Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu


15.10.2017 - Bu Yazı 1467 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İran ile ABD, İngiltere, Rusya, Fransa, Çin, Almanya ve AB arasında 2015’te varılan nükleer anlaşma, asla Tahran’ın nükleer programını sona erdirmesine karşılık, İran’a uygulanan yaptırımların kaldırılmasına uzlaşısından ibaret olmadı. Anlaşmayla BM’nin ve Batı’nın İran’a uyguladığı yaptırımlar kaldırılmaya, İran’ın dondurulmuş olan milyarlarca dolar hacmindeki ticari malvarlığına yeniden erişimi sağlanmaya başlandı; Batılı ülkeler uzun yıllardan beri görülmemiş biçimde İran’la diplomatik, ticari ve ekonomik ilişkiler kurmaya yöneldi. Ancak Batı ile İran arasında açılan yeni kapı, Orta Doğu’daki mevcut dengeleri sarstı. İsrail ve Suudi Arabistan bu anlaşmayla adeta ihanete uğramış oldu. Nitekim Obama’nın son döneminde Washington ile hem İsrail’in hem de Körfez ülkelerinin arası açılırken İran’ın Orta Doğu’daki yayılma politikası artacaktı.

Anlaşma 2015’te imzalandı imzalanmasına ama arkasında uzun yıllara uzanan bir müzakere süreci vardı. Ama 2013 yılı, bu müzakerelerin bir karara bağlanmasında belirleyici olacaktı.

21 Ağustos 2013’te Esad rejiminin Doğu Guta’da 1500 kişinin ölümüne yol açan kimyasal saldırısı sonrası, Obama yönetimi 2012’de ilan ettiği ‘kırmızı çizgileri’nin aşılmasını gerekçe göstererek Suriye’ye askeri müdahale için düğmeye bastı; daha doğrusu basmış gibi yaptı. Birbirini müteakip basın açıklamaları, televizyon ekranlarından düşmeyen müdahale planları vs. derken Suriye’nin Şam ve Lazkiye gibi rejimi destekleyen nüfusun yoğun olduğu bölgelerinden kaçış başlamıştı. Ama bir ay dahi geçmeden Obama kararından vazgeçerek, Rusya’nın arabuluculuğunda Suriye rejimiyle kimyasal silahların imha edilmesi yönünde anlaşmaya vardığını açıkladı. Aynı duyuruda ilk kez İran’la da nükleer anlaşma için masada olduklarını kamuoyuna duyurdu.

Aradan geçen zaman içinde Suriye’de çok kez kimyasal silah kullanıldı. Gözlemci raporlarına göre rejim, kimyasal silahları tamamen yok etme anlaşmasına uymadı. Eylül’de yayımlanan BM Savaş Suçları İzleme Raporu’na göre rejim o günden bugüne en az 26 kimyasal saldırı daha gerçekleştirdi.

Obama yönetimi, Suriye’yle kimyasal silahlar ve İran’la nükleer faaliyetleri için anlaşmaya yönelirken, Suriye’deki vekalet savaşı, DAEŞ gibi korkunç bir terör örgütünü büyüyüp gürbüzleştirdi. Irak’ın mezhepçi politikaları da DAEŞ’i daha da güçlendirdi. Obama yönetimi “DAEŞ’le mücadele”planına odaklanırken İran bölgedeki etkisini artırmayı sürdürdü. Ağustos 2013’te Mahmud Ahmedinejad’ın yerine Hasan Ruhani gibi ‘reformist’bilinen bir isim İran’da Cumhurbaşkanı oldu olmasına ama, Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani gibi isimlerin bölgedeki nüfuzunda ya da İran’ın yayılmacı politikasında değişiklik olmadı.

Obama yönetiminin liberal demokratlar tarafından yenilikçi, cesur ve başarılı bulunan politikaları, sadece Orta Doğu’da değil dünyada da dengelerin sarsılmasına neden oldu; Suriye’de olanlar Suriye’de, Irak’ta olanlar Irak’ta kalmadı; sonunda bundan ABD de nasibini aldı. “Olmaz, olamaz” denilen Donald Trump, yükselen yabancı düşmanlığı, İslamofobi ve küreselleşme karşıtlığı sonucunda başkan oldu.

Trump, Başkan olduğundan beri ABD’nin yerleşik düzeniyle girdiği mücadele nedeniyle dış politikaya dair vaatlerinin bir kısmından geri adım atmış olsa da, ABD-İsrail ve ABD-Suudi Arabistan ilişkilerini yeniden eski haline döndürmek için gözle görülür adımlar attı. Bunun yanı sıra, iki ülkeyi de memnun edecek şekilde İran’a yönelik tehdit algısını bir süredir yükseltiyordu. Ayrıca bu politikaları, Pentagon’un İran’ı tehdit olarak görmekten vazgeçmeyen generalleri tarafından da benimseniyordu.

Bu nedenle, Trump’ın Cuma günü açıkladığı üzere İran nükleer anlaşmasından çekilerek topu Kongre’ye atmasını, Paris İklim Anlaşması’ndan ya da UNESCO’dan çekilmesi ile denk tutarak okumamakta fayda var. Çünkü İran’la varılan nükleer anlaşma, yazının başında da ifade ettiğim gibi hiç bir zaman tek başına nükleer anlaşmadan ibaret olmadı. Trump’ın geçen ay BM Genel Kurulu’ndaki İran’a yönelik sert ifadelerinden çok daha önce, İran’a karşı sertleşeceğinin emareleri Suriye ve Irak’ta gözlemlenebiliyordu.

15 Haziran tarihli “ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya”başlıklı yazımda, ilkbaharda Suriye, Irak ve Ürdün sınırları üçgeninde yaşanan gelişmeler, Rakka operasyonu sonrası Suriye’de yeni kritik çatışma bölgesinin Deyrezzor, Ebu Kamal ve Tanf çevresi olacağını, burada ABD’nin kara gücü olarak desteklediği Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) domine eden PKK/PYD terör örgütüyle sayılarını her geçen gün artırdığı Arap güçlerini, rejim güçleri ve İran destekli milislere karşı kullanabileceğini değerlendirmiştim. Bugün Deyrezzor, PKK ve Suriye rejiminin sözde DAEŞ’le savaştığı ama aslında birbirleriyle yarıştığı bir mücadele alanına dönmüş durumda. Tartışmalı Kuzey Irak referandumu sonrası Kerkük’teki gerilim, Tuzhurmatu’da Peşmerge ile Haşdi Şabi arasında başlayan çatışmaları da, Suriye ve Irak’ta olan biteni birbirinden ayrı değerlendiremeyeceğimiz için, bu tabloya eklemek gerek. Trump’ın Cuma günü, Hazine Bakanlığı’nı Devrim Muhafızlarına daha ileri yaptırımlar getirmesi konusunda yetkilendirdiğini açıklamasını da eklersek herhalde tablo tamamlanmış olur.

Maalesef geçen yıl Musul operasyonunun arifesinde bu köşede öngördüğümüz noktaya gelmiş bulunuyoruz. Musul ve Rakkaoperasyonları sonrası bölgede bir Kürt-(Şii) Arap çatışması olacak demiştik; arkasında da ABD’nin İran’a yeni (aslında eski) agresif politikası yatacak. Buna İsrail’in Barzani yönetimine referandumda verdiği açık desteği, ve hatta Hizbullah’ın Lübnan’da bu kadar güç kazanmasına izin vermeyecek olan İsrail’in üç vakte kadar o bölgede bir hamle yapacağı öngörüsünü katarsak, Obama sonrası ABD’nin de bölgenin de eski kodlarına döndüğünü söyleyebiliriz. Aradan geçen zaman, büyük politika değişiklikleri ve milyonlarca hayatın trajik biçimde değişmesinin ardından aslında değişen tek şey, paramparça edilmiş bir Irak’a parçalanmış bir Suriye’nin katılması ve bölgede bir Kürt devleti’ kurma projesinin iyice belirginleşmiş olması.

İran, kendi savaştığı yerlere Rusların egemen olacağını, ABD’nin eski kodlarına döneceğini, İsrail’in asla vazgeçmeyeceğini, olacakların Türkiye’yi ama aynı zamanda kendini de vuracağını bilse yine aynı şekilde davranır mıydı acaba?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
23.02.2020
Sürreel bir devrim: Gezi
11.02.2020
RAND Corporation raporu aslında ne diyor?
4.02.2020
Patlamaya hazır bomba: İdlib
5.01.2020
Kasım Süleymani’nin ölümü cini şişeden çıkarır mı?
29.12.2019
Montrö’yü delmeden, Boğaz’dan kaçan milyarları geri getirme yolu: Kanal İstanbul
8.12.2019
Ali Babacan’ın aklında ne var?
29.7.2018
Trump ve Pence için Papaz Brunson’ın önemi
22.7.2018
Dünyada faşizm yükseliyor, bölgede İsrail...
15.7.2018
15 Temmuz gecesi nerede, neler gördüm, ne yaşadım…
12.7.2018
Yeni sistemin ilk dönemi: İddialı bir vizyondan zorlu bir misyona...
5.7.2018
Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
1.7.2018
AB’nin yeni baş ağrısı İtalya
28.6.2018
24 Haziran seçimlerinin dikkat çekenleri
24.6.2018
24 Haziran’dan sonra Türkiye’yi neler bekliyor?
17.6.2018
‘El insaf’ dedirten aşırı yorumlar
3.6.2018
Yenilikten deliliğe: Görünür olmanın köleliği
31.5.2018
İtalya’nın 5 Yıldız Hareketi Avrupa’nın geleceği son nokta mı?
20.5.2018
Evangelistler, Siyonistler, Trump ve Kudüs
17.5.2018
Trump’ın sürreel barış anlayışı
14.5.2018
İngiltere’nin Brexit’le sınavı...
10.5.2018
Transatlantik saflarında yeni çatlak: İran
6.5.2018
Ufak tefek itibar suikastları...
3.5.2018
Meral Akşener’in 24 Haziran stratejisi ne?
29.4.2018
Çizgi dışı bir pazar yazısı...
26.4.2018
CHP ya değişecek ya da kaybolup gidecek
19.4.2018
Erken seçim kararındaki ‘belirsizlik’ ve ‘mecburiyet’ vurgusu
15.4.2018
Trump’ın “güzel ve yeni ve ‘akıllı’ füzeleri”!
12.4.2018
Trump dün “Suriye’den çıkacağım” diyordu, bugün savaşa girer mi?
9.4.2018
Eskişehir’de göz göre göre gelen katliam
3.4.2018
Oğulpınar hudut karakolunda akşamüstü…
1.4.2018
Trump gerçekten de ABD’yi Suriye’den çıkaracak mı?
29.3.2018
Afrin sonrası ABD ve Türkiye mutabakata varabilir mi?
25.3.2018
Bizi Rusya’yla savaşın eşiğine getirenler ABD’yle de getirir mi?
22.3.2018
‘Afrin kantonu’ tarihin çöplüğüne atıldı
19.3.2018
Güncelleyemediğimiz ‘kadına yönelik şiddet’ konusu...
15.3.2018
Rexit: Trump’a Tillerson’ı Kushner mi kovdurdu?
8.3.2018
DAEŞ’in ‘kadın köleleri’, PKK’nın ‘kadın savaşçıları’
4.3.2018
Mehmetçik ve Johnny arasındaki büyük fark...
1.3.2018
BMGK tasarısı Afrin’i kapsıyor ama Doğu Guta’yı kapsamıyormuş!
25.2.2018
Doğu Guta: Üzülme, ölünce hepsi geçecek
22.2.2018
Dünyanın gözlerini kaçırdığı son yer: Doğu Guta
18.2.2018
Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?
15.2.2018
Afrin, İdlib, Şam, Deyrezzor...
11.2.2018
CHP hangi ülkenin siyasi partisi?
8.2.2018
Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek
5.2.2018
ABD notları -3
1.2.2018
ABD notları -2
28.1.2018
ABD notları -1
25.1.2018
Cumhurbaşkanı’nın Afrin hamlesi
18.1.2018
Afrin’de Rusya’ya “ABD’ye diyorum ama sen anla” mesajı
4.1.2018
İran’a değil, İran’daki protestolara dış müdahale...
28.12.2017
Mağdur varmış, Mor Beyin mağduriyeti varmış...
24.12.2017
Trump, Kudüs çıkışı ve dünyanın kaderi
21.12.2017
Birleşik Arap Emirlikleri’nin karanlıkta kalan gerçek yüzü
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive