Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı


17.9.2017 - Bu Yazı 1084 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Garantör ve gözlemci ülkelerin katılımıyla bu hafta 6.’sı düzenlenen Astana görüşmesine kadar herkeste gergin bir bekleyiş vardı. Ana gündemi İdlib’de çatışmasızlık sürecinin başlatılması olan toplantı öncesi, İdlib şehir merkezi ve çevresinde muhalifler arasında çıkan çatışmalar sonrası Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) grubunun kontrolü ele geçirmesi nedeniyle sadece Türkiye’de değil, geçtiğimiz günlerde gittiğim bölgede de endişeli bir ruh hali hakimdi.

Her ne kadar geçen yıl El Kaide’den ayrıldığını açıklasa da kendisine farklı gözle bakılması imkansız görünen El Nusra’nın domine ettiği HTŞ varlığı, ABD tarafından İdlib’e müdahale sebebi olarak birkaç kez zikredilince, Türk kamuoyu bu tavrı ABD’nin PKK/PYD’yi bu alana sokma planı olarak gördü. İdlib bölgesinde yaşayanlarda ise bu korkunun yanısıra, Halep ve benzeri bölgelerde yaşananlar gibi bir senaryonun, yani Rusya ve İran’ın desteğiyle rejimin bölgeyi bombalayacağı bir akıbetin kendilerini bekliyor olabileceği endişesi vardı.

Bu ruh hali Suriye’de süregelen trajedi ve Türkiye’ye yansımaları nedeniyle doğaldı. Ancak bu tedirginliği artıran biri Suriyeliler, ikincisi Türkiye açısından iki temel sebep vardı. Birincisi muhalif grupların parçalanmış hali... Halihazırda Suriye halkı da muhalif grupların birbirleri arasında çatışmasından bezmiş; rejimin geri dönmesine neden olan etkenlerden biri olarak bunu görüyor. İkincisiyse, Türk medyasında Suriye’yi tek kadrajdan görenlerin kasıtlı/kasıtsız paylaşımlarının ciddi dezenformasyona yol açıyor olması. Bu iki neden her şeyden önemlisi çatışmaları kaydadeğer biçimde azaltan Astana sürecinin değerini ve oynadığı rolü düşürüyor.

Örneğin, İdlib’deki çatışmalarda şehrin hızla HTŞ’ye geçmesi, Nusra’nın en güçlü muhalif grup olduğu algısını güçlendirmişti. Oysa İdlib’i dolaşırken hemen fark edebiliyorsunuz: Başka bölgelerden gelenlerle dolup taşmış İdlib’de büyük bir çatışma yaşansa sivil can kaybı korkunç boyutlara ulaşırdı. Oradayken bu çatışmalara dair sorduğum ilk soru bu nedenle, “Ahrar’eş Şam çekilmeyi seçti, değil mi?” oldu. Dahası Nusra’nın en güçlü muhalif grup olduğu miti, özellikle Türkiye’nin “İdlib’i terk et” baskıları sonrası yapının yaşanan iç kavgayla çözülmeye başlamasıyla çökmeye başladı. Bu da muhalif grupların aslında zayıf olduğu, güçlerini Nusra’dan aldıkları okumasının yanlış olduğu kanaatini güçlendirdi.

Öte yandan, PKK’nın ABD’den aldığı destekle büyüdüğü ortamda, önce DAEŞ sonra Nusra nedeniyle Suriye’ye dışarıdan müdahale edilmesi ve muhalif grupların bekleneni verememesi, bu savaşın kazananının Esad olduğu fikrinin Türkiye’de de giderek daha fazla zikredilmesi. ÖSO, ABD başta olmak üzere ‘Suriye’nin dostları’ grubundaki ülkelerin farklı yönlere çekiştirmesi sonucu zayıfladı. ABD ‘sakalsız muhalif’ arayışına girerken, diğer ülkeler kendilerine yakın buldukları grupları desteklemeye başlayınca muhalifler iyice parçalandı, rekabete girdi. Suriye muhaberatı, bu gruplara sızarak fitneyi körükledi. Yıllarca ağır baskı altında yaşamış Suriyeliler, bırakın devrim yapmayı, protesto tecrübesine dahi sahip değilken, haklı direnişleri yüzünden sorgulanır oldu. Hapishanelerden en başta  El Kaide tutuklularını salan Esad, aşırıcılığı körükledi. Rejim aynı zamanda evvelde Kürtlere kimlik dahi vermediği halde kuzeyde PKK’ya ilk alan açandı. İran destekli milisleri ve Hizbullah’ı ülkeye davet ederek yabancı savaşçı olgusunu da o başlattı. Direnişçiler “Esad dışarıdan yardım alıyorsa biz de almalıyız,” diyerek kendilerine katılan yabancıları sıcak karşıladı. Ama onların getirdiği aşırılık, dağdan gelenin bağdakini kovmasına yol açtı ve muhalifler zayıfladıkça zayıfladı. Buna rağmen, Suriye’de muhalifler çok can kaybetse de çok önemli bir şey kazandı. Esad rejimine başkaldırdılar ve artık muhaliflerin de Suriye’de söz hakkı var. Muhaberat rejimi, bundan sonraki nesillerin beyinlerini kontrol edemeyecek, onları korkuyla bastıramayacak. Suriye’de yaşanan trajedinin ‘devrim’ diye anılabilecek bir tarafı varsa işte o buydu ve başarılı oldu. Tam da bu nedenle Esad bugün kalıcı gibi gözükse de aslında bu uzun sürmeyecek. Suriye’nin gelecek nesilleri, en azından yaşadıkları travma sonrası yalnız bırakılmayıp rehabilite edilirlerse radikalleşme tehdidinden de kurtulup gelecekte çok önemli bir rol oynayacak.

Bu yüzden Astana’da Türkiye’nin titiz şekilde yürüttüğü sürece hak ettiği değeri vermek gerekiyor. Yalnız İdlib’de mutabakata varılması değil, Dera, Kuneytra, Rastan ve Talbise ile Doğu Guta’da da çatışmasızlığın devreye girmesi çok önemli. Daha önemlisi İdlib, Lazkiye, Hama ve Halep bölgelerinde devriye gezecek gruplara Türkiye de gözlemci gönderecek, yani Suriye’nin diğer bölgelerinde de çatışmasızlık sürecini takip edecek. Burada dikkat edilmesi gereken husus, gözlemci olacak kişilerin sahada sadece Ankara’nın tavrını yansıtacak liyakatli insanlardan seçilmesi.

Diğer önemli husus, Rusya’nın muhaliflerin Suriye’nin geleceğindeki yerini kabul ediyor oluşu. Rusya elbette çıkarları gereği Baas yapısından vazgeçmeyecek ancak Esad’ın kalması konusunda ısrarcı olamayacak. Muhaliflerin iç çatışmaları kesilip ortak tavır almaları sağlanabilirse çatışmasızlık sürecini müteakip siyasi görüşmelerde muhaliflerin kazanımları çok daha fazla olacak. Burada, tüm yerli muhalifleri ama en başta da Suriye halkını güvende hissettirerek liderlik yapacak bir Suriyeli’ye ihtiyaç var. Daha önce bir yazımda da dile getirdiğim gibi, daha önce ABD gibi ülkelere meyletmemiş, bu kirli savaşta temiz halini olabildiğince korumuş, askeri geçmişi nedeniyle meseleye nizami gözle de bakabilecek Riyad el Esad veya onun gibi birinin Türkiye tarafından desteklenmesi ve güçlendirilmesi büyük önem arz ediyor.

Türkiye’de yaşanan veri kirliliğinin önüne geçmek içinse hükümetin kendi tavrını doğru şekilde yansıtacak bir kamuoyu bilgilendirme aracını tahsis etmesi gerekiyor. Önceden kamu diplomasisi bu işi hakkaniyetle yapmaya çalışıyordu ama bu kurum dağıldı. Bu yapının yeniden canlandırılması lazımken, ABD’de ve Rusya’da devlet başkanlarının nasıl ki Suriye Özel Temsilcisi varsa, Türkiye’de de Cumhurbaşkanı’nın Suriye Özel Temsilcisi olması gerekir. Böylece hem iç hem dış kamuoyu Suriye’de devletin en üst makamının tavrını doğrudan takip edebilir. Bu da manipülasyon ve dezenformasyonları muhakkak minimize edecektir. Suriye’de daha önce farklı nedenlerle pek çok geç kalmış olabiliriz ama gelecek inşa edilirken atılacak hiçbir adım geç olmayacaktır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
23.02.2020
Sürreel bir devrim: Gezi
11.02.2020
RAND Corporation raporu aslında ne diyor?
4.02.2020
Patlamaya hazır bomba: İdlib
5.01.2020
Kasım Süleymani’nin ölümü cini şişeden çıkarır mı?
29.12.2019
Montrö’yü delmeden, Boğaz’dan kaçan milyarları geri getirme yolu: Kanal İstanbul
8.12.2019
Ali Babacan’ın aklında ne var?
29.7.2018
Trump ve Pence için Papaz Brunson’ın önemi
22.7.2018
Dünyada faşizm yükseliyor, bölgede İsrail...
15.7.2018
15 Temmuz gecesi nerede, neler gördüm, ne yaşadım…
12.7.2018
Yeni sistemin ilk dönemi: İddialı bir vizyondan zorlu bir misyona...
5.7.2018
Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
1.7.2018
AB’nin yeni baş ağrısı İtalya
28.6.2018
24 Haziran seçimlerinin dikkat çekenleri
24.6.2018
24 Haziran’dan sonra Türkiye’yi neler bekliyor?
17.6.2018
‘El insaf’ dedirten aşırı yorumlar
3.6.2018
Yenilikten deliliğe: Görünür olmanın köleliği
31.5.2018
İtalya’nın 5 Yıldız Hareketi Avrupa’nın geleceği son nokta mı?
20.5.2018
Evangelistler, Siyonistler, Trump ve Kudüs
17.5.2018
Trump’ın sürreel barış anlayışı
14.5.2018
İngiltere’nin Brexit’le sınavı...
10.5.2018
Transatlantik saflarında yeni çatlak: İran
6.5.2018
Ufak tefek itibar suikastları...
3.5.2018
Meral Akşener’in 24 Haziran stratejisi ne?
29.4.2018
Çizgi dışı bir pazar yazısı...
26.4.2018
CHP ya değişecek ya da kaybolup gidecek
19.4.2018
Erken seçim kararındaki ‘belirsizlik’ ve ‘mecburiyet’ vurgusu
15.4.2018
Trump’ın “güzel ve yeni ve ‘akıllı’ füzeleri”!
12.4.2018
Trump dün “Suriye’den çıkacağım” diyordu, bugün savaşa girer mi?
9.4.2018
Eskişehir’de göz göre göre gelen katliam
3.4.2018
Oğulpınar hudut karakolunda akşamüstü…
1.4.2018
Trump gerçekten de ABD’yi Suriye’den çıkaracak mı?
29.3.2018
Afrin sonrası ABD ve Türkiye mutabakata varabilir mi?
25.3.2018
Bizi Rusya’yla savaşın eşiğine getirenler ABD’yle de getirir mi?
22.3.2018
‘Afrin kantonu’ tarihin çöplüğüne atıldı
19.3.2018
Güncelleyemediğimiz ‘kadına yönelik şiddet’ konusu...
15.3.2018
Rexit: Trump’a Tillerson’ı Kushner mi kovdurdu?
8.3.2018
DAEŞ’in ‘kadın köleleri’, PKK’nın ‘kadın savaşçıları’
4.3.2018
Mehmetçik ve Johnny arasındaki büyük fark...
1.3.2018
BMGK tasarısı Afrin’i kapsıyor ama Doğu Guta’yı kapsamıyormuş!
25.2.2018
Doğu Guta: Üzülme, ölünce hepsi geçecek
22.2.2018
Dünyanın gözlerini kaçırdığı son yer: Doğu Guta
18.2.2018
Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?
15.2.2018
Afrin, İdlib, Şam, Deyrezzor...
11.2.2018
CHP hangi ülkenin siyasi partisi?
8.2.2018
Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek
5.2.2018
ABD notları -3
1.2.2018
ABD notları -2
28.1.2018
ABD notları -1
25.1.2018
Cumhurbaşkanı’nın Afrin hamlesi
18.1.2018
Afrin’de Rusya’ya “ABD’ye diyorum ama sen anla” mesajı
4.1.2018
İran’a değil, İran’daki protestolara dış müdahale...
28.12.2017
Mağdur varmış, Mor Beyin mağduriyeti varmış...
24.12.2017
Trump, Kudüs çıkışı ve dünyanın kaderi
21.12.2017
Birleşik Arap Emirlikleri’nin karanlıkta kalan gerçek yüzü
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive