Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Ufak tefek itibar suikastları...


6.5.2018 - Bu Yazı 1292 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Aslında Şenol Boz arayıp eşi Şerife Abla’nın milletvekili aday adayı olduğunu söylediğinde içim cız etmedi değil; aklımdan geçmedi de değil “Emin misiniz? İyice düşündünüz mü?” diye sormak. Yanlış anlarlar diye çekinmeseymişim de keşke deseymişim.

Tanıştığımızdan beri insanlara cömertçe dağıttıkları hesapsız kitapsız sevgilerini benden de esirgemedi Şerife ve Şenol Boz. Sağ olsunlar, hem rahatsız etmeye çekinir hem “Ama sen bizim kızımız sayılırsın,” diyerek arar, halimi hatırımı, anamı babamı sorar, “Bize ne zaman geleceksin ailenle?” derler sık sık. Bugüne kadar onca kez görüşmüşlüğümüzde, ne benden bir şey isteklerine denk geldim ne “Kızım bir ihtiyacın var mı?” diye sormadan vedalaştıklarına... Yine de çekindim işte, “Ah be ablam, açık hedef haline gelirsen ya ne yaparız?” demeye...

Korktuğum başıma öyle hızlı geldi ki... Kasıtlı bir kötülük, isteyerek temiz ve saf bir kadını linç etme arzusu var mıydı bu olaya karışan bazılarının bilemeyeceğim. Onlar gibi niyet de okumayacağım. Ama özenle işlenen cinayetlerin, planlı suçların dışında genelde böyle olur hep. O korkunç kazalar, büyük facialar, bilerek kötülük yapmayan, isteyerek suç işlemeyen ama hakka hukuka yeterince titizlik göstermeyenler yüzünden başa gelir hep.

Şerife Abla’yla ilk kez 10 Eylül 2016 günü evlerinin önünde tanıştım. Bir program için beraber şehir dışına bizi götürecek araç, Çeliktepe’nin dar sokaklarında zar zor ilerlemeye çalışırken dank etti kafama. Şerife Boz, o minicik haliyle, benim diyen erkeklerin küçücük arabalarla geçemediği iğne deliği gibi yollardan, sadece komşusunu değil, bütün mahalleyi doluşturduğu koca bir kamyonu geçirmişti. O günden başlayarak, bir gün bile bana durduk yerde ağzımdan dökülen “Helal olsun”lardan öte dedirttiği bir şey olmadı Şerife Abla’nın. “15 Temmuz kahramanı” olmakla haksız kazanç elde ettiği gibi suçlamaların binde birine tekabül edecek bir maddi kazancı da olmadı, darbe kalkışması sırasında yaşadıklarına dair hikayesini de asla çarpıtmadı.

Bugün araştırıp sormadan onu yerin dibine sokma sırasına girenler gibi, o gün de parlatacak bir hikaye, atacak manşet arayan özensizlerin ağına düşmüştü hasbelkader o kadar. Evlat gibi baktıkları, yaşı bana yakın ekmek teknesi kamyonlarını müzeye koymakla görevlendirilmiş memurların bile, amirlerinin gözüne “Bak abi, kaça kapattım?” deyip girebilmek için üç kuruş önerdiklerini hatırlarım. Ailenin “Ne yapalım, başka çaremiz yok,” dediğini duyunca Şenol Abi’ye, “Elbette vatana canımız feda, ama ekmek tekneni alanlar bari sana yeni bir kamyon alacak miktarı versin. Sonra sen ne yapacaksın?” demek durumunda kalmıştım.

Bilmeyen için pek güzel, çok cazip bir şey gibi gözükebilir gün aşırı sefere çıkmak, ama bir yerden sonra verdiği yorgunluk dayanılmaz olur, buna can dayanmaz. Ardı arkası kesilmeyen 15 Temmuz davetlerinde, tıpkı o gecenin diğer sembol isimleri gibi, küçücük canıyla ‘gık’ demeden, tek kuruş almadan Anadolu’yu gezdiğinde, güzel ahlakına o kadar çok şahit oldum ki onların... Hele bir seferinde, Şerife Abla kolunu kırmıştı da ağır başlılığından, utancından, “Şımardı da gelmedi derler” endişesinden acısını içine ata ata, alçılı kolunu çarşafının altına saklaya saklaya yine yollara düşmüş, o gece İstanbul’un ne yaşadığını Türkiye’nin diğer illerine anlatmak için yola koyulmuştu. Bugün onlara haksız kazanç elde etti diyerek köşesinden sitesinden çamur atanlar, geçin ekstra kazanç elde etmeyi, Boz ailesi gibi çok sayıda cefakar insanın, tıpkı 15 Temmuz’da olduğu gibi ‘vatan-namus meselesi’ diyerek o geceyi anlatmayı görev bilip aylarca işlerine güçlerine bile gidemeden kendi kazançlarından da olduğunu duysa utanır mı bilmem, zannetmem. Öyle dertleri olsa, bir telefonla ulaşabilecekleri, soru sorabilecekleri insanları, birkaç sübjektif sosyal medya yorumu üstünden yargısız infazla idam sehpasına çıkarmazlardı eminim.

Onlarla katıldığım hiçbir televizyon programlarında ya da 15 Temmuz etkinliğinde, bir kere bile hikayelerini farklı anlattıklarını duymadım. Şenol Abi de Şerife Abla da, 15-16 Temmuz’u dilleri döndüğünce anlatmaya çalıştı hep. ‘Salon bey/hanımefendiliği’yle, ‘TV şovmenliği’yle tıraşlanmamış en saf, doğal halleriyle, arkasında kötülük aramadan, sorguya çekilircesine tekrar tekrar gelen suallere, lügatları yettiğince cevap vermeye çabaladılar her daim.

15 Temmuz’da geride torun bile bırakmayarak hep beraber köprüye gittiklerini, “Ölürsek beraber ölelim ki arkada öksüz, yetim bırakmayalım,” diyerek yola çıktıklarını Şerife Abla’yı manşete taşıyan kimse mi dinlememiş, inanılacak gibi değil. “16 Temmuz gecesi çarşaflı ve açık iki kadının kamyon sırtında Taksim’e ilk nöbeti tutmaya gelişinin” aşırı demokratik hikayesinden de etkileyici o anları ilk dinlediğimde, ben kendimi tutamamış ağlamıştım. Ama onlar birilerinin kadrajına ertesi gece düştüler, kendi dünyalarında vatan derdine düşmüşken fark etmeden “15 Temmuz’un görünen hikayelerinden biri” oldular. Medya kapılarına dayandığında, Ankara’dan üst üste davetler geldiğinde, reddetselerdi sevinecek miydi bazıları, anlamadım?

Birileri aday adaylığı için kendisine telkinde bulunduğunda Şerife Abla’nın istekli olmadığını biliyorum. Eşine yıllardır aşık Şenol Abi’nin onun için en iyisini istemesiyle ısrar etmesi sonucu “Tamam,” dediğini de biliyorum. Ama üzerine titrediği hanımına böyle dil uzatacaklarını tahmin etse “Asla,” der, siper olurdu biliyorum.

“Her şeyde bir hayır vardır,” demeye çalışıyor, bugün olanlar yarın milletvekili olsa daha korkunç şekilde hedef tahtasına oturtulmasına sebep olurdu diye kendimi avutuyorum. Ama bugüne kadar tertemiz tuttukları dünyaları, saf duyguları böyle umarsızca kirletildiği için de olanlara karşı öfkemi bastırmakta zorlanıyorum. Şehit ailelerini, gazileri, o gece sokağa ölmeyi göze alarak çıkıp da şehitlik nasip olmayan bazı insanları ekranlara çıkarıp, manşetlere çekip, onların duygu durumlarını, algı biçimlerini, travmalarını, sorun ve sorgulamalarını umursamadan sahne ışıklarını yüzlerine tutanların neden olduğu, aynı sahnede yan yana durduğu halde birbirlerini tanımayanların düşünmeden kurduğu birkaç cümleyle başlayan ve 15 Temmuz gecesini kirletmek için hazırda bekleyen malum densiz sürüsünün koşarak yetişip son kurşunu sıktığı bu ufak tefek itibar suikastını unutabileceğimi sanmıyorum. Kimse kendine ders çıkaracak mı, sanmıyorum. Olan olduğuyla kalacak, ama ben yine de yazıyorum...

.

Facebook Yorumları

Emlak8
23.02.2020
Sürreel bir devrim: Gezi
11.02.2020
RAND Corporation raporu aslında ne diyor?
4.02.2020
Patlamaya hazır bomba: İdlib
5.01.2020
Kasım Süleymani’nin ölümü cini şişeden çıkarır mı?
29.12.2019
Montrö’yü delmeden, Boğaz’dan kaçan milyarları geri getirme yolu: Kanal İstanbul
8.12.2019
Ali Babacan’ın aklında ne var?
29.7.2018
Trump ve Pence için Papaz Brunson’ın önemi
22.7.2018
Dünyada faşizm yükseliyor, bölgede İsrail...
15.7.2018
15 Temmuz gecesi nerede, neler gördüm, ne yaşadım…
12.7.2018
Yeni sistemin ilk dönemi: İddialı bir vizyondan zorlu bir misyona...
5.7.2018
Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
1.7.2018
AB’nin yeni baş ağrısı İtalya
28.6.2018
24 Haziran seçimlerinin dikkat çekenleri
24.6.2018
24 Haziran’dan sonra Türkiye’yi neler bekliyor?
17.6.2018
‘El insaf’ dedirten aşırı yorumlar
3.6.2018
Yenilikten deliliğe: Görünür olmanın köleliği
31.5.2018
İtalya’nın 5 Yıldız Hareketi Avrupa’nın geleceği son nokta mı?
20.5.2018
Evangelistler, Siyonistler, Trump ve Kudüs
17.5.2018
Trump’ın sürreel barış anlayışı
14.5.2018
İngiltere’nin Brexit’le sınavı...
10.5.2018
Transatlantik saflarında yeni çatlak: İran
6.5.2018
Ufak tefek itibar suikastları...
3.5.2018
Meral Akşener’in 24 Haziran stratejisi ne?
29.4.2018
Çizgi dışı bir pazar yazısı...
26.4.2018
CHP ya değişecek ya da kaybolup gidecek
19.4.2018
Erken seçim kararındaki ‘belirsizlik’ ve ‘mecburiyet’ vurgusu
15.4.2018
Trump’ın “güzel ve yeni ve ‘akıllı’ füzeleri”!
12.4.2018
Trump dün “Suriye’den çıkacağım” diyordu, bugün savaşa girer mi?
9.4.2018
Eskişehir’de göz göre göre gelen katliam
3.4.2018
Oğulpınar hudut karakolunda akşamüstü…
1.4.2018
Trump gerçekten de ABD’yi Suriye’den çıkaracak mı?
29.3.2018
Afrin sonrası ABD ve Türkiye mutabakata varabilir mi?
25.3.2018
Bizi Rusya’yla savaşın eşiğine getirenler ABD’yle de getirir mi?
22.3.2018
‘Afrin kantonu’ tarihin çöplüğüne atıldı
19.3.2018
Güncelleyemediğimiz ‘kadına yönelik şiddet’ konusu...
15.3.2018
Rexit: Trump’a Tillerson’ı Kushner mi kovdurdu?
8.3.2018
DAEŞ’in ‘kadın köleleri’, PKK’nın ‘kadın savaşçıları’
4.3.2018
Mehmetçik ve Johnny arasındaki büyük fark...
1.3.2018
BMGK tasarısı Afrin’i kapsıyor ama Doğu Guta’yı kapsamıyormuş!
25.2.2018
Doğu Guta: Üzülme, ölünce hepsi geçecek
22.2.2018
Dünyanın gözlerini kaçırdığı son yer: Doğu Guta
18.2.2018
Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?
15.2.2018
Afrin, İdlib, Şam, Deyrezzor...
11.2.2018
CHP hangi ülkenin siyasi partisi?
8.2.2018
Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek
5.2.2018
ABD notları -3
1.2.2018
ABD notları -2
28.1.2018
ABD notları -1
25.1.2018
Cumhurbaşkanı’nın Afrin hamlesi
18.1.2018
Afrin’de Rusya’ya “ABD’ye diyorum ama sen anla” mesajı
4.1.2018
İran’a değil, İran’daki protestolara dış müdahale...
28.12.2017
Mağdur varmış, Mor Beyin mağduriyeti varmış...
24.12.2017
Trump, Kudüs çıkışı ve dünyanın kaderi
21.12.2017
Birleşik Arap Emirlikleri’nin karanlıkta kalan gerçek yüzü
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive