Afrin’i kapsıyor ama Doğu Guta’yı kapsamıyormuş!
25.2.2018
Doğu Guta: Üzülme, ölünce hepsi geçecek
22.2.2018
Dünyanın gözlerini kaçırdığı son yer: Doğu Guta
18.2.2018
Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?
15.2.2018
Afrin, İdlib, Şam, Deyrezzor...
11.2.2018
CHP hangi ülkenin siyasi partisi?
8.2.2018
Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek
5.2.2018
ABD notları -3
1.2.2018
ABD notları -2
28.1.2018
ABD notları -1
25.1.2018
Cumhurbaşkanı’nın Afrin hamlesi
18.1.2018
Afrin’de Rusya’ya “ABD’ye diyorum ama sen anla” mesajı
4.1.2018
İran’a değil, İran’daki protestolara dış müdahale...
28.12.2017
Mağdur varmış, Mor Beyin mağduriyeti varmış...
24.12.2017
Trump, Kudüs çıkışı ve dünyanın kaderi
21.12.2017
Birleşik Arap Emirlikleri’nin karanlıkta kalan gerçek yüzü
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive