Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?


10.8.2017 - Bu Yazı 1449 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Gülfidan Sepil… 35 yaşında, 5 çocuk annesi… 17 yıl önce görücü usulü dini nikahla evlendirildiği eşinden vücuduna elektrik verilmesi de dahil türlü işkenceler görmüş. Gördüğü işkenceler sonucu 11 parmağı kesilmek zorunda kalmış. Aylarca bir odada bağlı tutulmuş eşi tarafından. Evliliğinin ilk yıllarından itibaren gördüğü şiddeti kimseye anlatamamış, ailesiyle görüştürülmemiş, ölümle, başkalarının ölümüyle tehdit edilmiş.

Bu olayın medyaya yansıması çok yeni... Ama maalesef Türk kamuoyundan hak ettiği ilgiyi bulmadı.

Şu ise geçen yıldan bir haber: 12 yaşındaki kız çocuğu A.Ş.’ye babası, amcası ve abisi 7 yaşından beri ettiği tecavüz... A.Ş.’nin davranışlarından şüphelenen öğretmenlerinin kız çocuğuyla yaptıkları özel görüşmeler sonrası ortaya çıkan rezalet ve trajedi, 38 yaşındaki bir babanın, 24 yaşındaki bir amcanın ve 16 yaşındaki bir ağabeyin küçücük bir kız çocuğuna nasıl zulmedebildiklerini açığa çıkarmıştı. Öğretmenin jandarmaya ihbarı sonrası baba, amca ve ağabey önce göz altına alınmış, ardından nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanmış ve yapılan sağlık kontrollerinde kız çocuğunun hamile olduğu, bebeğin babasınınsa kızın babası olduğu anlaşılmıştı.

Bu iki örneğin kayda geçmiş yüzlerce, binlerce benzeri var. Okurken bile yüreğinizi dağlayan, bir kısmının sonu maalesef ölümle bitmiş çok sayıda kadın hikayesi... Ve yine maalesef, sadece Türkiye’ye özel, buraya has değil hiçbiri...

Keaira Damron-Stine bugün 26 yaşında, Amherst’te yaşıyor. Dört çocuğu var ama boşanmak istiyor. Çünkü çocukluğundan kalan travmalarla hala baş edemiyor, insanların kendisine sarılmasına bile dayanamıyor. 11 yaşındayken yaşadığı Wisconsin’de öz babası tarafından üvey annesi evde yokken nasıl sıkıştırıldığını, nasıl bodrumda tecavüze uğradığını, kameraya kaydedildiğini ve yaşadıklarını kimseye söylememesi için babası tarafından ölümle bile tehdit edilmiş. Yıllarca süren tecavüz, tehdit ve suskunluk, ancak babası ve üvey annesi boşanmaya karar verince ortaya çıkmış, durum önce polise ardından mahkemeye intikal etmiş. Çünkü Keaira ölümü ‘o adam’la aynı evde tek başına kalma düşüncesine tercih etmiş.

Keaira’nın hikayesi eski olabilir ama o bugün sadece Wisconsin’de binlerce cinsel ve fiziksel şiddet mağduru çocuk, on binlerce kadın için konuşuyor. 2011-2015 yılları arasında Wisconsin’deki çocuk koruma servisleri 6100 adet çocuklara karşı cinsel şiddet vakası tespit etmiş. Günlük ortalama üç. Bunların sadece kayıtlı, cinsel şiddet içeren ve çocuklara yönelik şiddet vakaları olduğunu, üstelik sadece ABD’deki Wisconsin’de yaşandığını düşünürseniz erkeklerin kadınlara ve çocuklara yönelttiği şiddetin küresel boyutta ne kadar büyük bir tehdit olduğunu belki hesap edebilirsiniz.

Kızına Layla’ya 20 yıl boyunca tecavüz eden İngiltere, Notthinghamlı baba Raymond Prescott vakası ya da Hindistan’da adı açıklanmayan 37 yaşındaki bir babanın kızına 600 kere tecavüz ettiğinin ortaya çıkmasıysa sadece geçen haftanın olayları...

Devasa bir yığının içinden gelişigüzel seçtiğim bu örnekleri sırf Türkiye üzerinden verilen örnekleri alıp “Müslümanlar, din, AK Parti...” paketleri içine koyup etiketleyecek sekülerlerin şerrine ve daha da önemlisi yanlış yönlendirmesine engel olmak için verdim. Erkek eliyle kadına ve çocuğa yönlendirilen şiddetin boyutları küresel manada o kadar büyük ki, ne din ne eğitim dinliyor, ne yaşa ne de başa bakıyor.

Türkiye’de seküler taraf ortaya çıkan kadına ve çocuğa şiddet içerikli her vakayı siyasileştirmek için kullandıkça muhafazakar kesimin kadınları, din temelli bu çarpıtmaları düzelteyim diyor ve sonuçta esas mesele asla konuşulamıyor. Peki bu kimin işine geliyor dersiniz? Tabi ki muhafazakar ya da seküler ayırt etmeksizin erkeklerin... Sayıları istatistik çıtalarını zorlayan kadına ve çocuğa karşı cinsel ve fiziksel şiddet vakalarının hemen hepsi erkekler tarafından ‘münferit’ birer vaka olarak ele alınıyor; birkaç kuru eleştiriyle, o da eğer toplumda infiale sebep olduysa adet yerini bulsun diye geçiştiriliyor ve işin içinden hızla çıkılıyor.

Oysa yüzyıllardır süren büyük, devasa bir meseleden bahsediyoruz; neredeyse insanlık kadar eski bir sorundan... Kadının insan olduğu, bir birey olduğu düşüncesinin kabul görmesi dahi medeniyet tarihine kıyasla kısacık bir geçmişe dayanıyor. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir vahşet çağı ve coğrafyasına gelen İslam dini zamanının moderniyken, herkes ve özellikle de kadınlar, çocuklar ve köleler için hakkı ve adaleti vurgularken, bugün Müslüman erkeklerin kadınlara karşı aldığı cephede dikkat çeken çıkışlar, tam da bu nedenle konuşulmayı hak ediyor. Malum son dönemde kadının çalışmasından evlilik yaşına, ‘ümmetin başındaki en büyük bela’ olmasından, had bilmemesine ve toplumsal ahlaki çöküşün yegane müsebbibi olmasına kadını genel ve açık bir hedef yapan pek çok eleştiri görüyoruz sıkça bir kısım din alimi tarafından. Erkeklerin elini kana buladığı sayısız ve sınırsız vaka münferitken, kadınların toplu olarak günah keçisi ilan edildiği yorumlara her gün yenileri ekleniyor; örneğin Hadis-i Şeriflerden yola çıkarak kadınların yönettiği toplumların huzura kavuşamayacağı söylenebiliyor. Uzayda yaşasanız sanırsınız bugünün dünyasını kadınlar yönetiyor; Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı, Afganistan’ı vs. bu hale kadınlar getirmiş ve tespit yerine oturuyor. Bununla da kalınmıyor, sigara gibi genel olarak sağlığa zararlı bir ürün üzerinden kadınlara ahlak sınıflaması yapılıyor. “Ne var canım bunda,” diyebilirsiniz. Ama bu üstten bakış, ‘alim’ olarak görülen kişilerce empoze edildikçe çevresindeki kadınlara ‘problem’ olarak bakanların sayısı gitgide artmıyor mu sanıyorsunuz?

Geçen hafta aldığım bir mailde bir anne, oğlunun gidip gelip kendisine son dönemde “Sen benim kemiğimden yaratıldın,” diyerek bir hizmetçi gibi davrandığını anlatıyor. Onu dokuz ay boyunca karnında taşıyıp dünyaya getiren anasına, kendini neredeyse Hz. Adem’in (a.s.) yerine koyarak zulmeden bir genç adamın sorunlu düşünce yapısını da münferit mi kabul edeceğiz, yoksa onu etkileyen vaizlere de bir çift laf edecek miyiz?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
23.02.2020
Sürreel bir devrim: Gezi
11.02.2020
RAND Corporation raporu aslında ne diyor?
4.02.2020
Patlamaya hazır bomba: İdlib
5.01.2020
Kasım Süleymani’nin ölümü cini şişeden çıkarır mı?
29.12.2019
Montrö’yü delmeden, Boğaz’dan kaçan milyarları geri getirme yolu: Kanal İstanbul
8.12.2019
Ali Babacan’ın aklında ne var?
29.7.2018
Trump ve Pence için Papaz Brunson’ın önemi
22.7.2018
Dünyada faşizm yükseliyor, bölgede İsrail...
15.7.2018
15 Temmuz gecesi nerede, neler gördüm, ne yaşadım…
12.7.2018
Yeni sistemin ilk dönemi: İddialı bir vizyondan zorlu bir misyona...
5.7.2018
Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
1.7.2018
AB’nin yeni baş ağrısı İtalya
28.6.2018
24 Haziran seçimlerinin dikkat çekenleri
24.6.2018
24 Haziran’dan sonra Türkiye’yi neler bekliyor?
17.6.2018
‘El insaf’ dedirten aşırı yorumlar
3.6.2018
Yenilikten deliliğe: Görünür olmanın köleliği
31.5.2018
İtalya’nın 5 Yıldız Hareketi Avrupa’nın geleceği son nokta mı?
20.5.2018
Evangelistler, Siyonistler, Trump ve Kudüs
17.5.2018
Trump’ın sürreel barış anlayışı
14.5.2018
İngiltere’nin Brexit’le sınavı...
10.5.2018
Transatlantik saflarında yeni çatlak: İran
6.5.2018
Ufak tefek itibar suikastları...
3.5.2018
Meral Akşener’in 24 Haziran stratejisi ne?
29.4.2018
Çizgi dışı bir pazar yazısı...
26.4.2018
CHP ya değişecek ya da kaybolup gidecek
19.4.2018
Erken seçim kararındaki ‘belirsizlik’ ve ‘mecburiyet’ vurgusu
15.4.2018
Trump’ın “güzel ve yeni ve ‘akıllı’ füzeleri”!
12.4.2018
Trump dün “Suriye’den çıkacağım” diyordu, bugün savaşa girer mi?
9.4.2018
Eskişehir’de göz göre göre gelen katliam
3.4.2018
Oğulpınar hudut karakolunda akşamüstü…
1.4.2018
Trump gerçekten de ABD’yi Suriye’den çıkaracak mı?
29.3.2018
Afrin sonrası ABD ve Türkiye mutabakata varabilir mi?
25.3.2018
Bizi Rusya’yla savaşın eşiğine getirenler ABD’yle de getirir mi?
22.3.2018
‘Afrin kantonu’ tarihin çöplüğüne atıldı
19.3.2018
Güncelleyemediğimiz ‘kadına yönelik şiddet’ konusu...
15.3.2018
Rexit: Trump’a Tillerson’ı Kushner mi kovdurdu?
8.3.2018
DAEŞ’in ‘kadın köleleri’, PKK’nın ‘kadın savaşçıları’
4.3.2018
Mehmetçik ve Johnny arasındaki büyük fark...
1.3.2018
BMGK tasarısı Afrin’i kapsıyor ama Doğu Guta’yı kapsamıyormuş!
25.2.2018
Doğu Guta: Üzülme, ölünce hepsi geçecek
22.2.2018
Dünyanın gözlerini kaçırdığı son yer: Doğu Guta
18.2.2018
Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?
15.2.2018
Afrin, İdlib, Şam, Deyrezzor...
11.2.2018
CHP hangi ülkenin siyasi partisi?
8.2.2018
Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek
5.2.2018
ABD notları -3
1.2.2018
ABD notları -2
28.1.2018
ABD notları -1
25.1.2018
Cumhurbaşkanı’nın Afrin hamlesi
18.1.2018
Afrin’de Rusya’ya “ABD’ye diyorum ama sen anla” mesajı
4.1.2018
İran’a değil, İran’daki protestolara dış müdahale...
28.12.2017
Mağdur varmış, Mor Beyin mağduriyeti varmış...
24.12.2017
Trump, Kudüs çıkışı ve dünyanın kaderi
21.12.2017
Birleşik Arap Emirlikleri’nin karanlıkta kalan gerçek yüzü
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive