Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Doğu Guta: Üzülme, ölünce hepsi geçecek


25.2.2018 - Bu Yazı 1464 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Esad rejiminin abluka altında tuttuğu, Astana sürecinin çatışmasızlık bölgelerinden biri olması gereken ama buna riayet edilmeyen Doğu Guta’da son beş günde 400 sivil yoğun bombardımanlar sonucu öldü.

İnsanların daha fazla acı çekmeden ölmek için dua ettiği, birbirlerini avutmak için “Üzülme, ölünce hepsi geçecek” dediği, ağlayan çocuklarını “Cennete gidersek orada yemek yiyeceğiz,” diyerek susturduğu bir yer bugün Doğu Guta. BM Genel Sekreteri Antonio Gutierres’in “Yeryüzünde cehennemi yaşıyorlar,” diyerek tarif ettiği sivillerin, en güvende olmaları gereken yerde, evlerinde mahsur kaldığı şehir. Üstelik ilk de değil, bu durumu yaşayan Suriye’de sayısını hatırlamadığımız kim bilir kaçıncı kent.

BM Güvenlik Konseyi, Cuma günü sadece bir ay sürecek insani ateşkesi, yaralıların tıbbi tahliyesini içeren tasarıyı, tüm gün süren pazarlıklar sonucu karara bağlayamadı. Karar Cumartesi akşamına ertelendi ama arka planda kimin insani ateşkes karşılığında neleri talep ediyor olduğu sorusu bir kez daha mideleri bulandırdı.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley’nin Twitter hesabından yazdıklarıyla Rusya’yı oylamayı geciktirmekle suçlaması ve “Güvenlik Konseyi oylama üzerinde uzlaşana dek kaç insan daha ölecek? Suriye halkı bekleyemez,” demesi ise dünden bugüne ABD’nin Esad’ın katliamlarına karşı çok konuşup hiçbir şey yapmadığı zaman çizelgesini anımsattı. Evet, Rusya BMGK’yı Çin’le birlikte pek çok kez tıkadı, Suriye’de İran’la birlikte Esad’ın katliamlarının hem destekçisi hem de iştirakçisi oldu. Ama ABD’nin DAEŞ’ten önce, PKK’ya destek verip NATO müttefikini sırtından bıçaklamasından da önce, Esad rejiminin katliamlarının önünü açmış olduğu gerçeği hafızalarımızdan silinmedi.

Hatırlayalım, yer yine Doğu Guta... Tarih 21 Ağustos 2013. Esad rejiminin gerçekleştirdiği sarin gazı saldırısında 1300 sivil acılar içinde can verdi. Ondan sonra diplomatik arenada yaşananlarsa Hollywood yapımı bir savaş filminin en heyecanlı sahneleri gibiydi ve sadece tiyatrodan ibaretti. Eski Başkan Barack Obama, kimyasal saldırı sonrası meşhur ‘kırmızı çizgileri’ aşıldığı için hızla savaş hazırlığına girişmişti. Savaş senaryoları uluslararası medyanın sayfalarından eksik olmuyor, Obama sık sık ekranlara çıkıp ‘an meselesi’ olan saldırı planı üzerine çalıştığını söylüyordu. BMGK opsiyonu Rusya ve Çin’in süreci tıkamasıyla zaten çözümsüzdü. Önce İngiltere’de Avam Kamarası’nın müdahaleye hevesli dönemin başbakanı David Cameron’ı yolda bıraktı. Derken Obama da U dönüşüne hazırlanmak için vites düşürdü ve meseleyi Kongre’ye götürme kararı verdiğini söyledi. ABD Başkanı’nın yetkilerinde bir kısıtlama olmamasına rağmen Kongre’ye gitme kararı, kamuoyunu ikna çabası gibi lanse edildi. Doğru olmasına doğru, Amerikan kamuoyu Irak Savaşı’nın sonuçları nedeniyle Suriye’ye müdahaleye hiç de istekli değildi ancak Beyaz Saray’ın istediğinde kamuoyu oluşturma konusunda sıkıntı çekmediği düşünüldüğünde bu çaba pek de gerçekçi görünmüyordu.

Derken bir anda her şey değişti. Rusya, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin ağzından kaçırdığı “Esad kimyasal silahlarının tüm parçalarını uluslararası topluma teslim edebilir; ama o bunu yapacak biri değil. Belli ki bu olacak iş değil,” cümlesini “Neden olmasın” diyerek adeta topu rakibin ayağından alıp kontratağa çıkan bir takım gibi değerlendirdi ve gole çevirdi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un hazırladığı iki aşamalı plana göre Şam yönetimi kimyasal silahlarını BM’ye teslim edecek ve silahlar imha edilecek, ayrıca Suriye ‘Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü’ne katılacaktı. Şam Rusya’nın golüne çok sevindi haliyle, hızla “Hay hay” dedi. ABD Dışişleri, “Kem küm… Yok, aslında Kerry öyle demek istemedi. Olmaz ki. Esad’a güvenilmez ki. Falan fişman,” diye lafı eveleyip gevelerken birkaç gün içinde Kerry ile Lavrov’u Cenevre’de gülüşmeler, şakalaşmalar eşliğinde el sıkışırken buluverdik. Obama en son herkesi kimyasal saldırı sırasında can çekişerek ölen çocukların görüntülerini izlemeye çağırdı ve fakat diplomasiye bir fırsat vereceklerini söyledi. Ardından da hızla topuklayarak öteki gündemine, İran’la nükleer anlaşmasına döndü. Çünkü kimyasal saldırı nedeniyle Suriye’ye müdahale tiyatrosu da İran’ı nükleer masasına oturtmak için kullanılan pazarlık araçlarından biriydi. Obama’nın ‘kırmızı çizgi’leri de böylece buharlaştı.

Acaba gerçekten John Kerry o cümleleri ağzından yanlışlıkla mı kaçırmıştı? ABD Suriye’ye saldırıp Esad’a dersini vermeye niyetliydi de, Rusya’nın kıvrak hamlesiyle mi vazgeçmişti? O gün belki belirsizdi ama bugün her şey apaçık. Obama Esad rejimine müdahale konusunda hiç de hevesli değildi. Ama Washington’da gidenler gibi gelenler de farklı ajandalara sahip ve laf üretmekten başka hiçbir şey yapmıyorlar. Amerikan medyası ise, bugün Trump’ı Rusya üzerinden köşeye sıkıştırmaya çalışadursun, insan amiral gemisi New York Times’ın Rusya Devlet Başkanı Putin’e bir yazı yazdırıp dönemin ABD Başkanı’nı Amerikan kamuoyu önünde fırçalatan ve Rusya’nın Suriye’deki kanlı çıkışını parlatan makalesini unutmuyor.

Suriye’de kirli pazarlıklar devam ediyor. Rejim ve destekçilerinin katliamlarıyla ABD’nin tiyatroları bitmiyor. İnsanlar gördüklerinden uyuşmuş, artık olan biteni umursamıyor. Bize de bir tek, Doğu Guta’da daha fazla acı çekmeden ölmek için dua eden Suriyeli sivillerin dualarına katılmak kalıyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
23.02.2020
Sürreel bir devrim: Gezi
11.02.2020
RAND Corporation raporu aslında ne diyor?
4.02.2020
Patlamaya hazır bomba: İdlib
5.01.2020
Kasım Süleymani’nin ölümü cini şişeden çıkarır mı?
29.12.2019
Montrö’yü delmeden, Boğaz’dan kaçan milyarları geri getirme yolu: Kanal İstanbul
8.12.2019
Ali Babacan’ın aklında ne var?
29.7.2018
Trump ve Pence için Papaz Brunson’ın önemi
22.7.2018
Dünyada faşizm yükseliyor, bölgede İsrail...
15.7.2018
15 Temmuz gecesi nerede, neler gördüm, ne yaşadım…
12.7.2018
Yeni sistemin ilk dönemi: İddialı bir vizyondan zorlu bir misyona...
5.7.2018
Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
1.7.2018
AB’nin yeni baş ağrısı İtalya
28.6.2018
24 Haziran seçimlerinin dikkat çekenleri
24.6.2018
24 Haziran’dan sonra Türkiye’yi neler bekliyor?
17.6.2018
‘El insaf’ dedirten aşırı yorumlar
3.6.2018
Yenilikten deliliğe: Görünür olmanın köleliği
31.5.2018
İtalya’nın 5 Yıldız Hareketi Avrupa’nın geleceği son nokta mı?
20.5.2018
Evangelistler, Siyonistler, Trump ve Kudüs
17.5.2018
Trump’ın sürreel barış anlayışı
14.5.2018
İngiltere’nin Brexit’le sınavı...
10.5.2018
Transatlantik saflarında yeni çatlak: İran
6.5.2018
Ufak tefek itibar suikastları...
3.5.2018
Meral Akşener’in 24 Haziran stratejisi ne?
29.4.2018
Çizgi dışı bir pazar yazısı...
26.4.2018
CHP ya değişecek ya da kaybolup gidecek
19.4.2018
Erken seçim kararındaki ‘belirsizlik’ ve ‘mecburiyet’ vurgusu
15.4.2018
Trump’ın “güzel ve yeni ve ‘akıllı’ füzeleri”!
12.4.2018
Trump dün “Suriye’den çıkacağım” diyordu, bugün savaşa girer mi?
9.4.2018
Eskişehir’de göz göre göre gelen katliam
3.4.2018
Oğulpınar hudut karakolunda akşamüstü…
1.4.2018
Trump gerçekten de ABD’yi Suriye’den çıkaracak mı?
29.3.2018
Afrin sonrası ABD ve Türkiye mutabakata varabilir mi?
25.3.2018
Bizi Rusya’yla savaşın eşiğine getirenler ABD’yle de getirir mi?
22.3.2018
‘Afrin kantonu’ tarihin çöplüğüne atıldı
19.3.2018
Güncelleyemediğimiz ‘kadına yönelik şiddet’ konusu...
15.3.2018
Rexit: Trump’a Tillerson’ı Kushner mi kovdurdu?
8.3.2018
DAEŞ’in ‘kadın köleleri’, PKK’nın ‘kadın savaşçıları’
4.3.2018
Mehmetçik ve Johnny arasındaki büyük fark...
1.3.2018
BMGK tasarısı Afrin’i kapsıyor ama Doğu Guta’yı kapsamıyormuş!
25.2.2018
Doğu Guta: Üzülme, ölünce hepsi geçecek
22.2.2018
Dünyanın gözlerini kaçırdığı son yer: Doğu Guta
18.2.2018
Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?
15.2.2018
Afrin, İdlib, Şam, Deyrezzor...
11.2.2018
CHP hangi ülkenin siyasi partisi?
8.2.2018
Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek
5.2.2018
ABD notları -3
1.2.2018
ABD notları -2
28.1.2018
ABD notları -1
25.1.2018
Cumhurbaşkanı’nın Afrin hamlesi
18.1.2018
Afrin’de Rusya’ya “ABD’ye diyorum ama sen anla” mesajı
4.1.2018
İran’a değil, İran’daki protestolara dış müdahale...
28.12.2017
Mağdur varmış, Mor Beyin mağduriyeti varmış...
24.12.2017
Trump, Kudüs çıkışı ve dünyanın kaderi
21.12.2017
Birleşik Arap Emirlikleri’nin karanlıkta kalan gerçek yüzü
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive