Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...


14.9.2017 - Bu Yazı 1265 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Neredeyse bir hafta oldu. İdlib şehir merkezinden çıkarken Ebu Abdullah’ın söyledikleri hala kulaklarımda çınlıyor.

Yarını umutsuz ve gergin bir sessizlikle bekleyen şehri arkamızda bırakırken şöyle sormuştum Ebu Abdullah’a: “Türkiye’ye, Türk Hükümeti’ne tek bir şey söyleyebilecek olsan ne söylerdin?”

O da cevap vermişti: “Hama kırmızı çizgimiz dediniz... Düştü. Halep kırmızı çizgimiz dediniz... Düştü. İdlib için hiçbir şey demeyin.”

Kendi halkına silah sıkamadığı için Suriye rejimindeki polislik görevinden ayrılan, Humus’ta katliamlar dayanılamayacak boyuta geldiğinde direnişe katılan, ülkesini terk etmeyi, başka ülkelerde mülteci olmayı asla düşünmeyen, ama sırf bu yüzden bugün itibarıyla ne kendisi ne ailesi için bir gelecek hayali kurabilen, yarını düşünmeye başladığında önünde dipsiz bir karanlıktan başka bir şey belirmeyen bir adamın bu sözleri karşısında yüreğimde beliren sızı bir türlü geçmiyor.

Aslında uzun süredir kalbimde hissettiğim sızıya derman ararken eninde sonunda kendimi bir kez daha İdlib’te bulmuştum. Uzaklara kaçmıştım, olmamıştı; başka şeylerle uğraşmıştım, yine olmamıştı. “Derdime derman belki de derdim olan yerdedir,” diyerek yola koyulmuştum. İdlib’de o yaraları bir kez daha kanattım, kabuk bağlayan yerlerini kaşıyıp koparttım.

Doğruya doğru... Halep düştüğünden beri kalbimde kapanmayan bir yara var. Sadece benim değil, çoğumuzun boğazımızda düğümlenen koca bir acı, içimize akıttığımız oluk oluk göz yaşı var. Yıllardır Suriye ile dertlenen hemen herkeste belki henüz kendine bile itiraf edemediği, teşhisini koyamadığı, ama yüreğini sıktıkça sıkan, kapanacağına daha da açılan bir Halep yarası, Halep travması var.

Halep düştüğünde Şam sokaklarında şenlikler yapıldı, İran’da baklavalar dağıtıldı; ama biz yasımızı bile tutamadık, birbirimize sarılıp ağlayamadık.

Evet, insanlar katar katar Halep’ten çıkarılırken, yangından can kaçırılırken ‘Suriye davası’na gönül veren 81 ilden binlerce insan sessiz sedasız ‘Halep Konvoyu’na katılmak için yola çıkmıştı. Korkunç bir illete tutulan sevgilinin elim kaybından sonra yerine getirilen son görev gibiydi konvoyun ilerleyişi. İnsanlar adı konmamış bir cenazeye gider gibi Cilvegözü sınır kapısına ulaşmış ve sonra herkes evlerine geri dönmüştü.

O gün bugündür Suriye’yi daha az anmamızın nedeni bu... Halep gözlerimizin önünde düştü. Hiçbir şey yapamadık. O kadar çok şey söyledik Halep için; ecdadın adını vererek, tarihten açıklama getirerek, benliğimizde hissettiğimiz bağı, en cahilimizde bile olan sezgiyi kelimelere dökmeye çalışarak anlatmaya çalıştık Halep’in Türkiye için ne anlama geldiğini, iddia ortaya koyduk, derdimiz, davamız olduğunu söyledik ama düşüşüne engel olamadık. Deniz Baykal bile “Halep Rusya’nın, Esad’ın himayesine, Şii kuşatmasına teslim edilemez. Tarihi kimliği değiştirecek bir süreç yaşanırken ‘durun’, ‘bekleyin’ denemez,” demişti. Ama Halep biz tarihin değişimini izlerken gözlerimizin önünde kaydı gitti. Sadece Halep değil, Musul da böyle gitti. Türkiye’nin masada da sahada da olması gerektiğini gür bir sesle söyledik, buna İran’ın, Esad’ın ajanları, FETÖcüler, PKKlılar dışında aramızda karşı çıkan kimse de yoktu. Gerilere döndük, tarihin yapraklarını karıştırdık, Lozan’a kadar gittik. Fakat, Musul da sesi buralara ulaşmayan korkunç bir kıyımla gözlerimizin önünde yok olup gitti.

Acı ama kendimize yüksek sesle itiraf edemediğimiz yalın gerçek şu: Halep ve Musul gibi iki Sünni kenti artık Sünnilerin değil. Irak ve Suriye’de Sünniler daracık bir alana hapsedilirken bizim dert edindiğimiz, davamızla özdeşleştirdiğimiz şehirler avuçlarımızdan uçtu, gitti.

Hani yazılarımda sık sık “Ak Parti’nin davası tam olarak ne?” diye soruyorum, o yazıların içinden cımbızlanan cümleler yüzünden Sözcü gibi gazetelere manşet oluyorum, ardından da ‘Reisçilik’ maskesi altında neyi savunduğunu anlamadığımız zevatın açık hedefi oluyorum ya; işte o dava dediğimiz şey, Türkiye’nin bekasıyla iç içe geçmiş o mesele, Halep ve Musul kaybedilince kabul etsek de etmesek de yetim kaldı, öksüz kaldı. Bu yeni nesil savaşta iki büyük kale düşünce, tıpkı yüreklerimiz gibi ‘davamızın’ ortasında da nasıl dolduracağımızı bilemediğimiz kanayan kocaman bir boşluk açıldı.

Menbiç’ti, Tel Afer’di, Rakka’ydı, Deyrezzur’du... Bugün DAEŞ’le mücadele adı altında korkunç bir yağma devam ederken son kale dediğimiz Türkiye’nin kapılarında, biz biraz çaresizlikten biraz kapana kısıldığımızdan ‘Kızıl Elma’mızı Arakan kadar uzaklara taşıdık.

Ebu Abdullah tüm umutlarını kaybetmiş olsa da bazılarımızın bugün hala ısrarla İdlib’i sormamızın, konuşmamızın nedeni, “Türkiye ne yapacak?” diye sormamızın sebebi, “Dava neydi?” sorusundan bağımsız, ‘beka meselesi’ dediğimiz şeyin devam ettiği gerçeğinden ayrı değil.

Kuzey Irak’ta gerçekleştirilecek referandum da, Kerkük meselesi de ve Sünnilerin silinip gittiği Irak’ı Şii ve Kürtler arasında yeniden bir iç savaşa sürükleyecek son gelişmeler de en az İdlib kadar önemli. İdlib veKerkük kaybedilirse bölgeyi yeniden kasıp kavuracak bir savaşın en önce Türkiye’yi vurması işten bile değil. Bu sıkıntılı Eylül ayı çok şeye gebe şüphesiz, lakin Kerkük ve İdlib’i Musul’un ve Halep’in kaderine terk edersek siz deyin iki yıl ben diyeyim bir yıl, ama bir gün gelecek, bu günleri hatırlayacak ve “Onlar yine iyi günlerimizmiş,” diyeceğiz.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
23.02.2020
Sürreel bir devrim: Gezi
11.02.2020
RAND Corporation raporu aslında ne diyor?
4.02.2020
Patlamaya hazır bomba: İdlib
5.01.2020
Kasım Süleymani’nin ölümü cini şişeden çıkarır mı?
29.12.2019
Montrö’yü delmeden, Boğaz’dan kaçan milyarları geri getirme yolu: Kanal İstanbul
8.12.2019
Ali Babacan’ın aklında ne var?
29.7.2018
Trump ve Pence için Papaz Brunson’ın önemi
22.7.2018
Dünyada faşizm yükseliyor, bölgede İsrail...
15.7.2018
15 Temmuz gecesi nerede, neler gördüm, ne yaşadım…
12.7.2018
Yeni sistemin ilk dönemi: İddialı bir vizyondan zorlu bir misyona...
5.7.2018
Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
1.7.2018
AB’nin yeni baş ağrısı İtalya
28.6.2018
24 Haziran seçimlerinin dikkat çekenleri
24.6.2018
24 Haziran’dan sonra Türkiye’yi neler bekliyor?
17.6.2018
‘El insaf’ dedirten aşırı yorumlar
3.6.2018
Yenilikten deliliğe: Görünür olmanın köleliği
31.5.2018
İtalya’nın 5 Yıldız Hareketi Avrupa’nın geleceği son nokta mı?
20.5.2018
Evangelistler, Siyonistler, Trump ve Kudüs
17.5.2018
Trump’ın sürreel barış anlayışı
14.5.2018
İngiltere’nin Brexit’le sınavı...
10.5.2018
Transatlantik saflarında yeni çatlak: İran
6.5.2018
Ufak tefek itibar suikastları...
3.5.2018
Meral Akşener’in 24 Haziran stratejisi ne?
29.4.2018
Çizgi dışı bir pazar yazısı...
26.4.2018
CHP ya değişecek ya da kaybolup gidecek
19.4.2018
Erken seçim kararındaki ‘belirsizlik’ ve ‘mecburiyet’ vurgusu
15.4.2018
Trump’ın “güzel ve yeni ve ‘akıllı’ füzeleri”!
12.4.2018
Trump dün “Suriye’den çıkacağım” diyordu, bugün savaşa girer mi?
9.4.2018
Eskişehir’de göz göre göre gelen katliam
3.4.2018
Oğulpınar hudut karakolunda akşamüstü…
1.4.2018
Trump gerçekten de ABD’yi Suriye’den çıkaracak mı?
29.3.2018
Afrin sonrası ABD ve Türkiye mutabakata varabilir mi?
25.3.2018
Bizi Rusya’yla savaşın eşiğine getirenler ABD’yle de getirir mi?
22.3.2018
‘Afrin kantonu’ tarihin çöplüğüne atıldı
19.3.2018
Güncelleyemediğimiz ‘kadına yönelik şiddet’ konusu...
15.3.2018
Rexit: Trump’a Tillerson’ı Kushner mi kovdurdu?
8.3.2018
DAEŞ’in ‘kadın köleleri’, PKK’nın ‘kadın savaşçıları’
4.3.2018
Mehmetçik ve Johnny arasındaki büyük fark...
1.3.2018
BMGK tasarısı Afrin’i kapsıyor ama Doğu Guta’yı kapsamıyormuş!
25.2.2018
Doğu Guta: Üzülme, ölünce hepsi geçecek
22.2.2018
Dünyanın gözlerini kaçırdığı son yer: Doğu Guta
18.2.2018
Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?
15.2.2018
Afrin, İdlib, Şam, Deyrezzor...
11.2.2018
CHP hangi ülkenin siyasi partisi?
8.2.2018
Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek
5.2.2018
ABD notları -3
1.2.2018
ABD notları -2
28.1.2018
ABD notları -1
25.1.2018
Cumhurbaşkanı’nın Afrin hamlesi
18.1.2018
Afrin’de Rusya’ya “ABD’ye diyorum ama sen anla” mesajı
4.1.2018
İran’a değil, İran’daki protestolara dış müdahale...
28.12.2017
Mağdur varmış, Mor Beyin mağduriyeti varmış...
24.12.2017
Trump, Kudüs çıkışı ve dünyanın kaderi
21.12.2017
Birleşik Arap Emirlikleri’nin karanlıkta kalan gerçek yüzü
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive